SEMPOZYUM VE ZORUNLU AÇIKLAMASI
Posted by ertemcemil132 | Posted in Haberler | Posted on 30-04-2010
0
”gec kalmış bir ulus devlet” başlığı ile yayınladığım makale ADÖG’nin 24-25 nisan tarihlerinde Ankara’da dözenlemeye çalıştığı ama düzenlemek konusunda çeşitli engellerle karşılaştığı sempozyum için kaleme alınmıştır. Bu sempozyumla ilgili olarak şimdi bir bardak suda fırtına koparılıyor. Benim kendilerini açık ettiğim yapılar her türlü iftirayı yine kendilerine yakıştırıp yapıyorlar. Benim söylediklerimin kaynağı Sait Cetinoğlu’dur. Onun da e-postası aşağıda. Aynıca benim bu sempozyuma ”hükümet komiserlerinin kaydına düşmemek” için getmediğimi ileri süren geri zekalılar bile çıktı. İşte bir haftadır bu sitede orada konuşacaklarımdan daha fazlası aşağıda duruyor. Aşağıdaki makale hükümet komiserleri için değil ama Türkiye’de geçmişte de şimdi de ne olduğunun farkında olmayan ve kendini solcu diye yutturan ya da kendisini böyle sanan zavallılar için. Benim konferansa gitmememe nedenini ise konferans düzenleyicisi olan Sait Çetinoğlu biliyor. Sonuçta bu konferansın ikili bir işlevi oldu. Türkiye’de ilk defa tam bu tarihte Ermeni sorunu bu sorunda taraf olanlarca özgürce tartışıldı. bu sefer devlet engel çıkarmadı tam aksine güvenliği üst düzeyde sağladı. ama engelleyen kendisine sol diyen ama bundan başka herşey olan birtakım yapılar oldu. bu hem Türkiye’de birşeylerin değiştiğini hem de değişmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
merhabalar
24-25 tarihlerinde ankara da düzenleyeceğimiz konferans için engeller bitmiyor, toplantı organizasyonunun alt yapısını ankara düşünceye özgürlük girişimi olarak yürütmüştük, konferans katılımcılarını yol ve konaklama giderlerini kendileri karşılamak kaydı ile davet ettik, kabul ettiler hepsine bu asil davranışlarından dolayı ayrı ayrı teşekkürü borç bilirim.
konferans katılımcılarının bu özverilerine karşı biz ne yapık sorusuna gelince söylenecekler çok uzun olduğundan hepinizin engin anlaşıyınıza sığınarak başlamak isterim:
ADÖG’nin bir tüzel kişiliği olmadığından konferansı 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunundan çıkarmak için iki alternatifimiz vardı, ya bir siyasi partinin şemsiyesi altında yada özgür üniversite ile gerçekleştirecektik, bu zorunluluk nedeniyle SP ile birlikte yapalım dedik, SP MYK kabul etti ve karar aldı, birkaç gün sonraki PM toplantısında konuşmacılar arasında bulunan sevan nişanyan’ın çıkarılmasını istediler aksi halde konferansa sahip çıkamayacaklarını bildirdiler. kabul edemezdim ve etmedim.bir kişi için konferansı sabote etmekle suçlandım sekter dediler. 1915 ‘e ilişkin bir konferans düzenleniyordu ve 1915′in mağduru bir halkın üyesi konuşamayacaktı. şaka gibi bir öneri idi. ADÖG bileşenleri içinde bulunan SDP de aynı gerekçeler ve yeni bir tartışma içine giremeyecekleri gerekçesiyle konferansı üstlenmeyi kabul etmediler. kuruluşundan beri içinde bulunduğum özgür üniversite başkanı fikret başkaya’ya konferansı üstlenmesini istedim, fikret hoca vakıf yönetim kurulunu topladı ancak fikret hoca’nın dışındaki yönetim kurulu üyeleri konferansı üstlenmeyi reddettiler.
