GAP’ın Başarısı Devlete değil, Halka Malolmasına Bağlı

Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 02-06-2008

0

GAP’IN BAŞARISI DEVLETE DEĞİL, HALKA MALOLMASINA BAĞLI

GAP Türkiye’nin en çok tartıştığı, uzunca bir süre daha tartışacağı önemli bir proje. AKP iktidarının da en iddialı çıkışı GAP’ta oldu. GAP paketi, hükümetin Kürt sorunu ve bölgesel eşitsizlik konusunda attığı en önemli adımlardan biri sayılmalı. Ancak bu adıma birçok açıdan itirazlar geliyor. En önemli itiraz da bu paketin, alışıldık bir seçim paketi olduğu, sıkışan AKP’nin yerel seçimlere yönelik bir manevrası olduğu, hatta kapatma olursa olası bir erken genel seçimde eline geçireceği bir koz olacağı yönünde. Hatta hükümetin bu paket yüzünden IMF ile yapılması gereken stand-by sonrası yeni “durumu” bağlamadığı konuşuluyor.

Ancak GAP’ın tarihine baktığımızda bunun hükümetler üstü bir “devlet” projesi olduğunu görüyoruz. Aslında GAP’ın hikâyesi 1938′lere dayanır. 1938 yılında Keban boğazında jeolojik ve topografik etütler, baraj yapılması amacıyla, yapılmaya başlanmıştır.

Elektriğin önemi ve kalkınmanın onsuz olmayacağını, o yıllarda Yalnız Sovyetlerde değil, Türkiye gibi geç uluslaşma çabasında olan ülke yönetimlerinin de ilk hedefiydi. Elektriğin milli sınırlar içinde her yere ulaşması ulus-devletin ulusal pazarı oluşturmak için yapması gereken ilk işti. Ancak Fırat ve Dicle’ye rağmen, hem politik tercihler hem de bölgesel eşitsiz kalkınmanın doğası gereği doğunun elektrifikasyonu 1950′li yıllarla sarktı.

1950 – 1960 yılları arasında gerek Fırat gerekse Dicle üzerinde Elektrik İşleri Etüd İdaresi tarafından sondaj çalışmalara hız verildi. Demirel’i var eden Devlet Su İşleri de 1954 yılında kuruldu.

Dicle ve Fırat havza çalışmaları ve baraj projeleri o yıllarda şekillenmeye başlamıştı. Ancak bölgede ta başından beri var olan toprak dağılımını dolayısıyla sosyo-ekonomik yapıyı değiştirecek bir adım atılmamıştır.

Bölgenin elektirikifasyonu ile ilgili adımlar ve bölgenin sulu tarıma açılması projeleri dolayısıyla GAP, 1970′lerin sonunda gündeme geldi.
Devlet, hükümetler üstü olan bu projeyi bölgede hiçbir zaman yapılmayan toprak reformunun yerine ikame ederken asıl olarak projeye, bölgenin ekonomik ve siyasi olarak denetiminin bir aracı olarak bakmıştır. Böyle olunca GAP’ın işlevinden çok propogandif yanı öne çıkmış, çok konuşulmuş, çok yazılmış ama doğunun makûs talihini düzeltmemiştir.

İki Amaç:

Devletin burada doğrudan iki ana amacı vardı: Birincisi bölgedeki sosyo-ekonomik yapıda köklü bir değişime yol açmadan göreli kapitalist ilişkileri geliştirmek ve ekonomik denetimi asgari ölçüde sağlamak; ikincisi ise Dicle ve Fırat’ı komşu ülkelere karşı bir koz olarak kullanmak.

Bugün AKP’nin yaptığı çıkış aslında GAP projesinin belki de en gerçekleşebilir adımlarından biri sayılmalıdır. Ancak bölgedeki toprak dağılımı ve bu dağılıma dayalı sosyo-ekonomik yapıyı değiştirmeden hiçbir adımın işe yaramayacağı, hatta bir noktadan sonra sorunları daha da ağırlaştıracağı unutulmamalıdır.

