NE YAPMALI?
Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 24-10-2008
9
Ne yapmalı?
İşte şimdi esas meseleye geldik. Bu hafta Arjantin, daha önceki krizlerde de görüldüğü gibi, ilk ve en radikal hamleyi yaptı. Zor durumda olan emeklilik fonlarını devletleştirdi. Bu fonların 30 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. Ve tabii bu operasyon haberi çıkar çıkmaz Arjantin piyasası alt üst oldu.
Arjantin bütün kriz dönemlerinde çok tartışılır ve radikal kararlar aldı. En son 2005 yılında yapılan borç takası da hala tartışılır. Ama bu operasyon sonrası Arjantin önemli bir avantaj sağladı. Bu tarihin en büyük borç takası idi. Yaklaşık 103 milyar dolarlık dış borcu Arjantin 41.8 milyar dolar değerindeki kağıtla takas etti. Peki, alacaklılar buna razı oldu mu; tabii çünkü yapacak başka bir şey yoktu. Çoğu bankalar, emeklilik kuruluşları ve Avrupalı bireysel yatırımcılardan oluşan alacaklılar paralarının yüzde 70’ine veda edip Arjantin’in borç takası önerisini kabul etti. Daha önce de, 2001 yılının sonunda da, Arjantin 100 milyara yakın borcu ödeyemeyeceğini deklare etmişti. Bu borç ödememe ve borç takası süreçlerinden sonra Arjantin büyümeyi ve işsizliği aşağıya indirmeyi başardı. Ancak Arjantin’in borçları devlet borçları idi. Bugün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çoğu gelişmekte olan ülkenin kamu borcu sıkıntısı yok. Şimdi sorun özel sektörün borçları. Peki, hem dünyada hem de bizde dolara olan talep sürecek mi? Evet, ABD dolar basmadıkça dolara olan talep sürecek. Çünkü ortada efektif olarak dolar yok.
Trilyonlarca dolarlık paketler, kurtarma operasyonları hepsi kaydı olarak gerçekleşiyor. Bush hükümeti de dolar basmayı artık Demokratlara bırakıyor. Çünkü basılan ve efektif olarak piyasaya sürülen her dolar ABD için bir yükümlülüktür. Ödenmesi gereken bir senettir yani. Aynı şey euro için de geçerlidir. Önümüzdeki günlerde euroya da-efektif anlamda- talep artacaktır. İşte aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu budur ve bu ülkeler ABD’nin dolar basmaya başlamasına kadar korkulu rüya görecekler.
Aslında geriye baktığımızda 1990’lı yıların başından bugüne Asya, Latin Amerika deneyimleri çok özlü kriz dersleriyle dolu.
İçlerinde Türkiye’nin de bulunduğu “gelişmekte olan” Asya ve Latin Amerika ülkeleri finansal dışa açıklık-kriz-daralma ve düzenleme sarmalında çok hareketli bir 10-15 yıl geçirdiler. Bu ülkelerin hepsinde bu süreçte benzer ekonomik çizgi izlendi. Bir kere yerel para aşırı değerli oldu, dış borçlanma kolaylaştı ve ciddi büyüme artışları sağlandı. Şu tez doğru değildir; “büyüme sanaldır; aslında bu ülkeler büyümedi.” Hayır, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bu ülkeler çok ciddi büyüme oranları yakaladılar. Ama finans piyasalarında yaşanan tekelci yoğunlaşma ve merkezileşme aşırı borçlanmaya ve dışarıdan gelen kaynakları etkin kullanamamaya yol açtı. Bu süreçte Türkiye’de ki mali yapılanmaya baktığımızda bunu görürüz. Doksanlı yılların başından 2001’e kadar banka sistemi bir yağma aracı olarak kullanıldı. 2001 krizinden sonra ise hızla gelen yabancılaşma ve düzenleme süreci kaynakların etkin kullanılmasını, doğru yerlere yönlendirilmesine fırsat vermedi. Zaten bütün bu süreçteki fiyat dengesi, yüksek reel faize ve yerli paranın değerli olmasına bağlı olarak şekillendi. Bu dengeye bağlı oluşan yatırım ortamının hiçbir zaman etkinliği ve sürekliliği olmadı. Bu açıdan bütün bu ülkelerde yerli paranın değerli olmasına karşı dolarizasyon hep var oldu. Ve bu olgu devalüasyon beklentisiyle birlikte sistemik bir risk kaynağı olarak mali piyasalarının derinleşmesini önledi.
