Eylül, 2008 Arşivi
KAPİTALİZMİN KİTABI YENİDEN YAZILIRKEN
İlkel sermaye birikimi, başta İngiltere’de olmak üzere emeklerinden başka satacak hiçbir şeyi olmayan milyonlarca insanın, ellerinde üretim araçlarını ve devletin gücünü bulunduranlar tarafından sömürüsüyle sağlanmıştır. Marx, sermayenin kan, ter ve kirden oluştuğunu yazar. 18. ve 19. yüzyılda sanayileşmenin ve dolayısıyla zenginleşmenin tek yolu insan emeğini acımasızca sömürmek olmuştur. Marx kapitalizmin kitabını yazarken bu sömürüyü formüle [...]
“YALAN ŞARKTA AYIP DEĞİLDİR!”
Eylül yine geldi işte; hesaplaşma zamanı. İlk önce 6-7 Eylül 1955 sonra da 12 Eylül 1980. Türkiye tarihinde iki önemli dönemeç noktası. Bugünleri belirleyen, bugün konuştuğumuz birçok şeyin nedeni, kaynağı olan tarihler. Bu tarihlerden sonra bu topraklarda hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Eylül, Türkiye’de hâlâ açık kanayan yaradır.
6-7 Eylül olayları bir devamdır: Yani 1915’in, [...]
DENKLEMİ YENİ SOL ÇÖZECEK
Yaşadığımız krizin boyutlarını şimdiden öngörmemiz çok güç. Ama her kriz bir yeniden yapılanma olduğuna göre, şu sıralar çok hızlı bir değişim yaşadığımız da çok görülür bir şey. Tabii hızlı olan her şeyde olduğu gibi zaman zaman komik durumlarla da karşılaşıyoruz. Örneğin İran, finans sistemini, bankaları özelleştirmeye çalışırken Amerika, zorunlu olarak, bankaları devletleştiriyor. ABD’de halen dokuz [...]
TEVHİD DÖNEMİ BİTERKEN
Geçen haftaki “İktidar fetişizmi” yazısı güme gitti. Sait Çetinoğlu’nun çok titiz çalışmasında (Sermayenin Türkleştirilmesi) ortaya çıkan sonuçları barındıran ve yorumlayan bir yazıydı. Yazıda tartışılması gereken birçok vurgu, hatta tez vardı. Şimdi bunlar konuşulmuyor. Yazının sonundaki o son cümleye gerek var mıydı? Evet, vardı; bizim hepimizin bir kez daha “titreyip” kendimize gelmemiz için vardı. Bütün bu [...]
ESKİNİN KAVRAMLARI BUGÜNÜ ANLATMAZ
Bugünleri tarihçiler ileride nasıl anlatır bilmiyorum ama benim öngörüm, yaşadığımız günler tam küreselleşmenin doğum sancılarını hissettiğimiz zaman dilimi içine giriyor. Burada “tam küreselleşme” derken, Kautsky gibi bir ultra emperyalizmden söz etmiyorum. Yani bu statik bir denge hali değil, tam aksine dinamik bir geçiş süreci. Amerika’nın 1970’li yılların başında çözülmeye başlayan hegemonyasının sonuna geliyoruz. Ulus-devlete bağlı [...]












