İSTANBUL, DİYARBAKIR, BEYRUT…
Gerçekten olan biten baş döndürücü. İlk önce en güncel olandan başlayalım. Türkiye’nin ev sahipliğini yaptığı Asya İşbirliği ve Güvenlik Zirvesi, (CICA) içeriği ve amacından çok, katılımcı devletlerin şu andaki stratejik konumu itibariyle çok önemli.
Amerika’ya rağmen bir Türkiye-Rusya-İran yakınlaşması bekleyenler bence yanılıyor. Bu üç ülkenin bundan sonra atacağı adımlar Obama yönetimine rağmen olmayacak. ABD, şimdilik yapılan nükleer anlaşmaya itiraz eder görünse de, bu konuda Türkiye ve İran’ın çok üzerine gitmeyecek. Bu zirve, esasında Ortadoğu ve Kafkaslar ile AB ve ABD arasında kurulacak yeni siyasi ve ekonomik oluşumun ilk adımı olarak okunabilir.
Bunun için Türkiye, birçok açıdan anahtar ülke konumunda. Bu tabloda bir tek İsrail yok. Zaten bu son Mavi Marmara katliamı olmasaydı da İsrail bu tabloda olmayacaktı. Çünkü hem ABD’nin hem de AB’nin “yeni dünya düzeninde” İsrail’in bu haliyle yeri yok. Bu açıdan İsrail’in hâlâ kendini Bush dönemindeki dünyada sanıp buna göre hareket etmesi, yalnız Türkiye’nin değil, herkesin işini kolaylaştırıyor. Şimdi başını İran, Rusya ve Türkiye gibi belirleyici eksen devletlerin çektiği bu gibi zirveler, esasında 2013’ten itibaren hızla oluşmaya başlayacak siyasi küreselleşmenin hazırlıkları.
Çok açık olarak önümüzde yeni bir paylaşım durumu var. Ortadoğu haritası yeniden çizilecek. K. Irak’tan başlayan bu yeniden biçimlendirmede en etkin güçlerden birisi artık Türkiye. Barzani Türkiye’ye, “Yeni kurulacak Kürdistan’ın lideri ancak ben olabilirim zaten bir tek ben başınızı ağrıtmam ama siz de Kürdistan’ı tanıyacaksınız, bu kaçınılmaz” demeye geldi. Ve bunun da karşılığını aldı. Bir dahaki Asya güvenlik buluşmasında muhtemelen Barzani de olacak. Türkiye’nin “komşularla sıfır problem siyaseti” aynı zamanda sınırların sıfır seviyesine inmesi siyasi sürecidir. Böyle olunca, Rusya ve İran sınırlarına kadar olan tüm bölge Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yönlendiriciliğinde bütünleşecek. İstanbul’un finans merkezi olması, Rusya ile kotarılan enerji projeleri, Suriye ile sınırların gevşetilmesi ve İran’la yapılan nükleer takas anlaşması bu “sınırsızlaşma” sürecinin önemli başlangıç adımlarıdır. İstanbul’da yapılan Asya güvenlik zirvesine, belirleyici devletler dışında, Afganistan, Filistin, Ukrayna, Azerbaycan ve Kırgızistan da katıldı. Bu ülkelerin tümü bölgesel savaşların ya da iç savaşların yaşandığı-yaşanacağı ülkeler. Ancak öyle görülüyor ki, yeni dönemde, bütün bu bölge ve ülkelerde yaşanan sorunları ele alacak bölgesel bir üst örgütlülük oluşturulacak. İşte bu üst örgütlülük, Yeni Avrasya Devletler Topluluğu’nun ilk adımı sayılabilir.
Bu sefer Ortadoğu’dan başlayacak yeni paylaşım, ulus-devletlerin paylaşımı olmayacak. Ya da İngiltere ve Amerika gibi hâkim güçlerin sınırları ve işbölümü belirlemesi ile de olmayacak. Tam aksine sınırların mümkün olduğunca aşağıya çekileceği, bölgesel ticaretin ve karşılıklı bağımlılığın artacağı, ticari denetimin, gümrük duvarları ile değil, standartların oluşması ile sağlanacağı bir dönem başlayacak. İşte bu dönemin ekonomisinin kesintisiz işlemesi, enerji ve ticari ağlarının sorunsuz inşa edilmesi ve yürümesi için tüm hinterlantta ilkönce İsrail gibi artık terörist durumuna düşmüş ulus-devletlerin gardının aşağıya çekilmesi gerekiyor. Tabii sonraki adım da Afganistan’dan Pakistan’a, Irak ve Türkiye’ye kadar tüm çatışma alanlarının ortadan kaldırılması olacak. Bunun için NATO’nun 2013’ten sonra devreye gireceğini söyleyebiliriz. Eğer bu tarihe kadar Türkiye’deki Kürt sorunu çözülme yoluna girmezse Türkiye’nin doğusunda üniformaların rengi değişebilir.
Aslında şimdi ortaya çıkıyor ki, bir zamanların Türkiye’si ile şimdinin İsrail’i aynı ülkeymiş. Bizdeki darbeciler nasıl, bütün planlarını, programlarını ve stratejilerini eskiye göre yaparak, hâlâ 12 Eylül örneği ya da 28 Şubat misali bir darbe yapacaklarını sandıysa, İsrail’de hâlâ elindeki silah ve nükleer teknoloji ile istediğini yapacağını sanıyor. Aslında bu Gazze olayı bütün dünyaya İsrail’in elindeki nükleer silah teknolojisinin İran’dan daha tehlikeli olduğunu öğretti. Şimdi ABD dâhil bütün dünya İsrail’e ses çıkarmadan yaklaşmaya çalışıyor. Çünkü İsrail artık yaralı bir hayvan. Onun, etrafa ve kendisine en az zarar vermesini sağlayarak süreci yönetmek çok önemli.
Ama… Öte yandan; Diyarbakır’dan başlayıp Beyrut’a kadar uzanan bir halka var. Burada yoksullar, kimlikleri yok sayılanlar, dinlerinden, inançlarından, dillerinden, kültürlerinden dolayı militarist-terörist ulus-devletlerin baskısında olanlar artık yeni bir “üst” örgütlülükle haklarını arayacaklar. Bu, aynı zamanda şimdiye kadar görmediğimiz ama insanlık tarihinin bütün ayaklanma anlatılarını barındıran ve de tam oradan bize yeni bir dünyayı müjdeleyen bir başlangıç olacak.

“İSTANBUL, DİYARBAKIR, BEYRUT…” için 1 Yorum Var
Haziran 23rd, 2010 saat: 11:17
Barzani ancak pan kürt hareketinin lideri olabilir. irak kürt hareketi , amerikan desteği olmadan ayakta duramaz. kürt bölgesel yönetimi yıkılır.
Yorum Yaz