SAVAŞ EKONOMİLERİNİN YERİNİ SALGIN HASTALIK EKONOMİLERİ ALIYOR!
Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 30-11-2009
2
DOMUZ GRİBİ EKONOMİSİ KAYBEDENLERDEN KAZANLARA 5 TRİLYON DOLAR AKTARACAK!
Domuz Gribi Ekonomisi: Trilyon dolarlık bir pazar: Dev ilaç tekellerinden, borsa simsarlarına, merdiven altı üretime kadar krize çare bir ekonomi
Domuz gribi kâbusu devam ediyor. Ama son gelen haberler domuz gribi virüsü H1N1’in mutasyona uğradığı yönünde. Bu sıradan bir haber değil. Çünkü virüsün mutasyona uğraması salgın hastalığın şekil değiştirerek yaygınlaşacağına işaret ediyor. Yani H1N1 virüsü dünyadaki tüm insanlara bulaşsa bile salgın sürecek. Çünkü virüs şekil değiştirerek tekrar ve tekrar kapımızı çalacak.
İşte bu yüzden virüsün Ukrayna’da mutasyona uğradığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün bu gerçeği gizlediği haberi çok önemli.
Ukrayna Sağlık Bakanı, “Dünyada görülen domuz gribi virüsü ile bizimkinin aynı olmadığı açık. Bizimki çok çabuk öldürüyor ve çok hızlı yayılıyor” derken aslında şu andaki salgından daha büyük bir tehlikenin haberini veriyordu.
Ukrayna’da ölen 2 kişinin otopsisinde domuz gribinden hayatını kaybeden bu kişilerin akciğerlerinin sanki onlarca yıl sigara içmiş gibi kapkara olduğu, virüsün akciğerleri yakarak kömüre çevirdiği belirlendi.
İngiltere’deki biyolojik silah laboratuarlarında yapılan testlerde de mutasyon doğrulandı. Virüsün insanlar için çok tehlikeli bir hal aldığı açıklandı. Eğer bu haberler doğruysa başımız çok ciddi belada demektir. Bu içimizi karartan “mutasyon” haberi domuz gribi ya da onun versiyonlarının daha uzunca bir süredir gündemde olacağını gösteriyor.
Tüm dünyada H1N1 tipi influenza virüsünün pençesinde olanların sayısı bilinmiyor. Bilinmesine de imkân yok. Bu yüzden hastalığa yakalananların sayısını bulmak imkânsız. Ama mutasyona uğraması halinde çok korkunç sonuçlara yol açacak bu hastalık şimdiden kendine özgü devasa bir pazar ve ekonomi yarattı bile.
MODERNİZMİN YENİ İCADI: MAKSAT KRİZ AŞILSIN
Hastalık, sıcaklığın düştüğü ve insanların yoğun yaşadığı yerlerde hızla yayılıyor. Dolayısıyla bu bir kent ve kentleşme hastalığı. Dolayısıyla modernizmin pençesindeki “çağdaş” insanın belası. Ama bu çağdaş virüs çok önemli bir ekonomi de yaratıyor. Dev ilaç ve temizlik tekellerinden, borsa spekülatörlerine oradan işporta ve merdiven altı ekonomisine kadar sonu belli olmayan bir ekonomi domuz gribi virüsünün marifeti olarak karşımızda. O zaman akla şu geliyor; insanları öldüren savaşlar aynı zamanda kapitalist ekonominin krizlerine çare de olmuştur. Şimdilerde, devasa küresel ekonomik krizlere çare olacak dünya savaşları kapımızı çalmıyor ama küresel salgınlar insanlığın yeni belası olarak ortaya çıkarken, tıpkı savaş ekonomisi gibi, krizleri aşmanın “modern yolu bu mu?” sorusunu da sorduruyor.
İLAÇ TEKELLERİ BORSASI HAREKETLİ
İktisatçılar ancak ölçülebilen olgular ve olaylar üzerinden yorum ve değerlendirme yaparlar; domuz gribinin yaygınlığı şu an ölçülemiyor. Ama buna rağmen ilaç tekelleri ve borsacılar şu sıralar domuz gribi yatırımı yapmaya ve domuz gribi oyunu oynamaya bayılıyorlar. Şu sıralar küresel borsalarda ilaç tekellerinin ve aşı teknolojisi geliştiren, bioteknoloji üzerinde çalışan şirketlerin hisseleri pek revaçta.
