<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Mükemmel faşizm yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.cemilertem.com/2009/04/mukemmel-fasizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cemilertem.com/2009/04/mukemmel-fasizm/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 17 Oct 2011 08:38:12 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: Aytaç Erdoğdu</title>
		<link>http://www.cemilertem.com/2009/04/mukemmel-fasizm/comment-page-1/#comment-88</link>
		<dc:creator>Aytaç Erdoğdu</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 18:15:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.cemilertem.com/?p=288#comment-88</guid>
		<description>Bakılan noktadan böyle görünmektedir. Görece tespitler bana göre de doğrudur. Ancak biraz daha netleştirip utangaç ve aslında Kemalist solcu olan 68 kuşağının ve devamı olan 1968-71 yılları tespitlerinde &quot;Antiemperyalist Kemalizm&quot;e sahip çıkılması göden kaçırılmamalıdır.

O dönemin genç subay ve aydınlarının açmazı; SSCB&#039;ye karşı tavır alan ABD&#039;nin müttefiki olmak zorunda kalmış ULUSAL KURTULUŞÇU Kemalist Türkiye&#039;nin ABD&#039;ye teslimiyetinin karşısında duruştur. Asker sivil bürokrat gibi bir ittifak modeli budur. Hayatın dayatmasıdır.

Söylendiği gibi Lozan ve Ankara Anlaşması birbirinin devamıdır.  Hatta dikkat edilirse Hizmet emeğinin serbest dolaşımının bile &quot;O gün&quot; metninde yer aldığı son Vize davasını kazanan şoförün dayandığı maddelerle ortadadır.

Antiemperyalist söylemleri ezberlemiş kuşaklar yetiştirmiş Türkiye Cumhuriyeti; en aydın ve yaratıcı neslini böylece katletmiş yıldırmış, depolitize etmiş ve yeni yetişen kuşaklarını apolitikleştirmiştir.

Tümden gelim metodu ile öğrenim gören, ISO standartları ile iş hayatı içinde mal ve hizmet üretmeye programlanan genç nüfusunu; makro düşünemeyen ve demokratik tercih bilinci dahi gelişmemiş kuşaklar oluşturmuştur.

Bu insan beyni modeli; her tur otokrasiye &quot;biat edebilir&quot; teşhisi ile faşizmin de &quot;nemelazımcı&quot; kafa yapısıdır.

SSCB&#039;nin ortadan kalkması, ulus devlet ihtiyacını da sermaye ve mal&#039;ın ulusallığını yitirmesi ile yönetim talebini de değiştirdi...

Ulus devletlerde milliyetçi motiflerin her boyda olan kalıntısı bu devletlerin &quot;MERKEZİ HÜKÜMETLER&quot; eli ile denetlenme ve yönlendirilmesini çok zorlaştırdı. Ulus devletler ihtiyaç kalmadığı için yük oldu

Artık toprak emperyalizmi veya hammadde aktarma gereksinimi ortadan kalkmıştı. Gerekirse sanayi tesisleri metropollerin zaten çok dışına kuruluyordu. Yani ulus devletler İÇİNE. Hatta yok edilemeyen sağlıksız ATIK&#039;lar nedeniyle özellikle...

Finans - Yatırım Kredileri ve Sermaye Piyasası yolu ile sanayi tesisleri ipotekli olarak zaten Bankalara aitti...
Ama yatırımcı devasa borçlar altında &quot;akıllı adam (!) rolüne soyunmuştu&quot;... Ekonomik ömrü 15-30 yıl arasında olup, daha sonra hurdaya dönecek tesislerinin sahibi olarak kendini gören sanayiciler; bunun &quot;illüzyon&quot; olduğunu göremiyorlardı... 

Zora girdikçe merkezi yönetimin kapısı aşındırılıyordu. 

Oysa artık ulus devletler dağıtılıp, bölge ve il devletleri oluşturma yoluna gidilip aynı sayın ERTEM&#039;in bu ülke için son altmış yılı için söylediği gibi; muhalefetini de iktidarını da finansman ile kontrol edeceği güvenilir kadrolara teslim etmek isteniyordu. O küçük devletlerde...

Yani muhalefet eden küçük bir şehir devleti, olamazdı ya; olsa bile &quot;esamesi okunmadan istendiği gibi çözülür” idi.

68-73 yıllarındaki toplumsal muhalefete ve bütün o dönem teorisyenlerine bakın hepsi &quot;Mustafa KEMAL&quot;in,  anti-emperyalist ULUSÇU yönünü kendine bayrak yapıp &quot;ordu-millet el ele&quot; veya &quot;ordu-gençlik el ele&quot; temel sloganı etrafında toplanıyordu.

Onlar da aslında bu gün olduğu gibi illüzyon altında idiler...

