DOLAR VE PETROL EGEMENLİĞİ DEVAM MI; TAMAM MI?
Posted by cemilertem | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Finansal Piyasalar | Posted on 24-06-2008
0
PETROL YENİ DENGELER YARATIRKEN…KİM NE ÜRETİYOR, NE KADAR TÜKETİYOR..
Petrol 20.yüzyılın en önemli enerji ve kriz kaynağıydı kuşkusuz. Bugün de değişen bir şey yok. Artan petrol fiyatları dünyanın dengelerini değiştirmeye devam ediyor. Bir varil petrolün en çok 5 dolarlara mal olduğunu düşünürsek bugün ortaya çıkan trilyonlarca doların nasıl bir değişime yol açacağını da sormamız gerekiyor.
Suudi Arabistan’ın arzı artırma vaadine rağmen petrol fiyatları yükseliyor. Bu tablonun, en azından Amerikan seçimlerine kadar süreceğini söyleyebiliriz. Yani 2009’un ilk çeyreğine kadar yüksek petrol fiyatlarını herkes hesabına kitabına katsın. Aslında petrol fiyatlarının bu denli ve bu kadar uzun süre yüksek seyretmesi yeni bir dengenin de oluşmasına yol açıyor. Bunu petrol ithal eden ve ihraç eden ülkelerin dururumuna baktığımızda anlayabiliyoruz.
En fazla petrolü ABD, Çin ve Japonya tüketiyor ve ithal ediyor. Türkiye, dünyanın en çok petrol ithal eden 13. ülkesi.Bugünkü fiyat yapısı aşağıda ayrıntılarını vereceğimiz üretim-tüketim dengesi üzerinden yeni bir denge oluşturuyor. Ayrıca Aşağıdaki grafik bir varil petrolden gelişmiş ülkelerin ne kadar vergi avantajı sağladığını gösteriyor.
Biz 2009 ortasından itibaren, ABD’nin yeni yönetimiyle birlikte, dünya ekonomisinde çok önemli değişikliler olacağını ve petrol fiyatlarının da buna bağlı inişe geçeceğini öngörüyoruz.
Birçok ülke –ki Türkiye bunun en önemli örneği- kamu açıklarını petrolden aldıkları vergilerle idare ediyorlar. Artan petrol fiyatları şu an herkes için bir ilaç aslında. Ancak tabii ki bu böyle sonsuza katar devam edemez Biz 2009 ortasından itibaren, ABD’nin yeni yönetimiyle birlikte, dünya ekonomisinde çok önemli değişikliler olacağını ve petrol fiyatlarının da buna bağlı inişe geçeceğini öngörüyoruz.
2009 yılı ulusal para sistemlerinden tek paraya geçisin başlangıcı olacak. “Küresel Tek Para” sistemine doğru gidiyoruz. Morrison Bonpasse’nin şu sıralar ısrarla savunduğu 3-G yani; Global Tek Para, Global Parasal Birlik ve Global Merkez Bankası kapitalizmin yeni hedefi. Ancak bu hedef, bence neo-liberal politikalar dışında alternatif bir iktisat hatta kapitalizme alternatif bir sistem için çok önemli açılım potansiyelini barındırıyor. Bu alternatifler petrol ve dolar egemenliğinin çözülmesiyle birlikte daha da belirginleşecekler.
Çin ve gelişen Asyanın dolar rezervleri ise saatli bomba.
Küresel piyasalar şimdilik yatışmış gözüküyor. Ama saatli bombalarda çalışmaya devam ediyor. Dünya kapitalizmini, derin bir krize taşıyacak üç saatli bomba var şimdilik. Bunlardan birincisi dolar. Bilindiği gibi dört ay önceki OPEC toplantısında kazayla mikrofon açık kalınca tartışılan konunun petrol ticaretinin dolar üzerinden olmamasının muhtemel sonuçlarının olduğu ortaya çıktı. Şimdi doların şu aşamada, dünya parası olma özelliğini yitirmesi ve Çin gibi güçlü rezerv biriktiren ülkelerin dolar satmaya başlaması birinci saatli bomba.
İkinci saatli bomba yine Çin’in Yuan değerini düşük tutarak dünya pazarına “ucuz” mal vermeye devam etmesi.
Çin devalüasyon yaparsa ne olur?
Bu soru, FED bundan sonra da faiz indirecek mi sorusuyla eş anlamlı bir soru. Nitekim Moody’s baş ekonomisti J. Lonski, petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği, enflasyon baskısının arttığı, doların zayıfladığı bir dönemde, Fed’in faiz indirmeyeceğini kaydetti.
Çin Yuan’ın AB’nin ve ABD’nin baskısına rağmen revalüasyonuna izin vermiyordu. Ancak Çin’in enflasyonu da artıyor. Çin’de enflasyonun artması ve iki haneli rakamları yakalaması önümüzdeki günlerin en büyük kâbusu. Çünkü bu Çin parasının devalüasyonu üzerinde baskı oluşturuyor. Nitekim Çin Halk Bankası danışmanlarından Fan Gang, Çin kurunda yaşanacak büyük bir revalüasyonun spekülasyona ve büyüyen bir hasara davetiye çıkaracağını söylemişti. Şimdi yükselen enflasyona bağlı olarak eli daha da güçlendi. Yuan, 2005’te sabit değişim oranının kaldırılmasından bu yana dolar karşısında yüzde 11,5 değer kazandı. Son enflasyon rakamlarıyla bu değerlenme daha da artacak. Ama Çin’de herkes gibi bekleyecek; başka çaresi yok. Ama artan petrol fiyatları Çin’i zorlayacak ve sadece bu nedenle bile Çin açıklarını kapatmak için devalüasyon yapabilir. İşte petrolün yeni dengeleri nasıl oluşturduğuna ve eski dengeleri nasıl çözdüğüne somut bir örnek.