İLAÇ TEKELERİ VE AŞI ŞİRKETLERİ HİSSELERİ KİMİN ELİNDE?
Peki, bu ilaç şirketlerinin hisseleri kimler topluyor. Tabii ki kuş gribi, domuz gribi gibi salgın hastalıkların artık gelip geçici bir bela olmadığını bilenler. Çünkü domuz gribi bittiği zaman başka bir grip başka bir isimle ortaya çakacak. Çünkü virüs-nedense- mutasyona uğruyor ve daha da saldırganlaşıyor. Bu bilgiye sahip olursanız aşı teknolojisi geliştiren ya da gribal enfeksiyonlara yönelik ilaç üreten şirketlerin prim yapacağını pekâlâ kestirebilirsiniz. Mesela NaturalNews Editorü Mike Adams’ın 10 Kasım tarihli yazısında, Dr. Mehmet Öz’ün, aşı teknolojisi üreten SIGA Technologies şirketinin 150 bin hissesini aldığı, ortalama 1.35′ten aldığı hisselerin değerinin bugün 7.10 dolar olduğu öne sürülüyor. Yazıda; televizyonlarda herkese aşı yaptırması konusunda telkinlerde bulunan, domuz gribi korkusunu besleyen Öz’ün bu korkuyu yatırıma dönüştürdüğü, yatırımdan milyonlarca dolar kazanacağı iddia ediliyor.
Dr. Öz’ün hisseleriyle ilgili iddialara kanıt olarak da; http://webofdeception.com/oprah.html#oz adresi kaynak gösteriliyor. SIGA’nın kendi sitesinde de konuyla ilgili bilgilere yer veriliyor. Şirketin domuz gribi aşısı üretmediği, aşı teknolojileri ürettiği, gelecekte ortaya çıkacak hastalıklar üzerine çalıştığı söyleniyor. Yani geleceğin aşısını üretmeye odaklanmış.
Yazar, Mehmet Öz’ü H1N1 korkusuna yatırım yapmakla, herkesi aşı olmaya çağırırken korkuyu yatırıma dönüştürmekle suçluyor. Ona göre Öz, büyük ilaç pazarının vitrin adamı, hem RealAge sektörü hem aşı kampanyalarında milyon dolarlar dönüyor.
VİRÜS MUTASYONA UĞRARSA KİM KAZANIR?
Sonuçta bu bir iddia ama SIGA’nın bu konuda aşı teknolojisini tüm insanlığının yararına geliştirmek ve domuz gribi bir belanın bir daha kapımızı çalmaması için gecesini gündüzüne kattığını kimse söylememeli. Tabii burada şöyle bir ayrıntı daha var; SIGA gibi şirketler H1N1 gibi virüslere karşı çok gelişmiş aşı teknolojileri acil olarak insanlığın hizmetine sunacakken bunu nedense yapmıyorlar; tam tersine mesela H1N1 virüsünün mutasyona uğrayıp daha korkunç ve öldürücü bir hal alması olasılığı üzerine çalışıp buna uygun aşı teknolojisi üretmeye çalışıyorlar. Ve beklenen son oluyor tabii; Ukrayna’dan bir haber; H1N1 mutasyona uğradı; şimdi daha hızlı yayılıyor ve daha öldürücü. Ama zaten ilaç ve aşı tekelleri bu olasılık üzerinde çalışıyorlardı. Korkmayın biraz daha onlara para ödeyelim; bu arada Ukrayna gibi “gelişmekte olan bir ülkede” mutasyona uğramış H1N1 insanları temizlemeye başladı ama olsun “yeni teknolojiyle üretilmiş” süper aşı ABD’den başlamak üzere imdada yetişiyor nasılsa siz dolarlardan haber verin.