Dr. Şevket Ökten GAP bölgesinde yaptığı bir araştırmada; “Hiç toprağı olmadığını belirten aile reisi oranının yüzde 59, toprak sahibi olanlardan yüzde 67′sinin ise toprağı 50 dönümden daha küçüktür. Başkasının toprağında kiracı ve yarıcı olarak çalışanların oranı yüzde 47,8′dir. 51-100 dönüm arası toprağa sahip ailelerin oranı yüzde 27, 101- 200 dönüm arasındakiler yüzde 3,1, 200 dönümden büyük toprak sahibi olduklarını belirten ailelerin yüzde 2,5 olduğu saptanmıştır. (…) Bu işletme biçimleri, beraberinde sosyal bağımlılık ilişkilerini de geliştiriyor. Bu durum, bireyselleşme ve demokratikleşmenin önünde ciddi engeller oluşturuyor” değerlendirmesini yapıyor. Ve İnsan odaklı bir kalkınma projesi olan GAP’ın hedef kitlesi olması gereken topraksız ve az topraklı köylü yığınlarının bu dengesiz mülkiyet dağılımı nedeniyle anılan projeden yararlanmalarının maddeten mümkün olmadığı” sonucunu çıkarıyor.[1]

Eylem Planı Köklü Çözüm Getirmiyor

Şimdi Başbakan, kapatma ve dinleme tozu dumanı arasında GAP eylem planının kaynayacağı endişesini taşıyor ama eylem planında yer alan önemli başlıkların bölge için çözüm olup olmayacağı da çok şüphe götürür.

Eylem planında yılda 1,8 milyon hektarın sulamaya açılacağı hedefi var. Ancak biliyor ki önemli olan sulanan alanların artması değil nasıl sulandığıdır. Atatürk Barajı‘nın suyunun litresinde 355 miligram tuz olduğu belirlenmiş. Bölgede yanlış ekim sonucu pamuk mono kültürü yaratılmış durumda. Pamuk bitkisine bir yetiştirme sezonunda bir metreye yakın su veriliyor. Litrede 355 miligram tuz olduğuna göre sulama bugün 1 dekara 355 kilo tuz bırakılıyor. Bunun dışında drenaj kanalları ile sulama toprak erozyonuna yol açıyor. Ayrıca aşırı ve bilinçsiz sulama toprağın derinliklerinde olan tuzun yukarıya çıkmasına da yol açıyor. Bu durumda uzmanlar bundan sonra bölge tarımı için iki şeyin önemli olduğunu söylüyorlar: Birincisi; ürün çeşitliliğine geçmek; ikincisi de drenaj sistemi yerine damla sulama yapmak. Bu iki önemli adımın gerçekleşmesi ise yalnızca GAP sulama sisteminin tamamlanmasıyla olacak bir şey değil. Bölgedeki sosyo-ekonomik yapının ve toprak dağılımının değişmesi, bilinçli tarım yapma kültürünün yerleşmesi gerekiyor.

Coğrafi Bölgeler ve GAP ileri Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması[2]

Bölgeler

Gelişmişlik Sıralaması

İli

Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (81 il içinde)

Marmara Bölgesi

1

ADIYAMAN

65

Ege Bölgesi

2

BATMAN

70

İç Anadolu Bölgesi

3

DİYARBAKIR

63

Akdeniz Bölgesi

4

GAZİANTEP

20

Karadeniz Bölgesi

5

KİLİS

54

Güneydoğu Anadolu Bölgesi

6

MARDİN

72

Doğu Anadolu Bölgesi

7

SİİRT

73

 

 

ŞANLIURFA

68

 

 

ŞIRNAK

78

Bu tablonun değişmesi “bir iki yıllık ekonomik paketlerle olmaz”Barışı, demokrasiyi öne çıkaran politik bir hatla olur.