Kurun elverişli olması ve uluslar arası piyasalarda borçlanmanın kolaylığı özel sektörü aşırı riskli yatırımlara itti. Bu aynı zamanda yatırımların gelecekte de etkin ve yerinde olmamasını sağladı. Yani yapılan yatırımların, bir kriz süreci dâhil, geri dönüşü her zaman çok riskli idi.
İşte şimdi bu ülkeler bu sürecin sancılarını çekecekler. Yapılan riskli yatırımlar, aşırı borçlanma, derin olmayan ve doğru kullanılamayan mali yapı herkesin burnundan fitil fitil gelecek.
Peki ne yapılabilir? İktisatta kısa vade de yapılacak bir şey yoktur. Ancak orta vade için bir paket geliştirebilirsiniz.
Gelen kriz dalgasının Türk ekonomisine etkisi hem dış talep daralması hem de dış kredilerde daralma kanalıyla gerçekleşecektir. Banka sisteminden bu dönemde reel sektörü rahatlatacak kredi düzenlemesi beklenmemelidir. Bu açıdan krizin sosyal boyutunu hafifletmek için yalnızca sanayici KOBİ’lere yönelik bir Acil Müdahale Fonu oluşturulabilir. Bu konuda kaynak için hükümetin Orta Vadeli Mali Program çerçevesinde ve Bütçe’de çok hızlı bir revizyon yapması gerekir. Bir diğer önemli konu da IMF meselesidir. IMF ile yeni bir stand-by, bu dönemde, Maliye Politikası esnekliğini kaybettirir. Bu dönemde bir hükümet eğer intihar etmek istiyorsa bunu yapar. Son Macaristan örneği ortada.
Bu süreçte Türkiye’nin temel riskleri döviz, faiz ve dış-iç talepteki olağan dışı daralmadır.
Faizlerin döviz kurundaki yükselmeyle birlikte-eş anlı- hızlı yükselmesi müdahaleyi ve belki de cari para politikasında revizyonu gerektirecek bir durumdur. Bu açıdan Merkez Bankası’nın enflasyona razı olmak gibi bir tercihi olabilir ki, bu durumun ehven-i şer olacağı, açıktır. Yani bu kadar yüksek reel faizle ve sıkı para politikasıyla devam edemeyebiliriz.
Şimdi bu dönemde alınacak önlemler konusunda herkes bir şey söylüyor. Böyle bir köşe yazısında şu yapılmalı bu yapılmalı diye yazılmaz; çünkü iktisat politikası denilen şey bir bütündür. Ve buralara sığmaz. Bu yazıda böyle yaparak yalnızca şunu anlatmaya çalıştım: Artık çok açık olarak var olan ve şimdiye kadar uygulanan programlar bitti. Yeni bir program gerekiyor. Neoliberalizm kaynaklı iktisat programlarının artık çözümsüz olduğu kesinleşti. Ama yalnızca neoliberalizme karşıyız demekle de olmuyor.


Daha önceki bir yazınızda “denklemi yeni sol çözecek” demiştiniz. Bu yazıda işaret ettiğinniz yerleri önemsiyorum. Ama çözüm için veya “yeni sol”un çizgilerini ortaya çıkaracak notlar bulamadım. Örneğin “yeni sol” bu kriz sürecinde nasıl bir duruş göstermeli? gibi bir soruyu aklımızdan çıkaramıyoruz. Elbette “yeni sol” sadece “kriz” merkezli duruş gösteremez. Peki bu durumda nasıl bir politik hat kısa ve uzun vade de yaratılmalı?
Soruları çoğaltmak mümkün. Ben bu güzel yazınızı Yeni Topluma bu değerlendirme ile birlikte aktaracağım.
Elbette bir cevabınız olursa onu da.
Sevgi ile
Vaner Alkaç
Özür dilerim bu yorum Darbe olmadı yeni “Milliyetçi Cephe” verelim! başlıklı en son yazınız içindi. Yazı başlığına bakmadan buraya astım. Değiştirebilirseniz sevinirim. Ayrıca düzenli olarak yazılarınızı http://www.yenitoplum.org da yayınlayarak katılımcılarımızın dikkatine sunuyoruz.
