YİNE GECE AMA “YOL” UMUZU GÖRECEĞİZ…
Türkiye’nin tarihsel iç temizliği
Hala bütün bu olan biteni, iktidar partisiyle onun iktidarına göz diken birtakım güçlerin ya da “muhalefetin” mücadelesi olarak anlayan ve bu anlayış üzerinden politika yapmaya çalışanlar, hiç şüpheniz olmasın, işin içinden çıkamayacaklar. Hem Ergenekon’un kendisi hem de şimdi ona yönelik tasfiye operasyonları yalnız Türkiye’yle sınırlı meseleler değil. Çok yönlü, tarihsel, küresel bir yeniden yapılanmanın tam ortasındayız.
Türkiye, Avrupa Birliği genişlemesinin ve bu genişlemeye bağlı yeni siyasi, ekonomik yapılanmaların, yeni dönemde, tam ortasında olduğu gibi en stratejik güçlerinden birisi olacaktır. Türkiye olmadan ne AB genişlemesi olabilir ne de Ortadoğu’nun yeni siyasi, ekonomik inşası.
Rusya’nın Medvedev’li yeni döneminde enerji açılımları, mali ve ekonomik yeniden yapılanması, enerji hatlarının oluşması ve bunların Avrupa’ya bağlanması ancak “yeni” bir Türkiye’yle mümkün. Yeni Irak’ın oluşması, İran hatta “yeni” Kürt devleti şu andaki Türkiye’yle olmaz. Şunu herkesin görmesi lazım: Dünya yeni bir döneme adım atıyor.
Bu yeni dönem iki ayrı coğrafyada aynı anda başlayacak. Birinci coğrafi alanımız Türkiye ve Ortadoğu’yu da içine alan Rusya’ya uzanan ve Asya’yla birleşen alan. (Asya, özellikle G.Kore ve Çin’in lokomotifliğinde bu değişimi zaten 20 yıldır sürdürüyor) İkinci coğrafi alanımız tabii ki Amerika. Obama’nın beklenen iktidarı ABD’deki değişiminin sembolik başlangıcı olacak. ABD’nin borçlanarak ve savaşarak küresel bir güç olmaya çalışması bugün kapitalizmin en büyük açmazlarından ve sorunlarından birisi. Bu bitiyor. Ama bununla birlikte IMF’den NATO’ya kadar tam ekonomik, siyasi, askeri kurumlarda bitiyor.
Aslında dünya kapitalizmi, şimdiye kadar, kendisini ayakta tutan, sırtlayan tüm kurumları yeniliyor ya da tasfiye ediyor. Böyle olunca bu kurumların bir aparatı olarak yapılanan ulus-devlet yapıları nasıl ayakta kalır? Mümkün değil. Ergenekon tasfiyesi Türkiye için sadece bir başlangıç. Bakın daha neler olacak; çok şaşıracaksınız.
Şimdi bu iki önemli coğrafi alanda yeniden yapılanma ve değişim başladı. Bu iki alanın değişim dinamiği buluşacak ve bu buluşma, kapitalizmin yeni dönemini oluşturacak.
Avrupa genişlemesinin bugün durma noktasına gelmesi, Anayasa’dan sonra Lizbon Anlaşması’nın da tıkanması ancak yeni dinamikler ve bu dinamiklerin oluşturduğu yeni kurumlarla aşılacaktır. Yine burada Türkiye kilit ülkedir.
Örneğin enerji konusunda bile Avrupa, yeni Türkiye ortaya çıkmadan adım atamaz.
Türkiye-Suriye sınırı, Karadeniz’in derinlikleri, Trakya… Buralar doğalgaz ve petrol rezervlerinin olduğu alanlar. Sonra K.Irak petrolleri… Buralardaki doğalgaz ve petrol rezervlerinin ortaya çıkması ve işlenmeye başlaması için bile Türkiye’nin demokrasiyi ve iç barışını tesis etmiş olması gerekiyor.
TPAO’da bu günlerde K.Irak’ta petrol arayacaklar listesine eklendi. Bunun en büyük nedeni Türkiye’nin artık ulusal bir güç olarak değil, bölgesel bir güç olarak değerlendirilmesi.
Geçen hafta Financial Times’a demeç veren TPAO Genel Müdürü Mehmet Uysal, Karadeniz’de 10 milyar varillik rezerv olduğunu söylüyordu. Ama bu yeni değil. Suriye sınırı boyunca sekiz yüz km’lik alanda da petrol var. Ancak, bunların ortaya çıkması için Türkiye’nin iki şeye ihtiyacı var; teknoloji, iç barış-demokrasi. Yağmacı ve kendi halkını sömürerek ve kanla iktidar olmaya çalışan bir oligarşiye kimse ne teknoloji kullandırır ne de tüm insanlığa ait olan doğal-ekonomik kaynakları…
Türkiye dünyayla birlikte kendine bir yol açıyor. Çözülen yalnız Ergenekon değil; Cumhuriyetin tarihiyle sınırlı kalmayan Osmanlı’dan beri süren devletçi geleneğin izleri Ergenekon da olduğu gibi, 12 Eylül öncesinin faşist katillerini ve örgütlenmesini bu yapıda görebilirsiniz. Ama Ergenekon tabii ki bu kadarla bitmiyor. Doksanlı yılların özelleştirme ve çek senet mafyaları (yeğen ve kara para ekonomisi) 2001 sonrasının kavruk ve işsiz taşra faşistleri ve nihayet bu ülkenin “sol” bildiği ancak başından beri devletçi-neo faşist bir geleneği (tıpkı Mussolini gibi) gizliden gizliye savunan “ihtiyar”ları da Ergenekon içinde.
Artık Türkiye’de, oligarşinin kanlı iktidarı olmayacak. Uluslar arası finans-bilişim ve sanayi sermayesi hâkim güç olarak iktidara tek başına geliyor.
Bu çok önemli bir değişim.


Yorum Yaz