ŞİMDİ SİRADA BİO-TERÖR UZMANLARI VE BİYOLOJİK SAVAŞ EKONOMİSİ
Ama tam burada devreye bioterör ve biyolojik savaş uzmanları devreye girebilir. Sonuçta bu da bir ekonomi hem de ekonomi-politik konusu. Acaba bu yolla dev ilaç tekelleri hem milyarlarca dolarlık karlarına kar katarken siyasi olarak dünyanın yeniden düzenlenmesinde önemli roller mi; üstlenecekler. Niye olmasın; bu rolü bir zamanlar dev silah tekelleri üstlenmedi mi? Aşı, grip ilacı, aşı ve ilaç teknolojisi üreten dev bir tekeller imparatorluğu ve bu imparatorluğun ürettiği korkuyu evirip çevirip bundan trilyon dolarlık bir pazar yaratan medya tekeli. ABC’den başlayıp NB falan diye devam eden bir sürü TV kanalı niye yeni H1N1 korkuları yaratmasınlar trilyon dolarlar için?
İTO: HASTALIK YOKSULU GÖRÜYOR VE GÖTÜRÜYOR
Dev ilaç tekeleri silah sanayinin yerini alınca tabii ki küresel ekonominin tümü kurtulmuyor. Burada da birileri kazanırken kaybedenler de olacak tabii.
Bugün, krizden sonra bir de domuz gribiyle sarsılan Türkiye gibi “gelişmekte olan ekonomiler,”grip salgınından en az hasarla kurtulmak amacıyla trilyonlarca dolarlar harcamaktan başka çare bulamıyor. Türkiye artık yalnızca petrol ve doğalgaz ithalatı için kaynak aramayacak. Milyarlarca doları bulan bir ilaç ithali faturasına da hazırlıklı olalım.
Örneğin İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Hüseyin Demirdizen, domuz gribi gibi ölümcül olan ya da sakat bırakan hastalıkların maddi durumu iyi olmayan insanlarda ortaya çıktığını söylerken, bu gerçeği bir başka biçiminde dile getiriyor.
GEREKSİZ HARCAMA YAPMAYIN!
Dr. Demirdizen, domuz gribinden korunmak için suyun ve sabunun yeterli olduğunu belirterek, dezenfeksiyon ürünlerine gereksiz yere para harcanmamasını tavsiye ediyor; ama onu dinleyen kim; medya vitaminden Ekinezya çayına kadar binlerce ilaç endüstrisi ürününü bedavaya pazarlama işini üslendi bile.
TÜRKİYE AŞI ÜRETMELİ
Demirdizen, gereksiz ilaç ve endüstriyel temizlik malzemesi tüketiminin gereksiz olduğunu söyleyedursun Türkiye’de son iki ayda anti bakteriyel jel pazarı yüzde 300 büyüdü.
Tabipler Birliği Türkiye’nin kendi aşı teknolojisini geliştirmedikçe bu konuda önemli sorunlar yaşayacağını kaydediyor.
Demirdizen, ilaç harcamalarının ise son 3-4 yıldır 5 kat artmasına dikkat çekiyor.
İŞTE DOMUZ GRİBİ PAZARININ (MAHŞERİN) DÖRT ATLISI
Sonuçta domuz gribi gerekli ya da gereksiz devasa bir ekonomi yaratmış durumda. Ama bu ekonomide birileri veriyor birileri de alıyor. Türkiye ve Türkiye’nin yoksulları tabii yine ellerinde avuçlarındaki veren konumunda.
İşte mahşerin dört atlısı gibi saldıran bu domuz gribi pazarının birbiriyle yarışan dört koşucusu var.
Bunlardan birincisi değişik isimlerde piyasaya sunulan ve temizlik için kullanılan maddeler. Vapur, minibüs, okul temizliğinde kullanılan malzemelerin yanı sıra insanların bireysel olarak aldıkları malzemeler.
İkinci grup da tıbbi olarak alınan maskeler, hastanede bir sefere mahsus kullanılan dezenfekteler…
Üçüncü grubu aşılar oluşturuyor. Son grup ise virüslere karşı etkili olan antiviral ilaçlar.
ECZACI KAYBEDİYOR!
