Bir “eleştirinin” ya da sipariş yazısının sefaleti üzerine…

 “Türkiye’de işsizliğin özü” yazısını hayli çapıtırak ve ancak belli cümleleri alarak eleştirmeye çalışan A. Tonak’a tam bu yanıtı yazarken CHP’nin işsizliğe çözüm(!) için ortaya attığı yedi madde gündeme düştü. Şimdi hem biraz Baykal’ın cahil cesaretiyle ortaya attığı işsizlik çözümlerine hem de aynı durumdaki Tonak eleştirisine değineceğim.

Aslında Tonak üzerinde çok durmak istemiyorum. Çünkü gerçekten hem söylemek istedikleri hem de çarpıtarak, benim yazım hakkında iddia ettikleri, üzerinde konuşulacak gibi değil. Ama ne yazık ki, Türkiye’de bu tür –çapsız da olsa- eleştirilere yanıt vermediğiniz zaman o eleştirilerdeki iddiaları kabul etmiş gibi bir konuma düşüyorsunuz ki; bu gerçekten çok önemli emek kaybına yol açan durum. Ama bu gibi durumlarda her zaman, bir taşla birkaç kuş vurmak yararlı. Hemen Tonak’tan başlayalım:

 

İki eleştirisi var: Birincisi benim Türkiye’deki işsizliğin kaynağı ve genç işsizliğin artışı ve işsizlik üzerindeki etkisi üzerine söylediklerimi eleştiriyor. Genç işşizlerin Türkiye’de genel işsizlik oranının üzerinde arttığını söylemenin doğru olmadığını söylüyor; Tonak. Şöyle; “ Genç işsizlik kapitalizmin yapısal sorunudur. Toplumun istihdam gereksinimi piyasaya, sermayenin inen binen[1] (!??) dönemsel olarak hızlı değişimler geçiren geçiren işgücü ihtiyacına terk etmenin doğal sonucu olarak tezahür eder.” Yani şimdi bu cümleyi İktisat Fakültesi 1. sınıf öğrencisi kurmaz. Neyse şekilsel olana takılmayalım. Ama bu cümle ne demek şimdi. Neyse Tonak devam ediyor; “gençlerin işşizlikten daha çok etkilenmesi bize özgü yerel bir sorun değil, sistemik ve genel bir problemdir” Yapma ya Ahmet; gerçekten mi? Yani şimdi resmi verileri göre Türkiye’de her dört gençten birinin işsiz olması küresel kapitalizmin –genel- yapısal sorunlarının sonucu olarak tezahür etmiş. Zaten Amerika’da da veriler buna yakınmış. Şimdi Türkiye’deki “resmi” verilerle Amerika’daki “resmi” verileri karşılaştırıp bir sonuca varmanın abesliğini bir kenara koysak bile; veriler bir eğilimi anlattığı gibi o anki-statik- durumu ortaya koyar. Olgunun nedenleri ve sonuçları ile ilgili kesin yargılar için tabii ki yetersizdir.

Kaldı ki Tonak’ın ABD ekonomisinin resasyona girdiği dönemden aldığı verilerle genç işşizliğin ABD ve Türkiye’de aynı nitelikte ve nicelikte olduğunu ispatlamaya çalışması ise ancak komiktir.  Öte yandan Tonak gibi yalnızca verilerden hareket etsek bile ; “Genç işsizlik oranı Türkiye’de AB-15 ve OECD ortalamaları ile karşılaştırılınca yüksek çıkmakta ve 1994-2004 arası artış göstermektedir. (..)  AB-15 üyesi olup ta genç işsizliği Türkiye’den yüksek olan Finlandiya, Fransa, İtalya, Yunanistan, İspanya gibi ülkeler mevcuttur, ancak bu ülkelerde, Türkiye’den farklı olarak, genç işsizliği 1994-2004 arası düşüş göstermektedir.” Bu durum bile zaten Tonak’ın tüm tezini yalanlıyor. Genç işsizlerin Türkiye’de dünyanın aksine gerilemediği tam tersine arttığını görüyoruz. (Veriler şöyle; 1994-2004 arası;