bu kez konferans için bir girişim heyeti oluşturarak 2911′i sineye çekerek ADÖG olarak konferansı gerçekleştirmeye çalıştık. 7 kişilik müteşebbis heyeti ucu ucuna bulabildik. bu arada İMO ücretini ödediğimiz salonun tahsisini o günlere tadilat yapılacağı gereçesiyle iptal etti (toplantı teoman öztürk salonunda yapılacaktı, teoman öztürk’ün kemikleri sızlamıştır) afişler ve davetiyeler basılmıştı.. İMO salon tahsisini iptal ettiği gün teknik ve güvenlik konularını görüşmek için bizi davet ettikleri gündü ve kararlaştırılan saat 14.00 te İMO da kimse yoktu, saat 16.00 gibi iptal yazısını tebliğe bir görevli yolladılar.İMO ile bir sözleşmemiz yoktu -insan lafıyla hayvan yularıyla bağlanır atasözünün konumuzla bir ilgisi yoktur- yeni bir salon bulmaya çalıştık princess hotel ile anlaştık tecrübe kazanmıştık ve sözleşme yaptık. sözleşmeye konferansın başlığını da özellikle yazdık.
pazartesi valiliğe başvurduk ve başvurumuz kabul edildi. yeniden afişleri ve davetiyeleri düzltmeye ve davetiyeleri hazırlayıp konuklara ve elçiliklere salı günü kargo ile yolladık. salı günü akşam üzeri ankarada şiddetli bir yağmur yağdı akşam üzeri princess otelden aradılar ve yağmurdan salonun elektrik,ses ve klima tesisatının etkilendiğini çatının aktığını kartonpiyerlerinin söküldüğünü tavan’ın çökme tehlikesinin bulunduğu ve tamiratın cumartesine yetişme ihtimalinin çok az olduğunu bu otel yerine ulusta sahip oldukları parlament otelini konferans için verebileceğini istersek ücret bile almayacaklarını söylediler. oteli görmemizi istediler. biz önceliğimiz princess hotel olduğunu ancak önerilen otele de nezaketen bakabileceğimizi söyledik ve otele baktık otel salonu uygun olmasına rağmen güvenlik yönünden bizim içn kabul edilemezdi, konukları ve izleyicileri korumamız imkansız ve saldırıya davetiye çıkarır konumdaydı.
bu gün tamirat için ustalar konferansa salonun yetişmeyeceğini bildirdiler. hotel yönetimine bizim ekibi teklif ettik tamiratı gerekli bir şekilde hatta otelin başka onarımını masrafının bize ait olmak üzere üstlenmeyi teklif ettik (bu onarımı üstlenen baran tursun vakfına da teşekkürü borç bilirim) ancak kabul etmediler. kendi ekiplerinin halledeceğini söylediler. araya ortak hatırı sayılan dostları koyduk lakin bir netice elde edemedik. idare bize konferans için izin vermesine rağmen otel yönetimine baskı yapmıştı. ve otel sahibi korktuğunu ifade etti. (korkmak insana dair bir duygudur. ancak deli korkmaz) idare ile bizim için başının belaya girmesini niçin istesindi, “devrimci yol” geleneğinden gelen İMO yöneticileri korktuktan ve asgari etik değerleri çiğnedikten sonra bir otel müstecirine niye gönül koyacaktık. en azından müstecir bize bir alternatif bile sunmuştu. ADÖG olarak ayrı bir yer tutma olanağımız yoktu 2911 sayılı kanuna göre yeni adres için yeniden müracaat etmemiz gerkti ve kanuna göre toplantıdan 72 saat öncesinden müracaat gerekliydi ve zamanımız tükenmişti.
bugün durum üzerine yeniden toplandık konferans için hala bir şansımızın olduğunu ve bir akademik kuruluşun veya siyasi partinin üstlenmesi durumunda izin alınmaksızın herhangi bir yerde kapalı salon toplantısı yapabileceğimizi ifade ettim.hatta hilton salon hariç kişi başına 5 yuro ücretle toplantı için teklif vermişti. başka yerler de vardı.ancak üstlenen olmadı ve 24′ünde duruma ilişkin bir basın açıklaması yapılması kararlaştırıldı. gelecekte yeni bir konferansın örgütlenmesine girebileleklerini söyleyerek konferans konusu kapandı.şimdi elimizde izin var ama salonumuz elimizden alımış bir vaziyetteyiz.ankara bu iş için uygun bir zemin değilmiş.
ankarada ki solun encamı böyle ve konferansın yapılamama hikayesi de böyle, değerli zamanınızı aldığım için üzgünüm.yüzlerce insanımı boşuna yorduğum için herkesin özürümü kabul edeceğini umuyorum.
sevgi ve saygı ile
sait çetinoğlu