Sevgi ile
Vaner
USD
Kimden: aytaç erdoğdu (aytac.26@hotmail.com)
Gönderme tarihi: 23 Ekim 2008 Perşembe 14:05:31
Kime: kuyerel@googlegroups.com (kuyerel@googlegroups.com)
Degerli grup;
Ekonomist olmam nedeniyler herhalde,
Dis ticaretten ve uluslarasi para politikalarindan anladigimi
dusunuyorlar…
Eger dusunceleri dogru ise gorusum merak ediliyor
demektir… Ve anlattiklarimi sizle de paylasmak istedim…
Yani arkadaslar…
Dolarin yukselmesindeki nedenin merak edildigi,
yolunda pek cok soru geliyor…
Bunun gercegi surada aranmalidir…
Dunyada, digital ortamda dolasan ‘konvertibl paralarin yaklasik yuzde seksen besi Amerikan dolarıdır…
Ama kaydidir.. Yani elle tutulur durumda degildir.. Efektif de tabir edilen gunluk yasamda doviz bufesinde bozduramazsınız..
Bu nedenle oncelikle ‘bankada doları olanlar’ efektife donmeye ugrasiyorlar…
Oysa digital ortamdaki USD; efektif olan USD’nin en az ucyuz mislidir…
Bunun sonucu bankalarin canli kasalarinda duran USD bitmek uzere olsa gerek…
Tek Care ABD’deki dortlu finans tekeli olan ve biri tasfiye edilmeye ugrasilan,
efektif USD basma yetkisi olan tekelin piyasaya banknot surmesidir…
Bu ise mumkun degildir…
Cunki efektif USD yi kapan ABD’nin kapisina yigilir…
Cunku her banknot ABD’nin BORC SENEDI dir..
Yani krizin asilmasi icin;
cok buyuk konsensus gerekmektedir…
Yani, ABD para basıp, digital ortamdaki kaydi parayi, piyasaya nakit olarak surer ve bunun,
diyelim ki ucyuzde biri ABD icine giderse, yaratacagi talebin ve
ABD’deki mulkiyet dengelerinin ne olacagi tahmin edilebilir umarim…
Su anda beklenmeyen USD yukselisi budur…
Yani tekrarliyorum piyasada BORC vardir SENEDI yoktur…
Ayni sey EURO icin de yasanacaktir…
USD bollastikca, EURO’ya talep artacaktir…
Aytac ERDOGDU
Tarihe Amerikan Krizi Notu
Kimden: aytaç erdoğdu (aytac.26@hotmail.com)
Gönderme tarihi: 07 Ekim 2008 Salı 09:20:50
Kime: tustav@yahoogroups.com
KRIZ – SERMAYE – SERVET – GUC – BIRIKMIS VE EL KONULMUS EMEK MIKDARI
………
Ama elbette yazacaklarım da…
Gercekten tarihe not dusme amaclidir…
Ve bana gore onemlidir…
Once kullanacagim terminolojiyi her kullanimimda, farkli okumalar olusmamasi icin tanimlayacagim…
…………………..
…………………..
