AB GENİŞLEMESİ MAKAS DEĞİŞTİRİYOR!
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-06-2008
0
İrlanda, AB genişlemesinin temel dinamiği sayılan Lizbon Anlaşması’na hayır dedi. Yani ilk bakışta tam bir “besle kargayı oysun gözünü” durumu. İrlanda, AB’ye 1973’de İngiltere’yle birlikte üye olmuştu. Bu üyelik aslında ada için çok önemli dönüşümün de başlangıcıydı. [1]
Ama ne olursa olsun, bu durum 2005’te Avrupa Anayasası’nın Fransa ve Hollanda referandumlarıyla reddedilmesinden sonra AB genişlemesinde en önemli sorun. Avrupa genişlemesi halen çok önemli sorunlar barındırıyor. Ve bu sorunlar, bugün yaşadığımız kriz kaynaklı yapısal sorunları içeriyor.
Şimdi buradan anlaşılıyor ki Avrupa genişlemesi, var olan haliyle olmayacak. Bugünkü Avrupa’nın temel direği de Maastrich kriterleri. 1991’de imzalanan ve 1993’te yürürlüğe giren Maastrich kriterlerinin özü Washington uzlaşısına dayanır. Esasında hem Maastrich’in hem de Washington uzlaşısının ardında IMF finansal ve yapısal uyum programları vardır. Stiglizh’in eleştirileri, 90’lı yılların “akılsızlığının” bugünkü krizi doğuracağı yönündeydi. “90’larda ortaya çıkan durum, Wall Street, Main Street ve işçi sınıfı arasında, eski endüstri ile yeni endüstri arasında uzun zamandır var olan kontrol mekanizmaları ve dengelerin finansın yeni egemenliği ile köklü bir biçimde altüst olmasıydı.” (Stiglizh; 2003)
Bu alt-üst oluş bütün dengeleri değiştirirken dünyanın üretim eksenini batıdan doğuya kaydırdı ve teknoloji tekelini de kırdı. Artık kimse IMF’nin, hemen savaş sonrası tek bir hegomonik ülkeye dayalı, çarpık kapitalizmine dönüp bakmayacaktı.
Nitekim Dünya Bankası’nın yalnız mekanik piyasa işleyişine kilitlenmemiş iktisatçıları-ki başta Stiglizh- IMF’nin, 1970’lerden kalma istikrar ve uyum politikalarının 2000’li yılları karşılamayacağını görmüştü. Yalnızca mali piyasalarda yapılacak serbestleşmelerin, kuralsızlaştırmaların ve fiyat homojenliğine dayalı bir arz yönlü iktisat anlayışın ilkönce yoksulluk sonra da küresel bir kriz yaratarak çökeceği aşikârdı. Üstelik bu politik hat 1971’den beri karşılığı olmayan bir paraya dayandığı için, bu politikanın ana yürütücüsü olan ABD, “piyasaya” her açıdan müdahale ediyordu.
Hem Washington Uzlaşısı’nda hem de Maastrich Kriterleri’nde ülkelerin borç stoklarını-neredeyse- borç servisi kapasitesi düzeyine indirmek amacı öne çıkıyordu ama hegemonik[2] devlet olan ABD 21. yüzyıla en borçlu ülke olarak giriyordu. ABD, karşılığı olmayan bir paraya dayalı sistemi yürütmek için-silahlanmaya ve dış operasyonlara bağlı- çok yüksek kamu açıkları verirken, dünyanın geri kalanına kamu harcamalarının kısılmasının öğütlenmesinin “rasyonel” hiçbir yanı yoktu. (ABD açısından da.)
İşte bu durum 11 Eylül’ü yarattı. Şimdi bu duruma hem Avrupa’nın hem de Amerika’nın yarattığı yoksullar karşı çıkıyor. Üstelik küreselleşmenin paradoksu gereği, küresel gidişatı belirleyecek ekonomik güce de erişmiş durumdalar. İrlanda bunlardan biri.
İrlanda deneyimi çok önemli ve bize, bir model olarak, geleceğin derslerini de veriyor. İrlanda şunu yapmıştır: 1990’lı yılların başında iyice belirginleşen ve istihdamla-büyüme arasındaki ilişkiyi koparan büyüme trendini kendi içine çekmiştir. Ama bu büyüme trendini içsel büyüme dinamiklerini harekete geçirerek özgün ve reel bir büyüme modeline dönüştürmüştür. İrlanda modeli buna ek olarak kamusal uzlaşmayı ve demokrasiyi öne çıkarmıştır. Böyle olunca beşeri alana yapılan yatırımlar Keynesci devlet kapitalizminden iki yerde ayrılmıştır. Birincisi yatırımlar kısa vadeli talep saikıyla yapılmamıştır; ikincisi devleti değil kamusal bir ekonomiyi geliştirecek alt yapıyı amaçlamıştır. Burada İrlanda kalkınması neoklasik Solow tipi büyüme modelinden de ayrılır.
Bu anlamda İrlanda sanayide ve Ar-Ge’de başlı başına bir kümelenme modelidir.[3] Eğitim-istihdam ve büyüme arasındaki ilişkiyi sağlama konusunda da özgün bir modeldir.
Şimdi İrlanda 30 yılı aşkın bir süredir beşeri sermayeye yaptığı yatırımlardan artık aslan payını alacak. Daha hızlı büyümekle kalmayacak, gelir dağılımını daha da düzeltecek.
Peki, bu İrlanda’nın kamusal genişlemeyi sınırlayan Maastrich’le ne işi olsun.
İrlanda’nın bu seçimini, AB genişlemesinin dolayısıyla AB’nin sonu olarak yorumlayanlar da olacaktır. (Belli çevreler) Bu nereden baktığınıza bağlıdır. Ben de tam aksini söylüyorum. AB genişlemesi İrlanda’nın, özünde Maastrich’e hayır demesiyle, durmadı güçlendi. Adil, sosyal bir Avrupa doğrultusunda…
[1] Bkz; Cemil Ertem; Bir Model Olarak İrlanda, TMMOB Sanayi Kongresi Sunumu; Aralık 2007-Ankara
Bu bildirinin tamamını bu web sitesinde bulabilirsiniz.
[2] Hegemonik Devlet kavramı için bkz; Çağlar Keyder Kriz Üzerine Notlar; 1984;
[3] Kümelenme modelleri küreselleşme döneminde sanayi kapitalizminin ölçek ekonomileri yerine geçmiştir. Bu konuda bkz. Cemil Ertem, Kümelenme Türkiye için bir model olabilir mi? TMMOB Sanayi Kongresi Bildirisi, bildiriler kitabı. Bu bildiriye bu web sitesinden ulaşabilirsiniz.