Üçüncü saatli bomba ise giderek yaklaşan ABD seçimleri. Şimdilik bütün siyasi ve ekonomik senaryolar Bush iktidarının son bulacağı üzerine kuruluyor. Yani ABD ve dünya bir demokrat iktidarı bekliyor. Ama ya yeniden Cumhuriyetçiler kazanırsa ne olur? İşte o zaman her şey hızla baş aşağı gitmeye başlar. Dünyanın gözlerini kapayıp ABD seçimlerini bekleyeceği günler yaklaşıyor.
Evet, petrol fiyatları da küresel enflasyonun seyri de önümüzdeki günlerde bu gelişmelere bağlı olacak.
Yeni Rusya’yı petrol rantı doğuruyor
Reuters’ın ABD Enerji Bilgi İdaresi, BP istatistikleri ve diğer verilerden derlediği bilgilere göre, Suudi Arabistan’ın 36,3 milyar ton kanıtlanmış rezervi bulunuyor.
Suudi Arabistan’ı 19 milyar ton ile İran, 15,5 milyar ton ile Irak, 14 milyar ton ile Kuveyt ve 13 milyar ton ile Birleşik Arap Emirlikleri takip ediyor.
Dünyanın en büyük petrol üreticisi de günlük 10 milyon 413 bin varil petrol üreten Suudi Arabistan. Rusya günlük 9 milyon 978 bin varil, ABD 6 milyon 879 bin varil, İran 4 milyon 401 bin varil ve Çin 3 milyon 743 bin varil petrol üretiyor.
Dünya petrol rezervleri açısından 5. sıradaki Birleşik Arap Emirlikleri üretimde ancak 8. sırada yer alarak günlük 2 milyon 915 bin varil petrol üretiyor.
Kuveyt de 14 milyar tonluk rezervine karşılık günde sadece 2 milyon 626 bin varil petrol üretebiliyor.
Rusya doğalgaz ihracatına eklenen petrol gelirleriyle yeni bir ekonomi ve güç yaratmanın eşiğinde artık. Avrupa Birliği mecburen Rusya’ya uzanacak.
İhraç edenler ithal edenler ve yeni dengeler
Verilere göre, dünyanın en büyük petrol tüketicisi günlük 20 milyon 698 bin varille ABD. ABD’yi, 7 milyon 855 bin varille Çin, 5 milyon 51 bin varille Japonya, 2 milyon 748 bin varille Hindistan ve 2 milyon 699 bin varille Rusya takip ediyor.
Rusya’yı, Almanya, Güney Kore, Kanada, Brezilya, Suudi Arabistan, Meksika, Fransa, İtalya, İngiltere ve İran izliyor.
Dünyada en çok petrolü günlük 12 milyon 210 bin varille ABD ithal ediyor.
Bu gerçek ABD’nin aslında en büyük sorunlarından birisi.
ABD şu anda yükselen petrol fiyatlarından petrol dolarla satıldıkça rant sağlayacak. Yalnız doların değerinin düşmesi petrol fiyatlarını yukarı çekiyor ama petrol ABD doları ile hala işlem gördüğünden var olan dolar rezervlerini de ithalatçı ülkelerin Merkez Bankaları dokunamıyorlar. Böylece ABD açısından fark eden bir şey olmuyor. Ancak bu durum hiç şüphesiz dünyanın bütün dengelerini bozuyor. İşte bu durum ABD’nin canını sıkan en büyük husus. İran ve ırak rezevlerinin gecikmeden devreye sokulması ABD’nin şu sıralar en büyük derdi. Bush giderayak bununla uğraşacak. İran’ın vurulması değil ama yeni dönem için yönlendirilmesi gündeme gelecek.
Japonya (4 milyon 842 bin varil), Çin (3 milyon 677 bin varil), Almanya (2 milyon 319 bin varil), Güney Kore (2 milyon 185 bin varil) petrol ithalatı yapıyor.
Türkiye, günlük 633 bin varille Singapur’un ardından en fazla petrol ithal eden 13. ülke konumunda bulunuyor. Türkiye’yi Belçika ve Tayland takip ediyor.
Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan günlük 7 milyon 925 bin varil petrol ihraç ediyor.
Rusya günlük 7 milyon 18 bin varil, Birleşik Arap Emirlikleri ise günlük 2 milyon 548 bin varil petrol ihracatı gerçekleştiriyor.
Birleşik Arap Emirlikleri’ni günlük 2 milyon 321 bin varil petrol ihraç eden Norveç, günlük 2 milyon 288 bin varil petrol ihraç eden İran ve günlük 2 milyon 268 bin varil petrol ihraç eden Kuveyt takip ediyor.
En büyük petrol üreticileri olan Suudi Arabistan ve Rusya, aynı zamanda en fazla petrol ihraç eden ülkeler. Dünyanın en büyük 3. petrol üreticisi olan ABD, iç tüketim nedeniyle en fazla petrol ihraç eden 15 ülke arasında yer almıyor.
Bu tablo en azından kırk yıl daha böyle devam edecek. ABD, özellikle 1970′lerin başından beri, egemenliğini dolar ve petrol oyunuyla sağladı. Ama bu oyun ondan bağımsız birçok dengeyi de değiştirdi.
Şimdi bu yeni dengesizlik halinin “denge” sini herkes hesap etmek zorunda.

