2010 notları-4 Türkiye leoparı kuyruğundan yakaladı

Erzurum Üniversitesi açılışı 1957
Bugün yeni yılın ilk günü. Herkes biraz yorgun biraz şaşkın ve –her şeye rağmen- biraz da umutludur bugün. Yorgunluk ve “bakalım bu yıl neler olacak” endişesi bu tatil günü insana bir şey yaptırmaz zaten. Gazeteler doğru dürüst okunmaz; şöyle bir göz atılır. İşte bundan dolayı ben bütün bir yıl yaptığım sıkıcı “şeyi” bugün yapmayayım. Yani benim bir gazete için hayli uzun sayılabilecek, zaman zaman alıntılarla da hayli sıkıcı yazılarımı okumaya çalışan cefakâr arkadaşlara bir yeni yıl hediyesi olarak yukarıdaki fotoğrafı sunarak yazıyı kısa tutayım.
Yukaridaki fotoğraf Erzurum Üniversitesi’nin 1957’nin son günlerindeki açılış töreninden. Türkiye’de bir üniversite açılıyor ve açılış sloganı “İlim inkılâbın arkasından yürümelidir”. Burada denecek bir şey yok; ama kısaca 1957 sonunu hatırlayalım isterseniz. Demokrat Parti, 1957 seçimlerinde yüzde 47,8 oyla üçüncü kere iktidar olmuştu. (Seçimler bu açılıştan 1,5 ay önce 27 ekimdeydi.) Bu seçimlerde DP ciddi bir oy kaybına da uğramıştı. 1954 seçimlerinde aldığı 5 milyon 151 bin oy erimiş ve geriye 4.372.621 oy kalmıştı. Ama DP’nin iktidardan gitmesi için böyle oy kaybetmesi beklenmemiş üç yıl sonra ABD desteği, isteği ve izniyle darbe yapılmış, çiçeği burnunda darbeci Cemal Gürsel’in darbe sabahı ilk ziyaretçisi Amerikan Büyükelçisi Warner olmuştu. Warner, darbeyi överek darbeci Gürsel’i kutlamıştı. Şimdi 27 Mayıs’ın hikâyesi bir yana, DP’nin 1950’den beri süren yedi yıllık “iktidarına”(!) rağmen iktidar olamadığını, bu slogan zaten ortaya koyuyor. Bir de bu slogan, her fırsatta bilimi ağızlarından düşürmeyen Kemalistlerin aslında bilimle, irfanla bir alakalarının olmadığını açığa çıkartıyor. Üniversite açılışında bile bilimi aşağılamaktan geri kalmayan bu zihniyet, ülkeyi yıllardır yönetti, darbeler yaptı başbakanlar, bakanlar astı, 1 Mayıs 1977’yi Çorum’u, K.Maraş’ı, Sivas’ı tezgâhladı. 27 Mayıs’tan sonra iki esaslı darbe ve 28 Şubat dâhil olmak üzere “post” darbeler, darbe tezgâhları, suikastlar gerçekleştirdi. İktidarını sürdürmek için örtülü bir savaşın ateşine odun taşıdı. Kürt aydınlarını, Kürt halkını katletti. Hrant’ı öldürdü, azınlıkları çarmıha gerdi. Şimdi Türkiye bu kötülüğü kuyruğundan yakaladı. Bilinir; Afrika atasözüdür: “Sakın leoparı kuyruğundan tutma. Olur da tutarsan sakın bırakma.”
Türkiye için 2010 ve sonrasının özeti budur. Türkiye, leoparın kuyruğundan tuttu. Leopara sakin ol, şimdi seni bırakıyorum; bana dokunma diyemez.
İktidar partisi, bu ülkede demokrasi isteyen herkes, bütün demokratik kurumlar yukarıdaki fotoğrafa baksın. Bu fotoğrafın DP iktidarında(!) ve bir üniversitenin açılışında çekildiğini bir kez daha hatırlasın. Türkiye’nin 21. yüzyıla bu fotoğrafın temsilcileriyle devam edemeyeceğini kabul ederek 2010’a başlayalım.
Bilimin, demokrasinin, refahın, barışın her şeyden önce olması dileğiyle iyi yıllar!

“2010 notları-4 Türkiye leoparı kuyruğundan yakaladı” için 1 Yorum Var
Ocak 4th, 2010 saat: 06:23
Cemil Bey,
tebrik ediyorum. halkı düşman gören zihniyet bilime de düşman olur. bu gerçeği yansıttığınız için teşekkürler…
Yorum Yaz