Once GUNUMUZDE, KAPITALIST ekonomide kullanilirken butunselligi genelde kavranmiyan bir sozcuk…
………………………
Borc stokunu olusturan yapı: Konvertible para basma yetkisi “basanlar arasında” genel kabul gormus “devlet BAGIMSIZ merkez bankalari”dir…
Global Borc Nedir: Borc; ornegin toprak ve madenden 0 degerde iken cikarilip icine emek ve teknoloji degerleri para nev’inden girip; bireyler tarafindan tuketilinceye kadar verilen, urunun icine katilan toplumsal emek mikdarina; adı “KAYDI – EFEKTIFpara” veya “banknot” denilen, MAKRO uretime karar verenlerin TUKETİCİYE ULASIP GERI DONUNCEYE KADAR VERDIGI “birim konvertible para” yani “tuketim garantisi sunan”
BORC SENEDIDIR… (dikkat uretici emegin ucreti demedim)
Borclu kimdir:
Borclu parayi piyasaya suren Merkez Bankalari dir…
Alacakli kimdir: Uluslarasi kollektif Uretim ve nihai dagitim toplu fiati icinden, kendisine elindeki borc senedi (para) kadar satinalma taahudu verilen “birey insan”dir…
Ancak dusunurken de bir iki not…
Once gunumuzde uluslarustu sermaye ve digital ortamda suratli hareketi ile yapilan planlamalar ve on yillik perspektif, yuz yillik perspektif ile sun’i senaryolar ve sapmalarla ilgili bu krizin ogrettiklerini anlamak icin BU YAZDIKLARIM tanimlarin aslinda satiralarindaki gerceklerdir…
Laf kalabaligi ile neyi ogrendigi ve ogrettigini bilmeyen ekonomi-sosyoloji universite ogretim uyelerinin “sistem kaydi para-servet yoneticileri tarafından” gormesi engellenen tanimlar bunlar…
Simdi dusunun…
Ve bu anlatilani anlamak icin; tam bir “dialektik mantikla” dunyayi bir an icin durdurdugunuzu var sayın ve “o paradigmada” dunyanin fiili envanterini cikarin…
Yani BUTUN DUNYADA, kimin elinde ne kadar efektif (Borc senedi) para var.. ne kadar pazarda ve evde mal var… Bankalardaki mevduatinizi hesaplayin.. Bankaya borcunuzu hesaplamayin ama bireylere olan borcunuzu hesaplayin ve bunu “o” anki kurdan dolara cevirin…
Dunyadaki genel toplamini alin…
İste bu fiili durumdur…
Fiili dunya ekonomisi envanteridir…
“O” ani kavramaya, yani sayim anini kavramaya calisarak butun anlatacaklarimi degerlendirmeye calisin…
“Neden bankaya olan borclarinizi dikkate aldirmadim. Cunki bankacılık sektorunde donen para;
once efektif olanla kaydi olani karsilastirdiginizda **1970 rakamlari vardi elimde**, bu gunu bilmiyorum. (bu gun bu veriye artik ulasmamiz mumkun degil)(Coca Cola’nin ekstresinin sifresi gibi) ABD icindeki efektif ABD Dolari’nin, (ABD disi) dunyadaki efektif+kaydi ABD dolarina orani 1/204 idi..
bu 205 toplami bin yillar toplaminda, dunya insanliginin birikmis kollektif emek mikdaridir.”
Tam degilse bile dikkate alinmiyacak “onermem lehinde” kucuk bir sapma ile bu 204 rakami sermaye degil, “SERVET”tir. Dunya borsalarinda sadece DIGITAL OLARAK tedavul eden “uretimde fonksiyonu olmayan” yani “SERMAYE OLMAYAN” ama ABD Dolari cinsinden RAKAMdir.. SANALdir. Ama kral ciplak deninceye kadar da genel kabul goren SERVETIN GUCU dur…
Dunyaya egemenligi temsil eder…
Genel kabul goren bu mikdar ise ismi “ABD DEVLETI” olmayan 1929 ekonomik buhranindan sonra butun dayattigi sartlari ABD devleti tarafindan kabul goren “DORTLU DEV PARA BASMA (bu gunki deyimle piyasalara digital ortamda en tepeden kaydi para uretme) YETKISI OLAN” dev konsorsiyum tarafindan kontrol edilmektedir.
Bu kriz; “DEV” icin hem onemli degildir, hem de bizzat cikarilmis ama spontane ogeler de tasiyan kendi ic tasfiye surecini yurutmektedir.
Dikkat ediniz…
En basta satiralarinda “BU DEV SANAL GUCUN TUMEL YONETIMINDE BIREY OLARAK BULUNAN YONETICILERININ TAZMINATLARI ODENEREK ISTEN EL CEKTIRILECEKLERI” ilk aciklamalar arasindadir.
DEV;……… “kendini degil”, dunya ekonomisini BUTUNSEL VE DEVINIM HALINDE DIGITAL ORTAMDA goren degil, GUC’u guc olarak degil; mevzi olarak goren yeni
“sadece manuplator sayisi cogaltilmis yoneticiler”
i devreye sokma ve “SIRRI BILENLER” sayisini azaltma ve tasfiye surecini yurutmektedir.
DEV icin Kriz bir sun’i senaryodur. Kendisi bile basarisiz olduguna ikna olan HATTA INTIHAR ILE KENDINI TAM TASFIYE EDEN, tepe yoneticilerinden “spontan ogelerin de dayattigi bir antagonist noktada” bir bolumunu tasfiye etmektedir…
Avrupadaki illizyon ise her ulkede degisiktir. AB bu nedenle politika uretememektedir.