ABD’de 12,5-11,8, AB-15′te 20,8-16,5, G-7′de 13,2-12,7, Brititanya’da 16,2-10,9, OECD’de 14,3-13,5 ve Türkiye’de 16,0-19,7..-bu oranlar genç işgücünün yüzdesi olarak alınmıştır-. )

Bunun-bizimde yazıda vurguladığımız- çok önemli iki nedeni vardı: Birincisi yaklaşık otuz yıla yakın uygulanan neo-liberal politikalar sonucu tarımın hızla çözülmesi ve sanayinin bu çözülmeyi karşılayamamasıdır. Bu çözülme nüfusu hızla artan ve göreli bir genç nüfusa sahip Türkiye’yi vurmaktadır. İkincisi ise Türkiye’de ki eğitim sisteminin giderek dünyadan koparak yeterli mesleki ve akademik düzeyde olmamasıdır. Tonak ABD’de iyi eğitimlilerde iş bulamıyor diyor; tabii bu da bir olgudur. Zaten bende kapitalizmde nitelikli emek iş bulur; diğerleri işsiz kalır demiyorum. Yalnızca Türkiye’de genç işsizliğin çok hızlı olarak artacağını çünkü Türkiye’de tarımda gizli işsizlik olduğunu, var olan işsizlik ölçümlerinin yalnızca tarım dışı için geçerli olduğunu, tarımdaki örtülü işsizliği de büyük ölçüde gençlerin oluşturduğunu söylüyorum. Avrupa’da, rakamlar birbirine yakın gözükse de gelişmiş ülkelerde azalış görünürken tarımın göreli çözülmediği ama çözülme yolunda olduğu doğu avrupa ve Türkiye’de çok önemli bir artış trendi görüyoruz. Genç işsizlik krize değin,. gelişmiş ülkelerde,. özellikle AB-15′te gerileme trendiydeydi. En azından 1994-2004 rakamları bize bunu gösteriyor. Yani kapitalizmin göreli istikrarlı bir çizgi izlediği bu on yıl ancak yapısal sorunları, Türkiye gibi ağır olan, ülkeleri ayrıştırmıştır.

Tonak’ın en temel kavramlardan haberi yok. Örneğin tarım dışı işsizlik, gerçek işsizlik, açık işsizlik bu kavramlara bir göz atsın. Tarımdaki işsizliğin örtük işsizlik olduğunu anlar.  Aşağıdaki çizelgeye göz atalım, Türkiye’de ki işsizliğin boyutunu budur. Şimdi Tonak,  benzer bir tabloyu ABD için de açıklamalıdır ki; işsizlik olgusunun, özellikle genç işsizlik olgusunun kendisinin dediği gibi, Türkiye’de de, ABD’de de tamamen sistemik “genel” kapitalizmin işleyiş mekanizmalarından kaynaklandığını kanıtlasın.  

 Resmi ve Gerçek İşsizlik;2006-2008 (Bin Kişi)

