ESKİNİN KAVRAMLARI BUGÜNÜ ANLATMAZ
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 06-09-2008
1
Bugünleri tarihçiler ileride nasıl anlatır bilmiyorum ama benim öngörüm, yaşadığımız günler tam küreselleşmenin doğum sancılarını hissettiğimiz zaman dilimi içine giriyor. Burada “tam küreselleşme” derken, Kautsky gibi bir ultra emperyalizmden söz etmiyorum. Yani bu statik bir denge hali değil, tam aksine dinamik bir geçiş süreci. Amerika’nın 1970’li yılların başında çözülmeye başlayan hegemonyasının sonuna geliyoruz. Ulus-devlete bağlı emperyalizm süreci bitiyor. Galiba yaşanılan kafa karışıklığının en önemli nedeni de bu durum. Kafa karışıklığı derken bir yere gönderme yapmıyorum kesinlikle. Yirminci yüzyılın başı da böyleydi. Ama itiraf etmek gerekir ki, o zaman daha “sıkı” adam ve kadınlar vardı. Şimdi Rosa’nın yerinde kim var Allah aşkına! Mesela Hilferding’in, Buharin’in ve Lenin’in yaşadığını düşünün, nasıl bir emperyalizm tartışması yapardık sizce. Kautsky ayarında adam bile yok; mesela şimdinin sosyal-demokrat liderlerini Kautsky ile karşılaştırmaya kalksak Kautsky mezarından fırlayıp bizi döver. Bu niye böyle bunu çözemiyorum. Ama geçenlerde Fethi Naci’yi kaybettiğimiz gün Aydın Boysan bir TV kanalında; “Bizim farkımız vardı; biz çok okurduk, bizim kuşakta kitap kurdu olmayan yoktu, okuduklarımızı da yaşadığımız zamana, mekâna uydururduk” demişti. Tabii şimdi sol adına yazılıp çizilenlerin düzeysizliğini az kitap okumakla anlatmak yetersiz. Ama daha ötesi de hayli derin bir konu; oraya hiç girmeyelim.
Şimdi herkes şaşkın; tam petrol ve emtia fiyatları düşmeye başlamışken yine krizin daha da derinleşeceği söylentisi yayılmaya başladı. 2006-2008 aralığında petrol ve altının yükselme trendi içersinde olduğunu biliyoruz. Altın fiyatlarının petrol gibi stratejik bir emtia ile birlikte yükselmesi ekonomik ve sonra da siyasi hegemonyanın ve bu hegemonyaya bağlı dengelerin değişmekte olduğunu bize gösterir. Yalnız altının değil mesela çok önemli bir kontrol sanayii girdisi olan bakırın fiyatı da 2004’ten beri petrolle birlikte artıyor. Bütün bu stratejik emtiaların arzlarında bir sorun yok. ABD, aslında yükselen petrol fiyatları sayesinde doların geçerliliğini sağladı ve dengesini korudu. Petrol ABD Doları ile işlem gördüğünden var olan dolar rezervlerine ithalatçı ülkelerin Merkez Bankaları dokunamadı. Hatta artan fiyatlardan ürküp dolar rezervlerini güçlendirdiler. Böylece net petrol ithalatçısı olmasına rağmen ABD, Rusya ile birlikte yüksek petrol politikasını yarattı ve destekledi. Bu soğuk savaştan sonra en büyük Rus-ABD uzlaşısı idi. Ancak bu durum hiç şüphesiz dünyanın bütün dengelerini bozdu. Kafkas savaşı bu bozulan dengelerin sonucu olarak ortaya çıktı. Şimdi, bütün bunların sonucu olarak, ortaya atılan yeniden iki kutuplu dünya ya da yeni soğuk savaş teorileri birçok açıdan pek doğru yaklaşımlar değil. Dünya artık ABD ve diğerleri diye anılmayacak. ABD küresel düzenin sadece önemli bir yapıcısı ve oyuncusu olarak var olacak. ABD, artık gücünü kapitalizmin işleyiş yasalarından başka bir şeyden alamayacağını, alsa bile bunun uzun dönemde mümkün olmayacağını gördü. Kapitalizm, ulus-devletlerden kaynaklı çelişkileri törpüleyerek, enerjisini finans ve bilişimin sonsuz dünyasına yöneltmek zorunda. Bunun zorunluluğunun görüldüğüne dair işaretler de var. Dünya ekonomisi, otuz yılı aşkın bir süredir çözemediği kârlılık ve düzenli kazanma sorununu, yeni bölgesel ekonomiler kurarak bunları da borsalarla birbirine bağlayarak çözmeye çalışıyor. Burada AB, Rusya, Çin ve tabii Japonya başrolde. ABD ise var olan durumu kabullenerek gücünü korumaya çalışacak.
1970’li yıllarda başlayan krizin kuyruğuna geldik. Bu dönem bittiğinde karşımızda dünyanın yeni güç dengelerini bulacağız. Bugün zenginliğin ve onun gücünün nasıl dağılacağının işaretleri de bize iki ekonomik olgu veriyor: Birincisi dünya borsaları, ikincisi kimin ne kadar ürettiği ve tasarruf ettiği. Ekonomik ve siyasi yerini belli etmiş ama tasarrufları yetmeyen ülkeler durumu idare ediyorlar. Ama bizim gibi hem açık veren hem de duracağı yer henüz belli olmayan ülkelerin işi zor. Amerika, Asya ve Avrupa bölgesel ekonomileri oluşuyor. Borsalar bu bölgesel pazarları birbirine bağlayan deniz fenerleri gibi çalışıyor. Herkes birbirine bakıyor ve herkes birbirinden mal alıp veriyor. Bunun için herkesin kapılarının sonuna kadar açık olması gerekiyor. İşte bu olgu yeni bir dönemi anlatıyor.
Artık hiçbir şey soğuk savaş dönemindeki gibi olmayacak. Çok büyük olsanız bile güneşin doğuşuyla açılıp birbirini izleyen borsaların hoşuna gitmeyecek bir adımı atmanız çok zor. Bunun için Rusya geliyor; aman dikkat sesleri bir şey ifade etmiyor.


Sayın Ertem,
Yazınızın genel anlayışına katılmakla beraber Kautskyi az da olsa hafife aldığınızı düşündüren ifadenizden rahatsız olduğumu belirtmeliyim.
“Kautsky ayarında adam bile yok; mesela şimdinin sosyal-demokrat liderlerini Kautsky ile karşılaştırmaya kalksak Kautsky mezarından fırlayıp bizi döver.”
Türkiye solu Kautskyi Leninin bir kaç makalesinden tanır. Ve türkçe ciddi bir kaynak bulmadığınız gibi ben tercüme edilmiş eserlerine de rastlamadım.
Leninizmin tahlillerine karşı ciddi duruş göstermiş olan Kautsk Leninin de öğretmeni sayılmalı.
bU gün dünya solu Leninist tespitlerin yarattığı ideolojik sorunlarla hala boğuşurken -özellikle sol milliyeçiliğin kaynağı burada aranmalı- bence Kautsky daha özenle araştırılkıp okunmalı diye düşünüyorum
Sevgi ile
Vaner Alkaç