AKP İKTİDARI NEYDİ; BUNDAN SONRA NE OLACAK? (1)

Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 02-08-2008

1

 

 

AKP, bu karardan sonra hem eleştiri oklarına hedef olacak hem de övgüye. Yani bazıları ona avcının elinden son anda kurtulan av muamelesi yaparken bazıları da AKP’nin bu badireden kurtulduğuna üzülecek. Ama ne olursa olsun bu karar Türkiye için bir dönüm noktasıdır. Ve AKP’nin durumundan, tüm niyetlerinden bağımsızdır. Bu sayfada aylar önce AKP’nin kapatılamayacağını, çünkü bunun açıktan bir darbe-girişimi değil darbe- olduğunu yazmıştık. (Bkz: 18.04.2008; Artık Zor AKP Kapatılmayacak!) Ancak her şeye rağmen yapabilirlerdi; Türkiye tarihinde her şeye rağmen yapılan o kadar çok şey var ki. Ama her şey bir yana, bu süreci yalnız kapatma davası ile birlikte okumamak gerekir. Bu süreç; Ergenekon Terör Örgütü operasyonu, bu iç temizlik karşısında Türkiye’nin siyasi aktörlerinin pozisyonu ve Türkiye’nin AB, ABD, Ortadoğu ilişkileri bağlamında okunmalı. Örneğin şimdiye kadar “sosyal demokrat” bilinen ancak Ergenekon Terör Örgütü operasyonuyla, aslında neo-faşist bir siyasi kimliği olduğu iyice açığa çıkan muhalefet partisi ve lideri var karşımızda.

 Ama bununla da bitmiyor; hem Ergenekon operasyonu sürecindeki tavırlarıyla, hem de kapatma davası sonrası Anayasa Mahkemesi gibi düşündüklerini manşetlerinden duyuran devlet yanlısı bir “sol” doğurdu bu süreç. Şimdi bütün bunlar temizlenecek. Dünya Amerikan seçimleriyle bir yeniden yapılanma sürecine giriyor. Obama, Berlin’de Kennedy’in bıraktığı yerden devam edeceğini ilan etti. AB genişlemesi sürecek; bu bağlamda ABD, AB yakınlaşması 21. yüzyılı belirleyecek dinamiklerden biri olacak.

 Ancak; Türkiye, Ortadoğu ve Rusya köprüsü bu dinamiği Asya’ya bağlayan yol olacak. Yani dikenli tellerle çevrili ulus-devletler dönemi bitiyor. Bu ulus-devletlerdeki bütün kurumsal-ideolojik yapılar yerlerini yenilerine bırakacak. İşte bundan dolayı devletin kurduğu “sosyal-demokrat” parti kendisini neo-faşist ilan ederken, diğerleri de Anayasa Mahkemesi’yle aynı pozisyonda olduklarını ilan edip devlete sığınıyorlar. Tamam, bunlar yerlerini belli ettiler; artık çok önemli değiller. Ancak AKP bundan sonra nasıl bir siyasi misyon üstlenecek. Buna bakalım; çünkü AKP’nin ne olduğu, ona karşı muhalefetin ne olması gerektiğini anlatacaktır.

Şimdi hem birinci AKP iktidarı dönemine ve onu yaratan şartlara hem de oradan günümüze bakalım.

Birinci AKP iktidarı hiç şüphesiz 2001 krizinden bağımsız değerlendirilemez. Çünkü Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizi olan 2001 krizi yalnız banka sistemi ile sınırlı bir kriz değildi. Türkiye’nin önündeki on yılı belirleyecek ve yeniden yapılandıracak kadar kapsamlı ve derin bir şoku içeriyordu.

AKP iktidarı, hatta AKP’nin kendisi biri siyasi diğeri ekonomik ve mali olmak üzere iki önemli olayın sonucu olarak doğmuştur. Bugünkü ikinci AKP dönemi de aslında bu iki önemli olayın Türkiye toplumunda giderek derinleşen yansımalarını taşımaktadır. Bunlardan birincisi 28 Şubat sürecidir. Bir post-modern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat Türkiye’nin dinamiklerine seçkinci askeri ve sivil bürokratların en kapsamlı müdahalelerinden birisidir.

Bunun sonucunda Necmettin Erbakan’ın “milli görüş” olarak formüle edilen İslamcı-ulusalcı kalkınma modelinin geçersizliği burjuvaziyi arkasına alan ordu tarafından ilan edilip rafa kaldırılmıştır. Bu müdahale küresel politikaları uygulayacak, Türkiye’yi 2001 krizinden sonra uluslararası sermaye ile birlikte, bir toplumsal mutabakat çerçevesinde, ekonomik ve sosyal olarak yeniden inşa edecek pragmatist Recep Tayyip Erdoğan ve ekibini yaratmıştır.

AKP’nin ikinci yapıcısı da, hiç şüphesiz, 2001 krizinin kendisidir. Bu kriz aslında 1980 yılından beri sürdürülen ve 1989’da gündeme gelen mali sistemin liberalizasyonu adımını tamamlayan neoliberal politik hattın son dönemeçlerinden de biridir.

Başta banka sistemi olmak üzere kamu ekonomisinin, sermaye piyasalarının baştan aşağı yeniden yapılanması bu krizle birlikte gündeme gelmiştir. Bugün uluslararası piyasalara bağlı olarak yaşadığımız gel-git lerin temeli 2001 kriziyle birlikte şekillenen ekonomi-politikalarına bağlıdır.  

Comments (1)

Sayın Ertem
Umarım yazınızın devamında “sol” kavramını da tartışmaya açar ve gerçek anlamda solun kimliği ve siyasi çizgileri ile ilgili görüşlerinizi de aktarırsınız.
Sevgi ile

Write a comment