BUSH VE III. NAPOLYON NE KADAR BENZİYOR!
Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 12-07-2008
1
Dolar ve El-Kaide aslında nedir?
Dünya ekonomisi kendisi için gerekli olan değişimi hemen yapıp bu kuyunun içinden kolay çıkacağa benzemiyor. Türkiye gibi hem ekonomide yapısal sorunları olan hem de siyasi kriz yaşayan ülkelerin kuyuları ise çok daha derin. Aslında bir kabuk değişiminin tam ortasındayız. Ama bu değişim, hem ekonomik, hem de siyasi ve hukuki araçları kapsıyor. Örneğin asli bir ekonomik araç olarak paranın ya da para sistemlerinin hızlı değişimi gerekiyor. Geçen gün körfez ülkeleri giderek değersizleşen dolar rezervlerinden kurtulmak isteyince ilkönce Bush sonrada Bernanke arka arkaya güçlü dolar vurgusu yaptı. Böylece petrol fiyatları biraz geriledi. Ama bunun çare olmadığını herkes biliyor.
Yeni bir para sistemi, üretime dayanan bir para sistemi olacak mı?
Yanıt için çok eskiye gitsek örneğin 1855 Fransa’sına III. Napolyon zamanına.
Acaba o tarihlerde çok yaman bir krizle karşı karşıya kalan Fransa için zamanın iktisatçıları ne demişler? Alfred Darimon adlı bir iktisatçı var. Ama ciddi adam. Şimdikiler gibi değil. Darimon’a göre krizin nedeni metal rezervlere bağlı olan para ve kredi sistemi.
1855’te düşen tarımsal üretim ve bunun sonucunda artan ithalat, III. Napolyon’un emperyalist yatırım açlığıyla birleşince Merkez Bankasının altın rezervleri düşmüş, banka bu düşüşü durdurmak için kredileri kısınca büyük bir daralma ve kriz ile ülke karşı karşıya kalmış.
Ülke içi üretim düşünce Merkez Bankası kredileri arttırıp üretimi destekleyeceğine, tam tersine davranıp, parayı kısmış, kriz de içinden çıkılmaz bir hal almış. Darimon, bu durumda 1971 de Nixon’un yaptığını önermiş. Yani ulusal parayı altın standardından ayırmak. Bankanın kredi olarak piyasaya sürdüğü para, altına bağlı olmasaydı Merkez Bankası piyasaya sınırsız para sürebilecek böylece, kriz büyümeden önlenecekti.
Aynı günlerde Marx, Ekonomi Politiğin Eleştirisi üzerine çalışıyordu. Darimon’un şansı(!) işte. Marx, Darimon tarafından geliştirilen öneriyi, basit maliye mantığı içersinde bile, baştan aşağı şarlatanlık olarak değerlendirir. Marx’a göre, bir yanda iç üretimdeki düşüşü, öbür yanda dış sınaî-mali girişimlerdeki artışı ithalatla dengelemek için para gibi sembollerle oynamak boşunadır. Marx, “asıl sorun; burjuva sisteminin kendisinin para gibi bir genel eşdeğere ihtiyaç duymasıdır. Bu, ihtiyaç tarihin çeşitli evrelerinde, özü aynı ama şekli değişik de olsa, sorun yaratacaktır” diye yazar.
Marx’a göre, “para da asli bir üretim ilişkisi olarak kaldığı sürece, para ilişkisinin özünde olan çelişkiler ortadan kalkmaz, ancak bu çelişkiler farklı biçimler altında yeniden-üretilir.”
Marx, hem o gün hem bugün haklı çıktı. 1855 den sonra Napolyon iktidarı baş aşağı gitti. Darimon dâhil hiçbir iktisatçının tavsiyesi işe yaramadı. Fransa, emperyalist yayılmacılık, iç çekişme ve yoksulluk dolu bir onbeş yıl geçirdi. Prusya savaşı sonrası yenilen Fransa’da imparatorluk 1870’de bitti. Üçüncü Cumhuriyet ilan edildi.
Yukarıdaki satırlarda ne çok bugüne benzeyen ayrıntı var değil mi? Merkez Bankasının çaresiz durumu, karşılıksız para, paranın karşılıksız olmasının ya da karşılığı olmasının çözüm olacağını öneren iktisatçılar. Bugün de karşılıksız para (dolar) ve silahlanmaya dayalı bir yoksullaşma süreci yaşıyoruz. Ama bu aynı zamanda bir yeniden yapılanma da. Bush ve III. Napolyon ne kadar benziyor!
Kapitalizmin bugünkü krizinin kökleri 1970’lerin başına dayanıyor aslında.
Bir kar oranları erimesi olan 1973 krizi, yeni düzenlemeleri ve 1980’lerin arz-yönlü ekonomilerini getirdi. Sonra, yeni birikim rejimleri gündeme gelirken fordizmin de sonu geldi. Esnek üretim,1990’lar, mali sistemin küreselleşmeyle birlikte derinleşmesi ve şişmesi bunu takip etti. Yeni ekonomi, silikon vadisi, Japon teknolojisi, yüksek katma değer ama daralma; ABD’nin 1990’ ların sonuna doğru bütçe ve cari açıklarının oluşması…
2000’ler ise, krizin mali sermayeyle azgelişmişlere yıkılması ve borçlanma-sıcak para-büyüme ama işsizlik yılları oldu. Bu yıllar yoksulluk ve 11 Eylül’ün aktörlerini yarattı. El-Kaide budur. Bugün eğer El-Kaide’ye terör derseniz onu yaratan gerçeği de görmek zorundasınız. Şimdi çözümü bulmak zorundayız; karşılıksız para ve silah ekonomisinin sonuna geldik. Dünya bütünleşirken değişecek; bizde bundan ayrı değiliz.


allah obamanın belasını versin