Cunki daha tasfiyeden kendilerine ne kadar pay dusecegini bilmemekte ve teyakkuzda beklemektedir…
Hatta belki fiili durumu kavraymamaktadir..
Cunki yonetici duzeyi “manuplator”dur…
Mevzii olarak bilmekte ve gormektedir…
Devrevi krizler, aslinda giderek guclenen merkezin; DEVLETLERDEN BAGIMSIZ tasfiye edecegi kisi ve gruplari belirlemesi ve
SPONTAN OGELERi de dikkate alip, ileride onlar icin de tasfiye surecini planlamaya
yonelip,”hala” grupsal direncleri uzerinde “kismi kamburlar olarak” tasiyarak sonuclandirmasidir.
ABD dahil; butun devletler sadece kullanilan aygitlardir.
Devletler yonetim misyonlarini; 1929 ekonomik buhrani ile
“aynen ULUSLARUSTU SERMAYE’NİN bu kriz yonetiminde oldugu GİBİ dayatilan konsensus”
ile tasfiye olarak birakmislar ve ULUSLARUSTU sermayenin kendilerine verdigi kadrolari ile misyonlarini kabul etmislerdir.
KRİZ BİR İLLUZYONDUR.
KAYDI PARAYI POMPALAYAN GUC tasfiyeye direnen tepe birey kadrolari ile, ve bunlarin temsil ettigi gruplarla dayatilan ” konsensus” saglandiginda sona erer…
……………………
Aytac ERDOGDU
İki eski yazimdan sonra
Eksik oldugunu farkettigim bir dip not..
Krizin sona ermesinden kasit; Merkez icin artik problem sona ermis, taslar yeniden yerine oturmustur.. Dunyanin yonetimindeki İLLİZYON kriz sona ermistir…
Resesyon surecek ve bu surecte yeni “manuplator guvenilir kadrolar” isbaslarina getirilecektir..
Kontrol eskisinden daha guclu olarak eldedir…
Diger Metropoller ve uydularda resesyon ve kriz devam edecek; efektif talebi durmayacaktir…
Hatta reel politikalarla “efektif USD yavas yavas toplanacaktir da” para BASMAK yerine…
Aytac ERDOGDU
Son bir yazimi daha takdim ediyorum..
Saygilarimla…
A.E
Kimden: aytaç erdoğdu (aytac.26@hotmail.com)
Gönderme tarihi: 05 Kasım 2008 Çarşamba 19:23:37
Kime: ozantahir@gmail.com
Degerli Grup uyeleri…
Sevgili Ozan Tahir’e ozel’den,
kendi cevabi paragraflarimi ayiklayarak gonderdim…
1. Bretton woods anlasmasi konusundaki hem bilgilerine hem yorumlarina
tumu ile katiliyorum 1970 duzenlemesi ve daha sonraki gelismeleri de
“o yillarda” takip ettim biliyorum…
Bu nedenle de yazimda, dayatmanin, kabulunde; KABUL EDENlerin verili bir
kabul yapmadiklarini altini cizerek de soyledim…
2- Ben her ne kadar bunu kriz olarak gormuyorsam da bunun gerekcesi;
“UUS’nin iradi olarak olusturmasi ve digital ortamdaki servet’e yonelik olmasidir”
Yine bu nedenle “korumaci egilimler” sozcugunu de bizatihi ABD’nin de UUS’nin
talepleri dogrultusunda davranacagi gercegini yadsimadan kabul ediyorum.
Yani iradi olan Devlet degildir. Devlet sadece yaptirim gucu konumunda olur.
İnsiyatif ve irade (Uluslar Ustu Sermaye) UUS’dir yani “USD tedavul ve ihrac tekeli konsorsiyum” dur…
Keynesyen teori zaten bir baska bicimi ile yurumektedir…
İssizlik “fonlar” ile issizlik sigortalari ile
“calisma yasinin egitim surelerinin artirilarak, 28 – 30 yasina cekilmesi”
ogrencilere yurt icin kredi, yari ac yasam icin verilen burslar ile
sosyolojik problem mass edilmistir..
