TÜRKİYE DEĞİŞİMİN EŞİĞİNDE

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 01-07-2008

0

İki önemli çalışmada geleceğin ipuçları var!  

 

Türkiye’nin dünyadaki değişime ayak uyduracağı, bir ayrışma yaşamadan, giderek hızlanan değişim trenine eklemleneceği-her şeye rağmen- söylenebilir mi? Bugün bu sorunun yanıtını iki önemli araştırmadan yola çıkarak arayalım.

 Finansal yapılar ve onların yarattığı pazarlar çok hızlı olarak birbirine eklemleniyor ve dünya ulusal sınırlarla bölünmüş pazarlardan kıtasal hatta giderek tek küresel pazarın olacağı bir ekonomiye adım atıyor.

Önümüzdeki günlerin baş döndürücü siyasi değişimleri, bu gidişata uygun aktörleri, kurumları öne çıkartacak. Emin olun ki Türkiye bundan ayrı değil.

Bu süreçte zaten Türkiye gibi bir ülkenin iki yolu var. Ya bu büyük değişime kucağını açarak bütünleşmeyi seçecek ya da içe kapanarak, bir müddet daha, yoksul “çevre” ülkesi rolü oynayacak.

Şimdi dünyanın bütünleşme serüvenine ayak uydurmaya ekonomik olarak hazırmıyız; bunun için iki çalışmanın verilerine başvuralım.

 

İMALAT SANAYİİ TEKNOLOJİ KATMA DEĞERİNE DAYANMALI

 

Birinci çalışmamız, TÜSİAD’ın Mayıs–2008 ‘de yayınladığı Suut Doğruel ve Fatma Doğruel tarafından kaleme alınan “Türkiye Sanayiine Sektörel Bakış” raporu.

Bu çalışmada dört teknoloji grubuna göre imalat sektörü katma değer payları gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler karşılaştırılarak veriliyor.

 Burada çok ilginç iki önemli bulgu var. Birincisi, üç gelişmiş ülkede (Almanya, ABD ve Japonya) yüksek teknoloji, orta-üst, orta-alt ve düşük teknoloji gruplarında imalat sektöründe katma değer payları.  ABD’de 1995 yılında ileri teknoloji grubuna giren malların payı yüzde 13,3’te. Bu Almanya ve Japonya’da da yüzde 10’lar civarında.  Ancak 2005’e gelindiğinde yüksek teknolojide ABD sıçrama yapıyor. Yüksek teknolojinin payını yüzde 54’e çıkartıyor. Almanya’da pek değişen bir şey olmazken Japonya’da orta-üst teknoloji artışı oluyor. Yani ABD herkese, teknolojik koşuda nal toplatıyor. Şimdi bu çok önemli. Çünkü bu durum, ABD’nin sancısını anlatıyor.

Bugün eski kontrol sanayilerinin (demir-çelik, petro-kimya) temsilcisi olan bir siyasi yapı ABD’deki bu değişimin üstünü örtüyor. Bu durum, sermaye birikiminin önünde engel olurken, kendisini kriz olarak suyun üstüne çıkartıyor. Şimdi bu veri bize ABD’nin Obama ile yola devam etmesi gerektiğini, silikon vadisinin derinleşmesinin önemini ve lüzumunu anlatıyor.

Aynı şekilde Asya ülkeleri, özellikle G. Kore benzer bir eğilim gösteriyor. Yani ileri teknolojiye dayalı katma değer üretimleri hızla artıyor.

Ancak AB üyesi İspanya ( Euro–2008 Şampiyonu) ileri teknoloji konusunda futbolda olduğu kadar başarılı değil. Yerinde sayıyor. Türkiye ise Arjantin ve İspanya’yı geçiyor gibi. Ama yine de ileri teknoloji grubu mallardan katma değer edimimiz yüzde 3’ün altında. (ABD’deki yüzde 54 oranını hatırlayalım)

 

FORTUNE ÇALIŞMASI TÜRKİYE GERÇEĞİ

 

Şimdi gelelim Fortune dergisinin, Melih Baş’ın danışmanlığında yapılan, Türkiye 500 araştırmasına. Burada satışta Tüpraş birinci ama karlılıkta Telekom önde. Tüpraş’ı takip eden şirketler ve durumları ilginç; örneğin Türkiye Elektrik Dağıtım (TEDAŞ) net satış gelirinde ikinci ama en çok zarar eden en büyük şirket unvanına da sahip. Yüzde 6,37’lik bir satış zararlılığı ile çalıştığından, özkaynak kârlılığı negatife dönmüş durumda.

 

 

 

 

Tüpraş’ın DuPont Şeması

 

 

VERİMLİLİK KALDIRACI (DEFA)

SATIŞ KÂRLILIĞI (%)

AKTİF KÂRLILIĞI (%)

MALÎ KALDIRAÇ (DEFA)

ÖZKAYNAKLAR KÂRLILIĞI  (%)

2007

2,48

5,76

14,29

2,21

31,57

2006

2,86

4,08

11,67

2,03

23,69

DEĞİŞİM ORANI (YÜZDE)

—13,29

41,18

22,45

8,87

33,26

 

 

