Pentagon’un teknolojisi ve medyanın geleceği üzerine…

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 01-08-2009

2

 3-G Vs..

Enformasyon teknolojisi devrimini artık elle tutabiliyoruz. Bu devrim, ağırlıklı olarak, 1980’lerden itibaren sistemin yapılanmasında temel araçları üretti ve hala da üretmeye devam ediyor. Bize geç gelen 3-G teknolojisi ve devamı hayatın temel dinamiklerini çok hızlı bir değişikliğe uğratacak.

Devletin ve devletin yönlendirdiği medyanın “mutlak” hâkimiyetinin sonuna geliyoruz.

Bu çok önemli bir eşik.

Teknolojik yenilik yüzyıllar boyunca devletin tekelinde olmuş, teknoloji ve iktidar birbirini tamamlayan ve sürdüren olgular olarak var olmuşlardı.

Çin’in yüzyıllar süren teknolojik üstünlüğünde devlet türü örgütlenmelerin payı büyüktür. Avrupa’da Rönesansın tohumları 1400’lü yıllarda atılırken, Çin, teknolojik olarak en gelişmiş uygarlık durumundaydı. Kâğıt Çin’de Batı’dan bin yıl önce ortaya çıkmıştı. 14. yüzyılın başında Çin sanayileşme devrimin eşiğine gelmişti neredeyse. Ancak ne olduysa Avrupa’da Rönesans’ın tohumlarının atıldığı 1400’lerin başında oldu. 1400’den sonra Ming ve Qing hanedanları, beşeri bilimlere, sanata ve bunların sonucu olarak doğacak teknolojiye önem vermek yerine emperyal bir bürokrasi çizgisini tercih ettiler. 1430’a gelindiğinde pusulayı bulan Çin, büyük gemilerin inşasını yasaklamıştı. Bunun nedeni çok açıktı: Çin hanedanları, yüzyıllar sürecek bürokratik ve askeri iktidarlarını garantiye almıştı ve artık yeniliklere açık değillerdi. Hatta her yenilik onların gelecekteki iktidarı tehdit eden bir “düşmandı”.

Kentli loncalar, meslek örgütleri ve hanedana yapışmış bürokrasi, kâğıdı, kâğıda baskıyı, pusulayı ve demir sabanı bulan uygarlığı kendi iktidarı için geriye götürmeye kararlıydı. Avrupa’da Rönesansın tohumları Çin’de “büyük gerilemenin” başladığı zamana denk gelir.

Zenginlik, hanedanların örgütlendiği imparatorluklardan burjuvaların bireysel birikimine geçerken teknolojiyi yine de burjuvalar adına devletler geliştiriyordu. Kapitalizmin ulus-devletleri, hanedanların ve imparatorlukların yerini alırken teknolojiyi yine onların istediği kadar insanlığın önüne konuyordu.

Japonya’nın Avrupa’dan sonra teknolojideki hızlı adımlarında yine devletin ama ulus-devletin payı vardı.

 Avrupa modernleşmesi, Japonya’nın ve hatta Sovyetlerin bu modernleşmeye ayak uydurması “tekelci devlet kapitalizminin” marifeti olarak tarihteki yerini almıştır.

Bilgisayar teknolojisinin ortaya çıkmasında da, burjuvaları adına daha fazla pazar payı isteyen devletlerin rolü vardır. 

   

İkinci savaş sırasındaki şifre çözme yarışı nümerikle ilgili uğraşlara tavan yaptırmıştı. Nitekim ilk bilgisayar ABD’de, ordunun sponsorluğunda,  Pennsylvania Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.  ENIAC adı verilen alet tam 30 ton ağırlında ve bir spor salonu büyüklüğündeydi. İnternet de, ABD Savunma Bakanlığı’nın Sovyetlere karşı geliştirdiği bir projenin sonucu olarak doğdu. DARPA adı verilen proje, gerilla savaşına ve işgale karşı merkeze anında haber verecek bilgisayar ağ haber sistemiydi. Bu sistem,  gerilla savaşında gerillanın yaptığının elektronik karşılığı olarak düşünülmüştü.