İyi eğitim almış bir kısmı MIT enstitüsünde master ya da lisansüstü yapmış, en az dört sene (sekiz seneye kadar) ABD&#039;de eğitim gören kurmay subay kadrosu içinden &quot;mümkün olduğunca&quot; NATO generali yetişiyordu.

Bunların &quot;kemalist-milliyetçi genç subaylar&quot;ın tepkilerini kontrol etmek adına tribünlere oynamaları gerekiyordu. Yoksa bu kadar iyi eğitim alan generallerin rollerini bilmemesi düşünülemez.

Elbette ki pazarlık ve insan faktörü devrededir. Ama ana fikirdir asıl devrede olan. Bu güne kadar olan; ulus devlet talebi kalkınca artık Türkiye Cumhuriyeti; bölgedeki Ulusallığı olmayan NATO ordusu ile Federal yargı-polis-mali denetim MİSYONUNU üstlenecektir.

Yani &quot;BELKİ&quot; ulus devlet isteyenlere de bir iki kuşak &quot;yeni bir illüzyon bebek&quot; görüntüsü sağlanıp kısmen etkisizleştirilecektir. Üç kuşak sonra artık ISO standardı ürünü beyin; böyle bir düşünceyi standardın revizyonu ile atmış olacaktır. ISO standartları Silahlı kuvvetlere de girmiş durumda..

Özetle SSCB&#039;nin kalkması ile eskiden beri yuvarlak olan dünyada zaten SOL ve SAĞ yok iken; bilişim ve iletişim sonucu yığınsal üretimin (A) ülkesinde, (B) ülkesinde, (C) ülkesinde ayrı parçaları üretilip (D) ülkesinde mamul hale gelip; (E, F, G, H...) ülkelerinde ambalajlanıp (.....J, K, L, M.....Z) ülkelerinde pazara girdiğini ve bu mala ait para hareketinin de on-on beş  bankanın kontrolünde gerçekleştiğini düşünürseniz. Ulus, sınır, gümrük ve devlet artık ayak bağıdır ve &quot;işi&quot; yavaşlatmaktadır.  

Özetle bunu gören Silahlı ve etken yapının aldığı üst düzey eğitimle, Dünya finans sisteminin &quot;bu gün için senaryo-mizansen&quot;deki rolünü oynayacağı kesindir.

Yani iktidar da ulusal gibi duran ordu da tabanlarının tepkisini mass ederek ittifak halindedirler...

Yani ERGENEKON için müttefiktirler. Nüanslar elbette ki hariç....  