GAP eylem planında 3,8 milyon kişiye iş sağlanacağı, kişi başına gelirin yüzde 209 artacağı iddia ediliyor. Bir kere bu rakamlara nasıl varılmış çok belli değil. Çünkü bölgede istihdam edilenlerin sektörel dağılımında hizmetler ve sanayi artıyor ama bunların büyüme hızları düşüyor. Tarımdaki işsizlik artıyor ama tam aksine tarımın büyüme hızı Türkiye ortalamasının üstünde. Demek ki işsizliği uzun vadede azaltmanın yolu sanayi- hizmetler ve tarıma dayalı sanayilerin gelişmesi. Şimdiki gibi tarımın verimsiz büyümesi işsizliği azaltmaz. Bunun için de GAP’ın tamamlanması işsizlik için tek çare değildir. Bölgeye yoğun dış yatırımın olması gerekir ki; bu da barışın gelmesiyle olur. Tarımın göreli büyümesine rağmen bölge göç veriyor. Demek ki işsizliğin baş sorumlusu tarımsal üretim kaybı değil ve yalnızca GAP yatırımı ile işsizlik önlenmez. GAP’ı tamamlasanız bile bu kadar iş olanağı yaratamazsınız. Bölgedeki işsizlik tarım dışı yüzde 20′lere dayanmıştır. Bölgedeki işsizlik çok boyutludur. Sosyal ve siyasi yanları vardır.

GAP Bölgesinde Yıllık Ortalama Sektörel Büyüme Hızları (%)

İller

Tarım

Sanayi

Hizmetler

Ortalama Büyüme Hızı

Şanlıurfa

9,3

14,6

3,3

6,9

Şırnak

5,7

5,2

8,1

6,9

Gaziantep

1,0

4,5

3,2

3,2

Siirt

3,3

3,3

1,4

2,5

Mardin

2,0

3,6

2,6

2,4

Diyarbakır

5,1

-1,2

2,0

2,0

Adıyaman

0,8

1,9

2,7

1,8

Kilis

2,3

3,7

4,0

1,7

Batman

1,7

3,3

0,0

1,4

GAP Bölgesi

4,3

2,2

3,0

3,2

Türkiye

0,8

3,5

3,0

2,8

[3]

Tablodan da görüldüğü gibi GAP bölgesinde tarımın büyüme hızı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Burada işsizliğin azaltılması için tarımın var olan haliyle büyütmek yeterli olmayacaktır. İşsizliği azaltmak için tarımsal yapıyı, işletme verimliliğini ve büyüklüğünü, toprak dağılımını değiştirmek ve sanayi yatırımlarını artırmak gerekir ki bütün bunlar için yalnız GAP’la sınırlı değil, çok yönlü sosyal politik değişim iklimi gerekir.

Bölgedeki toprak mülkiyeti ve buna bağlı işletme büyüklükleri radikal değişime uğramalıdır.

Bunun dışında eylem paketi içinde yer alan organik tarım açılımı, mayınlı arazilerinin temizlenmesi, KOBİ destekleri, eğitim atılımı ve okullaşma oranlarının artırılması hedefi bölge halkı tarafından gerçekleşmesi için takip edilmesi gereken hedeflerdir.

Sonuç olarak bu GAP tartışması ve sulama işleri daha çok su götürür. Ancak ortadaki sorun yalnızca tarım kaynaklı ekonomik bir sorun değil. Sosyal ve siyasi yönü ağır olan bir sorun. Çözümü de demokrasiden geçiyor. GAP, bir savaş ve tehdit değil, bir barış projesi olarak yeniden bölge halkının iradesi doğrultusunda yapılandırılmalıdır.


[1] Şevket Ökten ” GAP bölgesi’nin Sosyo kültürel ve yapısal özelliklerinin aile yapısına etkileri, 2006

[2] Naim Deniz, GAP Alanındaki Sektörlerin Ekonometrik Analizi, 2007,

[3] Naim Deniz, agy,

Write a comment