Ama çok değil otuz yıl sonra, Chiapas’taki Zapatistaların lideri Subcomandante Marcos, Lacandon ormanının derinliklerinde internet üzerinden gerillalarla ve dünyayla iletişim kuracaktı.

İşte teknolojide buraya geldik. Binlerce yıllık bir uygarlığa teknolojiyi yasaklayan ve onu yine binlerce yıl geriye iten hanedanların elinden kapitalist ulus-devletlerin eline geçen teknoloji, ilk defa, insanlığın özgür kullanımına geçmenin eşiğinde.       

 Kapitalizm enformasyon ve haberleşme teknolojileri ile beslenen birikim evresine girdiğinden beri üretim araçlarındaki sıçramayı denetleyemiyor. Bu çok açık olarak yeni bir kriz dinamiği. Bu dinamiğin ikili bir etkisi var; birincisi verili üretim ve büyüme birikimini karşılayacak siyasi yapıları oluşturmakla zorlanıyor, ikincisi ise çok hızlı bir dünyalaşmaya yol açıyor. Böylece teknolojiyi elinde bulunduranlarla devlet yapılarını (iktidarları) ellerinde bulunduranlar arasındaki organik bağ giderek kopuyor. Bu aynı zamanda sistemin siyasi bir krizle de karşı karşıya olduğu anlamına geliyor. Dünyalaşma,  ekonomik olarak üretim merkezlerinin batıdan doğuya kayması ve teknolojinin, ağların dünyanın en ücra köşesine gitmesi olarak kendini gösterirken, siyasi olarak da ulus-devletlerin çözülmesi olarak ortaya çıkıyor.

 Bu durumu Castells çok özlü anlatır: “ Tarihte ilk kez, bütün gezegenin kapitalist olduğunu ya da küresel kapitalist ağlarla bağlantısına bağımlı hale geldiğini söyleyebiliriz. Ancak bu yeni tür bir kapitalizmdir; teknolojik açıdan, örgütlenme biçimi ve kurumsal yapılanma bakımından hem klasik kapitalizmden (laissez-faire) hem de Keynes’çi kapitalizmden ayrılır.”

Bu yeni kapitalizm, şimdi bize onu karşıtına dönüştürmek için çok farklı olanaklar sunuyor.

Mesela, artık medyanın, teknoloji marifetiyle devletin tekelinden çıkıp bireylerin ve sivil yapıların hâkimiyetine geçmesinin yolu açık.

 

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA MEDYA VE TEKNOLOJİ

 

 Küresel geniş bant patlaması hiç dinmeyen bir hızla sürüyor ve bir yandan da genel büyümeyi sürüklüyor, bu nedenle de yüzde 16,4’lük yıllık ortalama artışla 2012 yılında 661 milyon haneye ulaşarak iki kattan fazla büyümesi bekleniyor.[1] Önümüzdeki on yıllık bir perspektifte medya sektöründe, dijital ve mobil iletişim araçlarının ve internet ağlarının sektörün büyüme pastasındaki payını artıracağı söyleyebiliriz. Buna bağlı olarak reklam verenlerin tercihlerinde de bu dinamiğin rolünü belirtmek gerek. Ülkemizde de Medya Sektörü bu genel küresel eğilimden bağımsız ele alınamaz. 2000’li yılların başına değin daha çok geleneksel araçlar ve mecralarla var olan Türk medyası bu yıllardan sonra hızla yeni teknolojilerle tanışarak farklı mecra ve araçları devreye sokmuştur. Böylece ulaştığı kitle ve tesir gücü geometrik bir hızla artmıştır. Bugün krize rağmen, Türkiye’de  medya sektörü, geçtiğimiz yılda da ülkemizdeki GSYİH’nın üzerinde bir büyüme göstermiştir. Önümüzdeki yıllarda Türk medya sektörünün hem küresel Doğrudan Yatırımları (FDI) çeken bir sektör olması beklenirken hem de yakın coğrafyasında ( Özellikle Ortadoğu ve Doğu Avrupa’da) yeni yatırımlar yapması sürpriz olmayacaktır.