Aytaç ERDOGDU</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bakılan noktadan böyle görünmektedir. Görece tespitler bana göre de doğrudur. Ancak biraz daha netleştirip utangaç ve aslında Kemalist solcu olan 68 kuşağının ve devamı olan 1968-71 yılları tespitlerinde &#8220;Antiemperyalist Kemalizm&#8221;e sahip çıkılması göden kaçırılmamalıdır.</p>
<p>O dönemin genç subay ve aydınlarının açmazı; SSCB&#8217;ye karşı tavır alan ABD&#8217;nin müttefiki olmak zorunda kalmış ULUSAL KURTULUŞÇU Kemalist Türkiye&#8217;nin ABD&#8217;ye teslimiyetinin karşısında duruştur. Asker sivil bürokrat gibi bir ittifak modeli budur. Hayatın dayatmasıdır.</p>
<p>Söylendiği gibi Lozan ve Ankara Anlaşması birbirinin devamıdır.  Hatta dikkat edilirse Hizmet emeğinin serbest dolaşımının bile &#8220;O gün&#8221; metninde yer aldığı son Vize davasını kazanan şoförün dayandığı maddelerle ortadadır.</p>
<p>Antiemperyalist söylemleri ezberlemiş kuşaklar yetiştirmiş Türkiye Cumhuriyeti; en aydın ve yaratıcı neslini böylece katletmiş yıldırmış, depolitize etmiş ve yeni yetişen kuşaklarını apolitikleştirmiştir.</p>
<p>Tümden gelim metodu ile öğrenim gören, ISO standartları ile iş hayatı içinde mal ve hizmet üretmeye programlanan genç nüfusunu; makro düşünemeyen ve demokratik tercih bilinci dahi gelişmemiş kuşaklar oluşturmuştur.</p>
<p>Bu insan beyni modeli; her tur otokrasiye &#8220;biat edebilir&#8221; teşhisi ile faşizmin de &#8220;nemelazımcı&#8221; kafa yapısıdır.</p>
<p>SSCB&#8217;nin ortadan kalkması, ulus devlet ihtiyacını da sermaye ve mal&#8217;ın ulusallığını yitirmesi ile yönetim talebini de değiştirdi&#8230;</p>
<p>Ulus devletlerde milliyetçi motiflerin her boyda olan kalıntısı bu devletlerin &#8220;MERKEZİ HÜKÜMETLER&#8221; eli ile denetlenme ve yönlendirilmesini çok zorlaştırdı. Ulus devletler ihtiyaç kalmadığı için yük oldu</p>
<p>Artık toprak emperyalizmi veya hammadde aktarma gereksinimi ortadan kalkmıştı. Gerekirse sanayi tesisleri metropollerin zaten çok dışına kuruluyordu. Yani ulus devletler İÇİNE. Hatta yok edilemeyen sağlıksız ATIK&#8217;lar nedeniyle özellikle&#8230;</p>
<p>Finans &#8211; Yatırım Kredileri ve Sermaye Piyasası yolu ile sanayi tesisleri ipotekli olarak zaten Bankalara aitti&#8230;<br />
Ama yatırımcı devasa borçlar altında &#8220;akıllı adam (!) rolüne soyunmuştu&#8221;&#8230; Ekonomik ömrü 15-30 yıl arasında olup, daha sonra hurdaya dönecek tesislerinin sahibi olarak kendini gören sanayiciler; bunun &#8220;illüzyon&#8221; olduğunu göremiyorlardı&#8230; </p>
<p>Zora girdikçe merkezi yönetimin kapısı aşındırılıyordu. </p>
<p>Oysa artık ulus devletler dağıtılıp, bölge ve il devletleri oluşturma yoluna gidilip aynı sayın ERTEM&#8217;in bu ülke için son altmış yılı için söylediği gibi; muhalefetini de iktidarını da finansman ile kontrol edeceği güvenilir kadrolara teslim etmek isteniyordu. O küçük devletlerde&#8230;</p>
<p>Yani muhalefet eden küçük bir şehir devleti, olamazdı ya; olsa bile &#8220;esamesi okunmadan istendiği gibi çözülür” idi.</p>
<p>68-73 yıllarındaki toplumsal muhalefete ve bütün o dönem teorisyenlerine bakın hepsi &#8220;Mustafa KEMAL&#8221;in,  anti-emperyalist ULUSÇU yönünü kendine bayrak yapıp &#8220;ordu-millet el ele&#8221; veya &#8220;ordu-gençlik el ele&#8221; temel sloganı etrafında toplanıyordu.</p>
<p>Onlar da aslında bu gün olduğu gibi illüzyon altında idiler&#8230;</p>
<p>İyi eğitim almış bir kısmı MIT enstitüsünde master ya da lisansüstü yapmış, en az dört sene (sekiz seneye kadar) ABD&#8217;de eğitim gören kurmay subay kadrosu içinden &#8220;mümkün olduğunca&#8221; NATO generali yetişiyordu.</p>
<p>Bunların &#8220;kemalist-milliyetçi genç subaylar&#8221;ın tepkilerini kontrol etmek adına tribünlere oynamaları gerekiyordu. Yoksa bu kadar iyi eğitim alan generallerin rollerini bilmemesi düşünülemez.</p>
<p>Elbette ki pazarlık ve insan faktörü devrededir. Ama ana fikirdir asıl devrede olan. Bu güne kadar olan; ulus devlet talebi kalkınca artık Türkiye Cumhuriyeti; bölgedeki Ulusallığı olmayan NATO ordusu ile Federal yargı-polis-mali denetim MİSYONUNU üstlenecektir.</p>
<p>Yani &#8220;BELKİ&#8221; ulus devlet isteyenlere de bir iki kuşak &#8220;yeni bir illüzyon bebek&#8221; görüntüsü sağlanıp kısmen etkisizleştirilecektir. Üç kuşak sonra artık ISO standardı ürünü beyin; böyle bir düşünceyi standardın revizyonu ile atmış olacaktır. ISO standartları Silahlı kuvvetlere de girmiş durumda..</p>
<p>Özetle SSCB&#8217;nin kalkması ile eskiden beri yuvarlak olan dünyada zaten SOL ve SAĞ yok iken; bilişim ve iletişim sonucu yığınsal üretimin (A) ülkesinde, (B) ülkesinde, (C) ülkesinde ayrı parçaları üretilip (D) ülkesinde mamul hale gelip; (E, F, G, H&#8230;) ülkelerinde ambalajlanıp (&#8230;..J, K, L, M&#8230;..Z) ülkelerinde pazara girdiğini ve bu mala ait para hareketinin de on-on beş  bankanın kontrolünde gerçekleştiğini düşünürseniz. Ulus, sınır, gümrük ve devlet artık ayak bağıdır ve &#8220;işi&#8221; yavaşlatmaktadır.  </p>
<p>Özetle bunu gören Silahlı ve etken yapının aldığı üst düzey eğitimle, Dünya finans sisteminin &#8220;bu gün için senaryo-mizansen&#8221;deki rolünü oynayacağı kesindir.</p>
<p>Yani iktidar da ulusal gibi duran ordu da tabanlarının tepkisini mass ederek ittifak halindedirler&#8230;</p>
<p>Yani ERGENEKON için müttefiktirler. Nüanslar elbette ki hariç&#8230;.  </p>
<p>Aytaç ERDOGDU</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