Aylar

Açık işsizler

Umudunu kaybedenler

İş olsa çalışırım diyenler

Mevsimlik çalışanlar

Eksik istihdam

Gerçek işsiz

İşgücü

Gerçek işsizlik oranı
%

Açık işsizlik %

Kasım ‘06

2265

600

1254

344

713

5176

23500

22,0

9,6

12

2446

656

1339

456

695

5591

23203

24,1

10,5

Ocak 2007

2508

714

1366

503

752

5843

22898

25,5

11,0

2

2587

736

1353

526

792

5994

22646

26,5

11,4

3

2401

692

1228

447

809

5577

23019

24,2

10,4

4

2296

644

1142

309

800

5192

23512

22,1

9,8

5

2123

616

1146

206

820

4910

23965

20,5

8,9

6

2141

605

1115

126

802

4790

24236

19,8

8,8

7

2151

595

1136

112

766

4760

24400

19,5

8,8

8

2232

571

1087

134

689

4714

24292

19,4

9,2

9

2253

563

1068

176

694

4754

24135

19,7

9,3

10

2302

575

1048

278

672

4876

23612

20,6

9,8

11

2350

630

1040

409

650

5079

23217

21,9

10,1

12

2436

651

1099

515

647

5348

22879

23,4

10,6

Ocak 2008

2567

707

1256

640

703

5873

22679

25,9

11,3

2

2642

732

1428

601

811

6214

22804

27,2

11,6

3

2496

722

1432

491

829

5970

23249

25,7

10,7

4

2293

612

1272

294

853

5324

23943

22,2

9,6

5

2164

553

1150

191

858

4916

24440

20,1

8,9

6

2237

518

1136

144

902

4937

24793

19,9

9,0

7

2353

541

1176

144

858

5072

24975

20,3

9,4

8

2439

530

1190

179

797

5135

24948

20,6

9,8

9

2548

538

1144

209

805

5244

24761

21,2

10,3

10

2687

615

1177

299

838

5616

24632

22,8

10,9

11

2995

717

1251

405

855

6223

24310

25,6

12,3

 

Tekrar ediyorum; Türkiye’de işsizlik kapitalizminin genel işleyiş sorunlarından kaynaklandığı gibi, Türkiye’ye özgü, tarihsel, sosyal sorunlardan da kaynaklıdır. Son bir araştırmaya atıfta bulunacağım: Sabancı Üniversitesi’nin son yaptığı araştırmada şu sonuçlar yer alıyor. [3]

 “Türkiye’de kırsal kesimde yayaşan, üç kardeşi olan, anne babası ilkokul mezunu bir kızın liseye gitme olaslığılı yüzde 1-2, en zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.  
 TÜİK’in Hane Halkı Bütçe Anketi ve Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme (PISA) verileri kullanılarak hazırlanan rapor, eğitimin toplumsal eşitsizlikleri azaltabilme imkânından çok uzak olduğunu gösteriyor.   

* 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32’si okuduğunu anlamamakta , yüzde 52’si basit matematiksel problemleri çözememekte. 
* Kırsal kesimde yaşayan, ailesinin geliri sınırlı, üç kardeşi olan, annesi ve babası ilkokul mezunu bir kız çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 1-2 arasında.  Oysa kentsel alanda yaşayan, annesi ve babası üniversite mezunu bir erkek çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 68-70. 
* En düşük sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin yüzde 51’i meslek liseleri ve çok programlı liselere devam ederken yüzde 5’i Anadolu lisesine gidebiliyor. 
* En yüksek sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin sadece yüzde 3’ü meslek liseleri ve çok programlı liselere giderken, yüzde 49’u Anadolu liselerinde eğitim görüyor. 
* Babasının ya da annesinin eğitim düzeyi bir yıl daha fazla olan kız çocuklarının eğitime katılım olasılığı oranı yüzde 3 daha yüksek. 
* Annenin tek ebeveyn olduğu hanelerde kız çocuklarının ilköğretime katılım olasılığı oranı yüzde 38, ortaöğretime katılım oranı yüzde 69 daha düşük. 
* Babası bir yıl daha fazla eğitimli erkek çocuklarının ortaöğretimde eğitime katılım olasılık oranı yüzde 15, kızlarınki yüzde 10 daha yüksek.  
* Gelirinin yarısından fazlası tarımdan gelen hanelerde kızların eğitime katılım olasılığı yüzde 19 daha düşük.  
* Zorunlu ilköğretimde yüzde 100 okullaşma hâlâ sağlanabilmiş değil. Bölgeler arası farklar artıyor. Güneydoğu Anadolu’nun kırsal kesiminde yaşayan bir kız çocuğunun ilköğretime erişim olasılığı yüzde 48-52’dir. 
* 15-19 yaşındaki gençlerin yüzde 15’i ilköğretim diplomasına sahip değil. İlköğretim diploması sahibi olmayan her 10 gençten yedisi kız. 
* Güneydoğudaki kızların eğitime katılım olasılığı oranı İstanbul’da yaşayan kızlara göre yüzde 50 daha düşük. 
* En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor. En zengin kesimdeki 7-23  yaş nüfusun yüzde 28’i yükseköğretime erişebilirken, en yoksul kesimdeki aynı yaş grubunun yüzde 0.4’ü yükseköğretime erişebiliyor.” 
Şimdi ben yazıda ne demişim: “ Türkiye artık işsizlige çare bulabilmek için nitelikli, yalnız Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde iş bulabilecek gençler yetiştirmeli.”Bu ifade kapitalizmin işsizliğine çare olacak bir ifade değil ama yukarıdaki korkunç Türkiye gerçeklerini biraz olsun geriye itip, kırdan gelen genç kızlara,. çoçuklara nefes aldıracak bir öneri. Ama tabii ki orta ve uzun dönemli bir adım. Bunun için de Türkiye Kürt sorununu halletmeli demişim. Yani demokratikleşmeli. Tonak buna da karşı çıkıp hayal diyor. Tonak’ın ne istediğini, neyi kastettiğini anlıyorum ama bunu söylemek artık bana zul geliyor. Çünkü Tonak-nasılsa- gerçekten bilim insanlarının olduğu iyi bir üniversitede. Tonak, o üniversite de meslektaşlarının hatta öğrencilerinin yaptığı çalışmalara bakmalı.  Onlara da zarar vermemek için artık kesiyorum. Yalnız şunu söyleyeyim: Tonak gibilerin solcu olması imkansız. Hatta Tonak’ın bilimle ve –görüldüğü gibi- iktisatla da ilişkisi yok. Bu işsizlik konusuna devam edeceğim. Sırada CHP ve ÖDP’nin işsizlik önerileri var.  