Ayrica bu bir yasam bicim ve felsefesi “genel kabul”u hatta TOPLUM kulturu
haline donusturulmustur..
Geleceginin ne olacagini bilmeyen, orgutlenme icin biraraya gelemiyecek,
entellektuel duzeyi zayif ve uretimden uzak, kendini ASALAK goren kusaklar..
3- Karsiliksiz para basma konusuna gelince…
Tam tersine, para basmanin ya da digital ortama
“rakam ureterek digital para surme”
nin gerekcelerinin bilinmezligi ve adeta Coca Cola’nin formul sirri gibi oldugunu
hem yogun bicimde vurguluyorum, hem de artik KAR ETME degil,
Statukonun muhafazasi yani egemenlik ve devam bicimi icin
PARA nin sadece manuplator oldugunu vurguluyorum…
KAR sadece yandas ve guvenilir kadrolara kaynak aktarmada
“kulturel motif” olarak kullanilan ve kitlelerin “genel kabulu” olarak
bir “illuzyon”dur diyorum…
Guven yitirenler ise spekulatif islere yonlendirilerek “zarar” eder ve batar..
Yani, Kar; zararin kardesidir der zavalli toplum “cult”umuz…
4- …………..
5- Kapitalist birikim sureci ise yukaridaki aciklamalarimdan da anlasilacagi gibi..
Birikim, dilendigi kadar para basilan bir dunyada sadece “genel kabul” ve
kendini BELKI UUS’ye kanitlama’da bir hamaset olabilir…
Marksist iktisat gunluk yasamda yurumektedir..
Ancak karlilik minimalize edilerek devasa servetler para basilarak “kredi olarak”
aktarildigi kisiler ve kurumlar tarafindan “statuko ve UUS nin guvenilir kadrolari”
dunyayi idare etmektedir..
Para basma tekeli nedeni ile “mudahale UUS nin diledigi politikalar dogrultusundadir”
…………………
………………….
6- Kriz yoktur Tasfiye vardir derken kastim su dur…
Bildiginiz gibi OPEC 1970 den baslayarak petrol degerlerini yukari cekti…
Bu petrole odenen USD’nin ozelligi kullanimindaki kisitlamalardi ve bunu getiren de yine
UUS idi..
Bu paralar once Isvicre Bankalarinda “saklanmasi karsiligi” komisyon odenen servet idi..
Yine kara para nitelikli “Rusvet olartak dagitilan ve harcanamayan” ayni tur paralar da…
Bu paralar icin cikis yolu once Malta sonra Kibris daha sonra Bahama, Madagaskar ve
Taiwan ile kuala-Lumpur (Malezya) borsalari sebest giris noktaslari olarak “isaret edildi..”
Genelde bu tur paralara sahip olanlarin “danisma” yaptiklari aslinda hic danismamalari
gereken finans danismanlari ” 10 lot’a 100 lot’luk kredi ile menkul kiymet” satinaldirarak,
uluslarasi borsa hisse senetlerinde talebi artirarak nominal degerleri spekulatif degerlere
tasidilar..
Ve bu son gocmede 100 lot uzerinden hisse satinalanin parasi 10 lot iken borsa
yuzde 20 den fazla ki (bazi hisselerde yuzde seksen dustu) 20 lot kaybeden
butun parasini kaybettikten baska bir o kadar da kredili para kaybetti,
deger dustukce butun digital ortamdaki parasi ve garantileri yok oldu..