Tüpraş’ın ortakları açısından en önemli oran olan özkaynaklar kârlılığı oranı (ÖKO), 2007’de önceki yıla göre yüzde 33,26 artmış gözükmektedir. Bu artışta, en önemli etki satış kârlılığındaki artıştan gelmektedir. Şirketin borç kullanarak kârlılığını arttırma konusunda kullanabileceği malî kaldıraç katsayısı, her ne denli yüzde 9’a yaklaşan bir artış olmuşsa da, uygun aralık olan 2-3 aralığındaki yelpazede, borç kullanımında muhafazakar taban olan 2’ye yakın bir yerde seyretmektedir. Verimlilik kaldıracı etkisi çok minimal olarak negatif yönde bir azalış göstermiş olup; ÖKO’daki artışın esasen satış kârlılığındaki artıştan geldiğini bir kez daha vurgulamakta yarar gözükmektedir. Satış kârlığındaki bu artışın bileşenlerine baktığımızda, net satış gelirlerindeki artış yüzde 12,02 iken, dönem net kârındaki artış yüzde 57,83 olmuştur. GSYH’daki yüzde 4,5’luk büyüme ile kıyaslandığında piyasanın üzerinde bir büyüme sağlandığı söylenebilir. Arıtma kâr marjını yükselterek, bu performansı elde eden TÜPRAŞ’ın Euro-V kalitesinde motorin üretimine ve fuel-oil dönüşüm yatırımına yönelik çalışmaları, kârlı büyüme eğilimine işaret etmektedir. Ancak ham petrol fiyatlarındaki fiyat artışının spekülatif etkilerden kaynaklandığı varsayılırsa, uzmanların işaret ettiği üzere fiyatlar, kısa vadede 108 dolar/varil, uzun vadede 100 dolar/varil’e düştüğünde net satış gelirlerinin düşmesi riskinin de mevcut olduğunu vurgulayalım.[1]

  

Üçüncü büyük şirket Petrol Ofisi ama POAŞ’ın gerek FitchRatings, gerekse Standart&Poor’s derecelendirme şirketlerince verilen notu, Aralık 2006’dan bu yana, “B+ (-) durağan” nitelikte.  Şirketin nakit akımına bakıldığında, işletme faaliyetlerinden sağlanan net nakitte yüzde 10’luk bir azalma var.  2006 yılında yaklaşık 509 milyon YTL net nakit artışı üretebilen şirket, 2007 yılında 243 milyon YTL net nakit azalışına maruz kalmış.

Yüzde 2,31’lik satış kârlılığına sahip olan şirketin, geçen yıldaki yüzde 9,80’lik ÖKO’ dan yüzde 11,74’lük bir ÖKO değerine ulaşmasını getiren etken, özellikle satış kârlılığındaki yüzde 37,5 artışıdır. Verimlilik kaldıracı küçük bir artışa (yüzde 2,6) sahne olurken; malî kaldıraçtan yararlanma derecesi negatif yönde seyretmiş, uygun aralık tabanı olan 2’ye doğru yüzde 14’lük bir düşme göstererek yüzde 2,19’a düşmüştür.  

 

 

 

 

 

 

 Petrol Ofisi’nin karşılaştırmalı DuPont Şeması [2]

 

 

VERİMLİLİK KALDIRACI (DEFA)

SATIŞ KÂRLILIĞI (%)

AKTİF KÂRLILIĞI (%)

MALÎ KALDIRAÇ (DEFA)

ÖZKAYNAKLAR KÂRLILIĞI  (%)

2007

2,33

2,31

5,38

2,19

11,74

2006

2.27

1,68

3,81

2,57

9,80

DEĞİŞİM ORANI (YÜZDE)

2,6

37,5

41,20

-14,78

19.79

 

 

Öte yandan Türk Telekom teknoloji şirketi olmasının avantajlarını kullanmaya başlamıştır.

 

Türk Telekom’un karşılaştırmalı DuPont Şeması

 

 

VERİMLİLİK KALDIRACI (DEFA)

SATIŞ KÂRLILIĞI (%)

AKTİF KÂRLILIĞI (%)

MALÎ KALDIRAÇ (DEFA)

ÖZKAYNAKLAR KÂRLILIĞI  (%)

2007

0,73

27,17

19,74

2,08

40,96

2006

0,57

29,31

16,95

2,03

34,36

DEĞİŞİM ORANI (YÜZDE)

28

7,30

16,46

2,46

19,20

 

 Türk Telekom’da satış kârlılığı yüzde 7,30 artarken, verimlilikte üçte bire yakın bir oranda (yüzde 28) artış ve yanı sıra verimlilikte sabit denecek kadar küçük bir artışla özkaynaklar kârlılığı yüzde 19,20 artarak yüzde 40,96’ya ulaşmıştır.

 

Şirketin işletme sermayesi yeterliliği (likiditesi) açısından cari oranı değerlendirildiğinde 0.71’den 1,21’e çıkmış ve düzelme yoluna girmiştir. Ancak yine de bu oran,  1,5’un ya da 2’nin altında kaldığı sürece likidite riskinin mevcudiyetinden söz edilebilir.

 

Ayrıca şirketin 2006 yılında, 9.825.000 YTL nakit üretmesi söz konusu olabilmişken, 2007 yılında nakit üretmek bir yana, 211.505.000 YTL nakit kaybı söz konusu olmuştur. İşletme faaliyetlerinden sağlanan nakit tutarı da 2007’de 2006’daki yaklaşık 2,3 milyon YTL düzeyinde kalmıştır. 

 

Yani Türkiye’nin en büyük şirketleri, dünya ölçeğinde, verimli değil. G.Kore’nin ileri teknoloji katma değer üretimi yüzde 40’larda.  Aramızda dağlar var. Teknolojik verimliliği artırmamadan refaha erişemezsiniz. En büyük şirketlerimiz bundan hala çok uzak.   

Şimdi buradan yalnız siyasi değil çok ciddi bir ekonomik değişim ihtiyacı içinde olduğumuz gerçeği de çıkıyor. Bunu da ancak dünya ile bütünleşerek yapabiliriz.    


[1] Melih Baş; Fortune Çalışması yayınlanmamış notları

[2] Melih Baş agy.

Write a comment