2008 yılının ilk yarısında ülkemizde medya yatırımları aşağıdaki gibi olmuştur.

 

 

Milyon YTL

Pay (%)

TV
Basın
    Gazete
    Dergi
Açıkhava
Radyo
Sinema
Internet*
Toplam

910,85
581,26
517
64,26
121
60
20,4
45,6
1.739

52,37

29,73
3,70
6,96
3,45
1,17
2,62

 

 

Dünyada medya sektörünün temel gelişim trendleri

   

Bugün medya sektörü 2,2 trilyon dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşmış durumdadır.

 2009- 2012 arası dijital ve mobil iletişim gelirleri, toplam eğlence ve medya harcamasının sadece yüzde 11’ine ulaşacak. Sektörün toplam 2,2 trilyon dolarlık bir pazarı olduğunu düşünürsek, bu alanda,  234 milyar dolarlım bir meblağa ulaşırız. Medya sektöründe dijital araçların gelişmesinde 25 yaş altı “internet kuşağının” payı büyüktür. Medya sektörünün önümüzdeki yıllardaki gelişimi de bu perspektifte olacaktır.

        

 25 yaş altı “İnternet Kuşağı” medyayı sürüklüyor

 

25 yaş altındaki nesli ifade eden İnternet Kuşağı,  bir yandan eğlence ve medya sektörünün hızını ve yönünü belirlerken, diğer yandan da şirketler ile müşterileri arasındaki ilişkiyi tamamen değiştiren yeni iş modellerini doğuran bir etki sergiliyor. Onlar bu teknolojileri günlük yaşantılarının devamlı bir parçası haline getirirken İnternet Kuşağı da önceki nesillerin teknoloji ilgisini yönlendirerek daha yaşlı nesiller ile gelişen medya teknolojisindeki en güncel eğilimler arasında köprü kuruyor.

 

Bizim de bulunduğumuz EMEA gurubunda krize rağmen çok sert düşüşlerin olmayacağını söyleyebiliriz.

BRIC ülkelerinde (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ve Türkiye’de 25 yaşın altı nüfus ülkenin toplam nüfusunun en az yüzde 31’ini oluşturuyor. ( Brezilya’da yüzde 43, Rusya’da yüzde 31, Hindistan’da yüzde 50 ve Çin’de yüzde 38. ) Bununla birlikte ABD’de 25 yaş altı nüfus toplam nüfusun yüzde 34’üne denk geliyor.

Bu noktada, şirketlerin küresel kapsamlarını, gelecek yıllarda internet erişimi, dijital eğlence ve medya üzerinde harcama yapmayı sürdürecek genç insanları da içine alacak biçimde genişletmeleri bir zorunluluk. Ayrıca, İnternet Kuşağı, dijital ve mobil eğlencede büyümeyi sürüklerken, 50 yaş üstü tüketiciler ilgilerinin önemli bir kısmını daha geleneksel medyaya yönlendirerek bir denge oluşturuyorlar. Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgeleri hariç, dünyanın her bölgesinde 50 yaş üstü nüfus çift haneli büyüme oranları sergileyecek ve bu nüfus grubu tüm dünyada 2012 yılına kadar görülecek yüzde 13,1’lik bir artışla 1,1 milyardan 1,25 milyara yükselecek. Bu kuşak, çocukları ve torunları tarafından kullanılan medya platformlarına yönelik giderek artan ilgi gösterse de bu büyüme rakamları geleneksel formatların da sürdürülmesini sağlayacaktır. [2] Bu çerçevede Türkiye’de medya sektörü hem geleneksel araçları ve mecrayı kullanarak hem de yeni teknolojileri devreye sokarak ayakta kalacaktır. Ancak ülkemizin genç ve dinamik nüfusa sahip olması sektörün önümüzdeki yıllarda geleneksel araç ve mecra dışında başta internet olmak üzere “yeni” mecralara yöneleceği gerçeği de kaçınılmazdır. Bu gerçek ortadayken ülkemizde medya sektörü küresel sermayeden en çok yatırım alan alanlardan birisi olacaktır. Çünkü Asya ve Doğu Avrupa’ya yönelik medya yatırımları Türkiye üzerinden olacaktır. 

