Ulusal Birlik Hükümeti öyle mi
Türkiye hızlandırılmış bir tarih yaşıyor. Onlarca yıldır birikmiş pislikler ortaya çıkarken bu pislikleri halının altına süpürmekle görevli ideoloji ve kamuoyu oluşturma fabrikaları ve fabrikatörler zavallı emeklilere dönüşmüş durumda. Şimdi bu fabrikatörlere bakınca inanamıyorsunuz değil mi; yıllardır bu toplumu bu adamlar yönlendirdi; kamuoyu oluşturdu. Yüz binlerce satan gazetelerin başköşelerinden ahkâm kesip egemen ideolojiyi okuldan camiye kadar her yerde yaydılar.
Şimdi yakından bakın bu adamlara; hiçbir alanda uzmanlığı olmayan, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir kurumunda bir gün bile çalıştırılmayacak, zekâ ve bilgi birikimi en alt seviyede olan adamlar bunlar. Bu toplum içe kapalı, azgelişmiş, çaresiz oldukça bunlar yerlerini korudular. Kendilerine benzeyen parti liderlerini işbaşına getirip al gülüm ver gülüm yıllardır bu ülkeyi soydular. Hâlâ bu parti liderlerine akıl veriyorlar.
Geçen gün Kılıçdaroğlu nihayet kim olduğunu itiraf etti. Ona, kim akıl verdiyse, Hükümet giderse “terör” bir günde biter deyiverdi; arkasından da “esas” baklayı ağzından çıkardı: “Ulusal Birlik Hükümeti kurulsun.” Bu, “ben Kenan Evren’im” demektir.
Türkiye bu yargı meselesini daha çok tartışır.
Yüzlerce yıldan bugüne taşıdığı sabırla barışı ve geleceğini bekleyen kent: Diyarbakır