Yani “0″ degil en az -10 oldu…
Gelelim Mortgage’ye…
Bu tur kredi veren “ABD finans devinin hisseleri” en fazla uzerinde spekulasyon olan
uluslarası hisse senetleri idi ve tamamina yakini PETRODOLAR mensei olan
USD servet sahipleri tarafindan satinalinmis idi…
Bu devin hisselerinin “0″lanmasi bu paralarin sahiplerinin tasfiyesi oldu…
Finams devinin sermayesi ise cogunlugu ABD’de olmak uzere
demir cimento ve muhendislik hizmetleri agir is ve insaat makinalarina donustu…
Bir tane daha anlatayim hadi…Mensei yine kara para, rusvet, petrodolarlar…
Bizim gibi ulkelere “pre-finansman kredisi adi altinda”
degerleri sahte expertiz raporlari ile yukseltilmis gayrimenkulleri kontr garanti olarak alan
araci finans kuruluslarinca 3-5-8 yil hic odemesiz veya on yil ana para odemesiz
sadece libor + 1,75 faiz odemeli yatirim kredisi
olarak geldi ve hala vadeleri bile gelmedi.. Veren Bankalarin akibeti ise meskuk…
Para gerektiginde basanlar icin ise KRIZ YOK…
Yani tasfiyeyi anlatabildim mi bilmem…
Aytac ERDOGDU
Sayın Aytaç Eroğlu, siz krizin sonucunu, krizin nedeni, hatta, nedenden önceki amacı gibi kavryorsunuz. Krizin, bir tasfiye süreci olduğu kesin, ancak bunun planlanarak gerçekleştirildiğini iddia etmek iradeyi ön plana çıkarmak olur. Günlük hayatta Marksist iktisatın geçerli olduğunu söylüyorsunuz; savunduğunuz Marksist iktisat, krizin nedenini üretim sürecinde arıyor. Ve organik bileşimin yükselmesinden kaynaklanan kar oranlarının düşmesinin krizin nedeni olduğunu söylüyor. Bu arada, krizin olasılıkları (meta ve para) ve görüngülerini (aşırı üretim, eksik tüketim, para kıtlığı vb)nedeninden ayırıyor. Bu anlamda siz, krizin olanakları ile nedenini karıştırıyorsunuz.
saygılar.
Saygılar.
Sayin Nuh Aslan..
Bu gun Nazım EKREN’in CNNTURK’de saat 12.00 de bir söyleşisi vardi… Olaya makro iktisat bazinda bakarak aynen benim teşhislerimi soyledi… Banka bilancolarinin kirliliğinden sozetti; dinledi iseniz. Bu su demekti karsiligi olmayan, kaydi kredilerin banka aktiflerinde mevcut veya alacak olarak yeralmasi…
Marksist iktisat ise basit bir meta para meta pazar sürecinin cok ötesinde algılanmalı. Digital ortamdaki odeme aracları yine bir marksist iktisatcı gozu ile irdelenmeli.
XIX asır sonlarında yazılmış ama önü acık bırakılmış; kapitalist pazar ve sermayenin büyümesi ile krize gidiş süreçleri, o günkü bilgi-verileri bütünü, yani; uzmanca sistem analizidir DAS KAPİTAL.
Bu gun artık digital odeme araclari ve bunların sagladigi finanstan kaynaklanan gucu dikkate alınız. BRETTON-WOODS anlasmasi ve 1951 1971 1974 konaklarini inceleyiniz. Bir de bu anlasmanin (önce üç) dört tekel banka tarafinin, 1926 yılından ikinci dünya savaşına kadar giden süreçteki “iradi güc” ve 1929 krizindeki umursamaz rolünü…
Bu gun gelinen duzeyde digital ortamda “digital sermaye”yi takip etmedigi dusunulen bir “Bretton-Woods tepe yapisi”ndan bahsetmek olanaksızdır. 1926′da bunu gören 1971 de petrol fiatlarının artmasını önemsemeyen bir merkezi finans yapıdan bahsediyoruz.
Şu anda “O” otuzsekiz yillik petrodolar; ABD basta olmak uzere mortgage finans kurulusu hisse senetleri ve citibank hisse senetleri sıfırlanması ile binalara donüşerek yok oldu…
Şu anda Kuveyt, BAE, Suudi Arabistan petrodolar’ları sahibi prensler; borsalarda fiktif olarak şişirilen hissesenetlerinin nerede ise sıfırlanması nedeni ile birkac yuz milyar USD digital ortam borclusu durumunda ve anlayabildiklerini sanmiyorum… Finans sistemi yolu ile bir de iflas noktasına getirip PETRODOLAR geri alındı… Tabii dogru zamanlama ile ilaveten pek cok finans aktörü de yokedildi…
Bu her zaman olduğu gibi bir acımasız iradi operasyondur. Hele dünyadaki bütün rakamlar çok düşük standart sapma ile kontrol altında iken…
Saygılar…
Aytac ERDOGDU
Bir ilave daha yapmaliyim… On gün önce 160 USD’ye çıkarak zirve yapan petrolün varil değeri sizce 30 USD’ye nasıl indi…
Aytac ERDOGDU