“Emperyalizmin bir oyunu”
Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 28-08-2009
0
Küresel mali sermayenin kalbi ABD’den sökülüyor. Dünyanın en ücra köşelerine para-sermayeyi ulaştıracak bu kalp, şimdi Asya ile Avrupa’yı birleştiren bir yere, yani dünyanın yeni merkezine doğru gidiyor.
İşte mali sermayenin bu yolculuğu ve yeniden yapılanması hepimizin yakın geleceğini belirleyecek önemde. Şu sıralar Türkiye’nin Kürt sorunu dâhil attığı bütün adımlar tam buradan okunmalıdır ve hiç biri yalnız ABD’nin iradesinin sonucu değildir.
Bu adımlar kurulmakta olan yeni küresel uzlaşının ilk adımlarıdır. Bu açıdan bütün bu olan biteni ABD “yaptırtıyor” demek olan biteni hiç anlamamak demektir.
Geçen hafta “Değişimin finansal yüzü” yazımız bu saptama ve cümlelerle bitiyordu.
Aynı gün Başbakan, MHP lideri Bahçeli’ye yanıt verirken “ Attığımız demokratik adımların arkasında ABD vardır diyenler bunu ispat etmelidir” dedi. Bütün bu olan bitenin arkasında ABD’nin olduğunu bugün yalnız MHP söylemiyor. “Sol”un ve kendini “solda” tarif eden aydınların büyük bir bölümü yıllardır Kürt sorununu “ABD ve emperyalizm” bağlantısı ile açıkladı. Bugünde bu konuda atılacak her adımın arkasında, ABD’nin bölgeye yönelik yeni politikalarının olduğu konusunda bu çevreler çok emin.
ÖDP genel başkanı Alper Taş’ da geçen gün; Kürt sorununun çözümü konusunda atılacak adımları, yalnızca “annelerin gözyaşlarının dinmesi tesellisi” çerçevesinde desteklediklerini, yoksa olan bitenin “emperyalizmin bölgesel politikalarının bir parçası” olduğunun farkında olduklarının altını çizdi.
Emperyalizmin istedi Kürt sorunu çözülüyor; Obama ya da AB istedi “demokratikleşiyoruz” bütün bunlar gerçekten bu kadar basit de olabilir ama tam burada sanıyorum şöyle bir şey de var; halkların çıkarlarıyla şu “emperyalizmin” çıkarları, yüzyılda bir kere de olsa üst üste gelebilir. Daha da ötesi yıllardır yapılan mücadeleler ve bunun sonucunda oluşan kamuoyu “çözümün” niteliğini belirleyebilir ve dayatılan çözümü derinleştirebilir.
Birde artık sol, Bahçeli gibilerden ayrı olarak, şu emperyalizm konusunu tartışmalıdır. İsmail Beşikçi’nin vurguladığı gibi; “kahrolsun emperyalizm, emperyalizme karşı savaşların anasını yapıyoruz” diyen Saddam, yıllardır kimyasal silahlarla Kürtlere karşı sistemli bir soykırım uygulamıştır. Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı uyguladığı soykırım politikası da Kürtlerin uluslararası sömürgeleştirmeye ve asimilasyona tabi tutulmasından dolayı görmezden gelinmiştir. Örneğin Kürt direniş hareketleri, hiçbir zaman Filistin “ulusal kurtuluşu” kadar dikkat çekmemiş ve öne çıkartılmamıştır. Çünkü İsmail Beşikçi’ye göre, Kürdistan’ın Birinci Dünya Savaşı sonunda, sömürgelileştirilmesi klasik sömürge anlayışı çerçevesinde olmamıştır. Klasik sömürge sürecinde, emperyalist devletler, sömürgenin ekonomik, siyasi-idari yapısını, kendine bağlayarak güçlendirmiş ve sonra da sömürgenin “bağımsızlığı” ilan edilmiştir. Wilson’un “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” aynen budur. (Evet, yanlış okumadınız Lenin değil Wilson; orijinal olan Wilson’dur) Baas rejimleri, Afrika’daki anayasal bağımsızlık süreçleri ve Türkiye’nin “bağımsızlık” süreci bu tarihsel dönemin en somut örnekleridir. Klasik sömürgecilikte geçmişin sömürgeleri 20. yüzyılın “bağımsız ulusları” olmuşlardır. Kürtler ise başından beri sömürge bile olamamıştır. Kürtler bölünmüş ve “bağımsız” ulus-devletlerce” köleleştirilmiştir. Ortadoğu’daki ulusal kurtuluş hareketleri-Filistin hareketi dâhil- Wilson’un “ulusların kendi kaderlerini belirleme” anlayışı çerçevesinde meşruiyet kazanmış ve batı kamuoyu tarafından desteklenmiştir. Beşikçi’ye göre, işte bu nedenlerle klasik sömürgeleştirme sürecinden çok daha ayrı bir parçalanmaya uğrayan Kürt halkı ve hareketleri yalnız bırakılmış, 20. yüzyılda Sovyetler ve batı kamuoyu tarafından görmezden gelinmiştir. Bugün Kürtleri görüyoruz. Bunun nedeni, gerçekten “emperyalizmin” yeni politik hattı mı yoksa on yıllardır yapılan mücadelelerin geldiği nokta ile ulus-devletlere dayanan sermaye birikim sürecinin bittiği (yenildiği) ve kapitalizmin yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı noktanın tam da bugünlerde üst üste gelmesi mi?
Ama şu gerçek var ki; bir anlatımla, ulus-devletlerin hiyerarşi, hegemonya ve pazar kapma mücadelesi olan emperyalizm ya da emperyalizmin bu şekilde tanımlanmış dönemi bitti. Bu eski, geleneksel sağ ve sol anlatıların bitmesi anlamına da geliyor.
İşte tam burada Bahçeli ve diğer “sol” partilerin liderleri aynı adamlar oluyor.
Bu sürecin bittiğini şimdi Kürtleri görerek anlıyoruz. K.Irak’ta Kürtler, Saddam ve çetesinin gitmesinden sonra, kendilerine geldiler ve dünyanın yeniden yapılanma sürecinde var olacaklarını, olmaları gerektiğinin farkına vardılar. 2003’ten beri bölgede olan değişimlere Kürtlerde inanamıyor.
Peki, K.ırak’ta Saddam’dan sonra Kürtlerin kazanımlarını, siz, “Kürtler Amerikalılarla işbirliği yaptı” diye açıklayabilir misiniz? Eğer böyle açıklıyorsanız gerçekten Türkiye’de olan biten de doğrudan “emperyalizmin bir oyunudur” ve bu oyuna gelmeyin; “anti-emperyalistler” olarak…