Öte yandan, domuz gribi yüzünden bazı ilaçların satışında yüzde 113’lük artış yaşanırken, bu durumun zor zamanlar geçiren eczacıları rahatlatacağını düşünenler yanılıyor.
Türk Eczacıları Birliği (TEB), geçen yıl 20 kutu satılan ilaçtan bu yıl 100 kutu satış yapılırken, bu satışın eczacıları bir üst basamağa çıkarmaya yetmediğini belirtiyor.
Eczacılar domuz gribinden korunmak amacıyla talep edilen birçok ilacın şu an yok satıldığına dikkat çekiyor mesela el temizleme jellerin satışında bu yıl yüzde 900’lük artış olurken cerrahi maskelerde ise satışlar tam 10 kat artmış. Ama bu ürünleri çok düşük karlarla satan eczacılara iş yükü dışında bir şey düşmemiş; peki kim kazanmış; onun da yanıtını TEB veriyor.
DOMUZ GRİBİ AŞISINI GETİREN ŞİRKETLER
TEB, domuz gribi aşısının Novartis, Pasteur ve GlaxoSmithKline olmak üzere üç ilaç şirketi tarafından getirildiğini ve Türkiye pazarının bu üç şirket tarafından bölüşüldüğünü belirtiyor. Roche tarafından da Tamiflu ile Relenza adlı mevsimsel grip aşılarının temin ediliyor.
Son aylarda satışların Tamiflu için yüzde 113, Relenza için de yüzde 75 arttığına dikkat çekiyor eczacılar. Tamiflu’nun, zatürree ve mevsimsel grip aşıları ise şu an piyasada yok.
İşte eczaneler tam bu noktada da sıkıntı yaşıyor. Çünkü talep karşılanmıyor.
MALİYET 5 TRİLYON DOLARA ULAŞACAK
Bu arada Dünya Bankası, Brookings Enstitüsü, Lowy Enstitüsü ve Allianz Insurance Group gibi pek çok önemli kuruluşun hazırladığı raporlar, domuz gribinin büyük külfetini gözler önüne seriyor. Raporlarda domuz gribi olarak adlandırılan H1N1 virüsünün tüm dünyaya maliyeti 3 trilyon dolar olarak belirtilirken, bu rakamın 5 trilyon dolara kadar çıkabileceği vurgulandı. Bu şu anlama geliyor; domuz gribinin kaybedenleri yalnız domuz gribinden ölenler değil. Kaybedenler kazananlara 5 trilyon dolar aktaracak.
Brookings Enstitüsü’nün 30 Eylül’de yayımladığı rapora göre, domuz gribi nedeniyle Amerika’da kapanan okul ve günlük bakım merkezlerinin dört haftalık maliyeti 10 milyar dolarla 47 milyar dolar arasında değişiyor. Bu durumun Washington eyaletine maliyeti 65 milyon dolar olurken, New York’a 1,1 milyar dolara, Los Angles’a ise 1,5 milyar dolara mal olacağı tahmin ediliyor. Lowy Enstitüsü’nün hazırladığı ‘Grip Salgınının Küresel Makroekonomik Sonuçları’ adlı raporda, grip salgının küresel kaybının 4,4 trilyon doları bulabileceği hesaplarken, Dünya Bankası grip yüzünden küresel ekonomilerin 3 trilyon dolar kaybedebileceğini açıkladı. Asya Kalkınma Bankası da Singapur, Hong Kong, Çin ve Malezya gibi ülkelerin turizm gelirlerinde yaklaşık 15 milyar dolarlık düşüş yaşanabileceğini belirtirken, Allianz Insurance Group’un raporunda domuz gribinin en az Almanya ekonomisini etkileyeceği ifade edildi. Virüsün Avrupa’nın en büyük ekonomisine 10-40 milyar avroya mal olacağı vurgulanan rapora göre, domuz gribinden en fazla ulaşım, turizm ve kültür sektörleri etkilenecek.
