Ekonomi ve politika üzerine 10 tez

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 17-04-2009

2

Şimdi yaşadığımız bu günler 21. yüzyılı, belki daha sonrasını da belirleyecek nitelikte. Ancak, temel dinamikler ve çelişkiler üzerinden bir analiz yaptığınızda hem bu günleri anlatan hem de geleceği anlatan 5-10 başlık belirleyebiliyorsunuz. Bu konularda bütün bu süreçte yazmaya çalıştım. Bazı önemli konularda tekrara düşmeyi göze alarak iki-üç defa yazdım. Ama sanıyorum şimdi bütün bunları alt alta yazıp “işin hülasasını” çıkarma zamanı da geldi. On temel tez belirledim geleceğe yönelik. Bunlar hemen hemen her gün konuştuğumuz “şeyler.” Bütün bu önemli başlıkları “şeyleştiren” yazılı ve görsel basının kendisi. Yoksa akademik düzeyde hem bizde hem de dünyada daha önce de yazıldı, söylendi. Neyse başlayalım.

Hemen Obama ziyareti dolayısıyla gündeme gelen şu laiklik meselesinden başlamak istiyorum. Independent yazarı Patrcik Cockurn da “siz bakmayın mini etekli kızların İstanbul’da Obama’ya düzgün İngilizceyle soru sorduklarına aslında Türkiye’nin bizim görmediğimiz yüzünde laiklik gidiyor” buyurmuş. Benzer “şey”leri ulusalcı köşe “yazarlarımız” da söylüyor. Acaba laiklik nedir, ve giden nedir?

1) Laiklik, Batı’da dini, kamusal alandan burjuvanın kişisel vicdanına ve evinin içine taşımanın adıdır. Türkiye’de ise dini, devletin içine sokarak totaliter bir toplum oluşturma projesi olarak ortaya atılmış ve inşa edilmiştir. Eğer bu laiklikse Patrcik ve bizim Göbbels karikatürü “yazarlarımız” haklı. Bu elinizden gidiyor; gidecek de.

2) Türkiye-AB: Şimdilerde sanıldığı gibi AB, bu kriz sonrası çökmeyecek. Tam aksine güçlenerek yoluna devam edecek. Euro da güçlenecek. IMF bunu gördü ve Doğu Avrupa ülkelerinin ulusal paralarından kurtulup euroya geçmelerini istedi. AB genişlemesi önümüzdeki on yılda Türkiye’yi de içine alarak doğuya doğru derinleşerek sürecek.

3) ABD-Yeni dünya düzeni: ABD artık tek başına değil. Anglosakson dünyası, kriz sonrası kara Avrupa’sıyla, başta Türkiye olmak üzere, gelişmekte olan Asya’yla ittifak yaparak bütünleşecek. Sarkozy gericiliğinin tek kaygısı bu ve bunun için çok yüksek sesle “Türkiye AB’ye giremez” diyorlar.

4) Ulusalcılık, Sınırlar: Şöyle bir söz vardır; “ İnsanlığa kapitalizmin attığı en büyük kazık ulusal sınırlardır.” İşte bu kazığı girdiği yerden yine kapitalizm çıkartıyor. Tabii birilerinin canı fena halde yanıyor. Baykal’dan, Sarkozy’ye, neo-conlardan, Enver, Talat karikatürlerine kadar saldırgan ve şuursuz “ulusalcılık” sağı ve soluyla tarih oluyor.

5) IMF-Dünya Bankası-Para Sistemi: IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar yeniden biçimleniyor. Bu kurumlar, ağırlıklı olarak ABD egemenliğinin sürdürücüsü olarak çalıştılar. Bu kurumların sahibi artık G-20 mutabakatı. G-20’nin kurumsallaşması yeni dünya düzeninin temellerini oluşturacak. Doların gücü giderek azalacak. Tek dünya parasına giden yolda euro geçiş parası işlevi görecek. Keynes’in Bretton-Wood’s’ta söylediği gerçekleşecek: Tek merkez bankası ve tek dünya parası.

6) NATO, Ulusal Ordular: NATO bir dünya ordusu olarak yapılanacak. Kapitalizmin sistemi içindeki tüm ulusların orduları, envanterleri ve komuta zincirleriyle, NATO’ya doğrudan bağlanacaklar. Envanterlerdeki hiçbir silah NATO’nun bilgisi dışında kullanılmayacak.

7) Savaş bölgeleri ve yoksulluk: Kapitalizmin iki yüzyılı, eşitsiz gelişmeyi, yoksulluğu ve savaş bölgelerini yarattı. Kapitalizm oldukça da bu devam edecek. Ancak Afganistan gibi Pakistan gibi ülkelerin ve Afrika’nın kabile düzeyinde tutulmuş toplumlarının “piyasa” ile tanışma süreci hızlandırılacak. Ortadoğu’da “barış,” ulusal güçleri geriye atan bir dinamik üzerinden yapılandırılacak. İsrail militarizmi, kademeli olarak NATO denetimine girecek.

8) Küresel muhalefet, Enternasyonalizm: 21. yüzyıl, Marx’ın 19. yüzyılda ortaya attığı sosyalizmin büyük anlatısını yeniden biçimlendirecek.

9) Sosyal-demokrasi: Yeni bir sendikal hareketle tanışacağız. Ulusal sınırlar içine hapsolmayan, işkolu, işyeri ve sosyal hizmet sendikacılığı gibi geri eşikleri aşmış, “küresel toplumsal hareket sendikacığı” dünyada ve Türkiye’de yeni sosyal-demokrasinin beşiği olacaktır. Bizde halen solcu sanılan bütün meslek odaları ve sendikalar tarih olacak.

10) Türkiye’de sol: Türkiye bundan 10 yıl önce çok önemli bir sol dinamik yakalamıştı. Bu dinamik biri yerel diğeri küresel iki dinamiğe dayanıyordu. Yerel dinamik doğrudan demokrasi deneyiminin yaşandığı Fatsa örneğiydi. Küresel dinamikse yeni bir enternasyonali anlatan özgürlükçü sol anlayıştı. Ama planlı bir biçimde yok edildi. Fatsa operasyonu Eylül 1980’de başlamıştı; hep devam etti. Bu, çok açık bir devlet ve devletin “sol” içindeki uzantıları operasyonu olarak gerçekleşti. Ama Türkiye’de ve dünyada sol bu deneyimi zenginleştirerek devam edecek.

11. Tez: Bunu yazamam; yazan çok önce yazmış zaten…

 

Comments (2)

11. tezi çok merak ettim.

11. Enternasyonal komünal toplum

Write a comment