Önümüzdeki beş yıl içinde Asya Pasifik ve Latin Amerika en hızlı büyüyen bölgeler olacak. Her iki bölgede de internet reklamcılığı, internet erişimi harcamaları, TV yayıncılık aboneliği ve lisans ücretleri, video oyunlarında, krize rağmen, çift haneli büyüme rakamları bekleniyor. Latin Amerika 2007’deki 51 milyar dolardan 2012’de 85 milyar dolara yükselerek yüzde 10,6’lık bir Yıllık Bileşik Büyüme Oranı (YBBO) sergileyecek. Bu arada Asya-Pasifik’teki harcamalar yüzde 8,8’lik büyüme oranıyla dünya ikinciliğini yakalayıp 2007’deki 333 milyar dolardan 2012’de 508 milyar dolara yükselecek.[3]

En büyük ikinci pazar olan EMEA (Avrupa, Ortadoğu, Afrika) ise 2012’de yüzde 6,8’lik bir YBBO ile 2012’de 792 milyar dolarlık hacme yükseleceği öngörülüyor.  Doğu ve Orta Avrupa ile Orta Doğu/Afrika bu bölgedeki büyümeyi tetikleyecektir. İnternet reklamcılığı, internet erişim harcamaları ve video oyunları önümüzdeki beş yıl boyunca çift haneli YBBO seviyelerinde seyredeceği sektörün takipçileri tarafından raporlanmıştır.

 

Türkiye’de  TV yayıncılığı önde

 

Öte yandan Türkiye’de  TV yayıncılığı ve reklam verenlerin bu mecrayı tercih etme eğilimi sürmüştür. 

Bu alanda toplam harcamalar sektörün yüzde 52,37’sine ulaşmaktadır.

Tüm dünyayı sarsan ekonomik kriz, Türkiye’deki televizyon kanallarında da etkisini göstermeye 2008’in son çeyreğinden itibaren göstermeye başlamıştır. 

Gazete Yayıncılığı 

Gazete yayıncılığında ise Türkiye’nin de içinde bulunduğu EMEA pazarında hem sirkülasyon olarak hem de reklam harcamaları, krize rağmen 2009-2011 aralığında artış eğiliminde olacaktır.

Ayrıca ülkemizde okullaşma oranlarının ve okur-yazar oranının hızla artması güncel habere ihtiyaç duyan nüfusu giderek artırmaktadır.

 

Sonuç Olarak;

Ülkemizde içinde bulunduğumuz 2009 yılı dahil olmak üzere medya sektörü gelişen ve büyüyen bir trend izleyecektir. Özellikle Ortadoğu, Avrasya coğrafyası bu açıdan çok bakir ve yatırım bekleyen bir görünüm arz etmektedir. İçinde bulunduğumuz küresel krize rağmen bu eğilimin duraklamayacağını söyleyebiliriz. Çünkü özellikle Ortadoğu ve Kafkaslardaki karışıklıkların sona ermesiyle birlikte buralarda yerel halkların tercihi Amerika ve AB menşeli medya kurumları değil, kendi ya da kendilerine yakın kültür ve coğrafyalardaki medya kurumları olacaktır. Arap ve Ortadoğu’da El-Cezire’nin başarısı ortadadır. Yani yerel özelliklerden kalkarak küresel bir dil ve dili yaygınlaştıran teknoloji kullanan yatırımlar, önümüzdeki yıllarda, medyanın temel itici gücü olacaktır.

 

[1] Price Waterhouse Medya Sektör raporu

[2] Agy

[3] Agy


Comments (2)

Yazınızda konumladığınız perspektif çok önemli. Yazınızı şurada biraz tartıştık, bakmak isteyebilirsiniz: http://friendfeed.com/ozuckan/d73891b0/cemil-ertem-kisisel-websitesi-blog-archive

Yeni yazınızla (Küresel Ağ kapitalizmi) ilgili olarak da şurada tartışma devam ediyor: http://friendfeed.com/ozuckan/923170a1/cemil-ertem-kuresel-ag-kapitalizmi-04-08-2009

Write a comment