 
 


1 Ahmet, sermaye inmez, binmez. Sermaye bir toplumsal ilişki biçimidir. Herhelde iner-biner derken finans piyasasındaki menkul kıymet ve yatırım araçlarını ve o araçların organize olduğu piyasa endekslerini kastetmek istiyorsun; ama buda inme-binme meteforuyla açıklanmaz. 

[2] Türkiye’de Genç İşsizliği –Nurhan Yentürk, Cem Başlevent, 2007, İstanbul Bilgi Üniversitesi,. Gençlik Çalışmaları Birimi

[3] Sabancı Üniversitesi; İstanbul Politikalar Merkezi ERG raporu; Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler.

 

 

 


“Bir “eleştirinin” ya da sipariş yazısının sefaleti üzerine…” için 1 Yorum Var

  • 1 osman kılınç Says:

    yazınızı okudum.kendim ziraat mühendisiyim.Analizlerinize büyük oranda katılıyorum.Genç işsizlerin kent varoşlarına akışı ne sonuca gider kestiremiyorumamayağmacılığın,lümpen faşizminin artacağı kesin.Bunu fırsat bilecek,yararlanacak ülkede siyasi partiler var zaten (aç it fırın deler hesabı teşbihte hata olmaz).
    -Yalnız şunu söyleyeyim;60 yaşındayım 1967′den beri sizin gibi kanaat önderlerinin mavralarını okumukla geçti günümüz.Gaza geldik mahpuslara da düştük.Birde baktık ki İ.Selçuk (o puştun adı neydi badi boylu Malatyalı,hatta Malatyaspor başkanlığı da yaptı)herneyse bizim ilhan selçuk abimizin masasında herifin notu bulunuyor! Düşünebiliyormusunuz???????
    Diyeceğim güzel,güzel yazıyorsunuz;gelecek için de tahayyüllerinizi tahmin edebiliyorum da çözüm önerileriniz (ufak ipuçları veriyorsunuz) hiç mi hiç umut verici değil.Bunları duygusal cümleler olarak kabul edebilirsiniz belki ama öyle hissediyorum.Güven vermiyorsunuz.Eleştirilerinizde agresiflik var böbürlenme duyuyorum.hani o çok kızdığınız dönek-güce,militarizme tapan orta sınıfı anımsatıyorsunuz.
    Eleştirinize yanıt;1-Siyasi liberalizme E V E T.-2)Yoksulluk,kan,gözyaşı işte ekonomik liberalizim

Yorum Yaz