YIKICI VE ÖLDÜRÜCÜ BİR YARATICILIK
Evet, domuz gribi öldürüyor, yıkıyor ama bu ünlü iktisatçı Shumpeter’in dediği gibi yaratıcı bir yıkıcılık. Bir tarafta, dünyanın içine girdiği krize rağmen trilyon dolarlık bir pazar yaratıyor ve bu pazarın yeni kralları aşı ve ilaç teknolojisi şirketleri oluyor. Diğer tarafta ise insanlığa başta yoksul ülkelerde olmak üzere ölümlerle başlayan devasa bir maliyet getiriyor.
Aslında 20.yüzyılın silah tekellerinin ve silah sanayinin yerini şimdi, öyle görünüyor ki, ilaç sanayi ve ilaç teknolojisi tekelleri alacak. Nasıl ki ikinci dünya savaşında şifreleme ve imha üzerine olan çalışmalar bilgisayarı ve nükleer teknolojinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadıysa bugün de mutasyona uğramış grip virüsleri “modern” kentlerde hızla yayılarak savaşlar kadar çok ölümlere yol açacak ama yeni teknolojileri de ortaya çıkaracak.
Umarız insanlık bir gün savaş ve hastalık olmadan herkes için teknoloji geliştiren bir düzeni yaratır.
Galiba bunun için grip virüslerinin değil “insanın” özüne dönük bir mutasyona uğraması lazım.
***********************************************************
İŞTE GRİP EKONOMİSİNİN KRALLARI
Antigripal ajanlar: Tamiflu tablet (Roche) ve Relenza (Glaxo Smithkline)
Mevsimsel Grip Aşıları ve aşı teknolojisi geliştiricileri: Aşı teknolojisi geliştiren en büyük dev: SIGA. Türkiye’de aşı getiren üç küresel ilaç firması var: Novartis, Pasteur ve GlaxoSmithKline. Bu üç firmanın Türkiye’de bayisi yok. Doğrudan faaliyette bulunuyorlar.
Anti bakteriyel jeller. Türkiye pazarı yalnızca son iki ayda yüzde 300 büyüdü. Bu pazarda merdiven altı üretim de artarken, yüzde 95 ile pazar lideri olan Çarmıklı Şirketler Grubunun ürettiği Pürel, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden H1N1e karşı etkili olduğu raporunu alarak atak yaptı.
Anti bakteriyel sabunlar.(Protex vb. markalar)
Koruyucu maskeler ve eldivenler (Genellikle merdiven altı ekonomisi)
İmmün sistem destekleyicileri. İmuneks (Mustafa Nevzat)
Bitkisel destekleyiciler (Ekinezya gibi bitkilerin üreticileri ve dağıtıcıları)
Sıvı sabunlar ( Çok sayıda üretici ve ithalatçı)
Vitaminler. Özellikle C vitamini içerenler.( Redoxon/Roche ve Calcium Sandos/Novartis yok satıyor), çinko ve selenyum preparatları yabancı vitamin ve dağıtım tekelleri.
Kâğıt havlu pazarı (Genellikle yerli üretici ve tekeller hâkim)
Meyve (özellikle narenciye) Katı meyve ve narenciye sıkacağı üreten firmalar.
***********************************************************************


Yazıda belirttiğiniz gibi dünya ekonomisine bundan önce küresel savaş baronları yön veriyordu. ABD Rusya’nın bir süreliğine dinlenmeye çekilmesiyle dünyanın tek hakimi olmuştu. Bu hakimiyet 11 Eylül İkiz Kulelerin vurulmasıyla savaş baronlarının eline geçti. Arkasından Afganistan ve Irak işgali geldi. Obama iktidara gelirken Irak’tan çekileceğini, sağlık sigortası sorununu çözeceğini ve ABD’nin imajını düzelteceğini vaat etti. Savaş baronlarını Neoconlar temsil ederken ilaç ve sağlık endüstrisi atağa geçti. Salgın hastalık virüsleri dijital ortamda kontrol edildiğine göre ve Demokratlarda bilgisayar devriminden yana olduğuna göre böyle bir şey sürpriz sayımamalı. Tebrikler. İsabetli teşhis yapmışsınız.
Yazıyı şurada tartışıyoruz: http://ff.im/ckcNr