Dünya Mısır ayaklanmasını sorunsuz savuşturdu; Mısır ayaklanması boyunca başta altın ve petrol olmak üzere, temel emtialarda ve faizlerde çok önemli bir çıkış görmedik. Ama iş Libya’ya gelince işin rengi değişti. Fiyatlarda ve faizlerde hızlı bir tırmanış görmeye başladık. Çünkü Libya, özellikle petrol açısından, çok daha stratejik bir ülke olduğu gibi, Libya’daki sürecin uzaması Ortadoğu’da yeni ve işin içinden çıkılmayacak kargaşalara yol açabilir. İşte bu olumsuz beklentiye bağlı olarak altın tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı ve 1500 dolara dayandı.
Öte yandan Amerikan merkez Bankası (FED) genişlemeci para politikasına devam edeceğinin işaretini bir kez daha verdi ve bu süreçte Bernanke’nin bu ısrarı, dolar euro paritesindeki dengeyi, az da olsa, euro lehine bozdu ama Bernanke’nin bu ısrarının altında yatan Amerika’nın krizden çıkış stratejisi. ABD, dış ticaret açığını zaman içinde kapatacak ve içerdeki resesyon riskini en aza indirecek stratejiyi bütün bu süreçte öne çıkartacak. Ama bunun, Çin-ABD ticaret dengesini bozmamasına da dikkat edecek. Çin, eskisi kadar olmasa da, ABD kâğıtlarını almaya devam edecek ve yuanın değerini, doların değerinin düşmesine paralel olarak yukarı çekecek. Bu arada Çin, aynı zamanda, zor durumda olan AB ülkelerinin kâğıtlarını almaya ve bu ülkeleri de fonlamaya devam edecek. Böylece ABD, Çin ve AB arasında yeni bir mutabakat ve denge kurulmuş olacak. Böyle olunca dolar ve euro gibi paralar hem güçlü yerel paralar karşısında çok değer kazanmayacak hem de altın ve türevleri de bu süreçte değerlenmeye devam edecek. Son günlerde euronun değerlenmesi yine bu “büyük mutabakat” çerçevesinde okunabilir.
Aşağıdaki metin referandum süreci ile ilgili yazdığım yazıların yalnız ekonomi-politik ağırlıklı tespitlerinin ve tezlerinin derlenmiş halidir.
Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en önemli iki ayını yaşayacak. Bu süreç, yalnızca bir referandum süreci değil bundan sonrasının temel dinamiklerinin ve aktörlerinin belirleneceği bir geri dönüşsüz yol aynı zamanda. Şimdi, şu saate kadar, çok tartışıldı ama AYM’nin aslında ne yaptığından başlayayım. AYM, tamam esasa girdi ama aslında pakete dokunmadı, dokunduğu hususlar öz’e sirayet etmeyen son derece teknik detaylar. Bu, AYM’nin, şimdiye kadar olan çizgisine ve ideolojik-politik duruşuna söz söyletmemek için bir “zevahiri” kurtarma taktiğidir.
Salı günü, yani AYM kararından bir gün önce şöyle yazmıştık: “Türkiye’de şu an referandum ve arkasından gelecek seçim sürecinin yarıda kesilmesi, sigara tekelleri gibi akbabalara, savaş endüstrisine, neocon artıklarına, uyuşturucu tacirlerine ‘Türkiye’yi yağmalayın, biz daha iktidardayız’ demek anlamına gelir. Bu, yalnız Türkiye’de demokrasi ve barış sürecinin yarıda kesilmesi anlamına gelmez, başta Ortadoğu olmak üzere, Türkiye’nin, siyaseti ve ekonomisiyle etkilediği bütün hinterlandın felce uğraması anlamına gelir. AB’nin krizi derinleşirken, Obama yönetiminin bütün stratejileri altüst olur. İsrail gibi terörist devletlerin ve onları besleyen uyuşturucu, silah, sigara tekellerinin günleri başlar. İşte bu gerçeğin yalnız hükümet değil, Türkiye’de TSK dahil, devletin birçok kurumu artık farkına vardı. (…) Sonuçta devlet, yukarıda yazdığım çerçevenin farkında ve AYM de devletin en önemli kurumu. Bu yüzden bence sonuç belli gibi. Ancak, AYM’nin kararından sonra nasıl bir süreç bizi bekliyor; 12 eylülde 12 Eylül Anayasası’ndaki en büyük deliği demokrasi adına bu ülke açabilecek mi; bilinemez ama bu sürecin Türkiye’de solu ve sağı yeniden dizayn edeceği çok açık.”
İşte şimdi tam buradan devam edelim.
IMF ve AB kriz karşısında birlikte hareket ediyor. Şimdilik ortada 750 milyar avroluk bir yardım paketi var. Bu pakete avro bölgesi hükümetleri 440 milyar avro garanti ediyor. IMF’nin 250 milyar dolar katkısının olacağı pakete 60 milyar avro da AB bütçesinden sağlanıyor. Bu 750 milyarlık fona Yunanistan’a verilecek 110 milyar avro dahil değil. Bunun dışında Avrupa Merkez Bankası (AMB) “gerektiğinde” hükümet ve özel sektör borçlarını satın alacağını açıkladı. AMB; ayrıca FED’le dolar swaplarına yeniden başlayarak, üç aylık sabit faizli sınırsız kredi enstrümanını da devreye sokacak. Bu arada Japonya da devreye girerek dolar swap hatları açtı. Bütün bu riskli ve hızlı önlemler bize önümüzdeki günleri anlatıyor.
En önemlisinden başlayalım. AB, zorunlu olarak daha fazla entegrasyona gidiyor.
Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 03-05-2010
0
İtalyan göçmeni uyanık Amerikalı Charles Ponzi’nin hikâyesi bilinir. Ponzi, 1920’de 15 milyon doları – ki bu para o tarihte ABD milli gelirinin binde ikisi civarındaydı- yüksek faizle (yüzde 100) değerlendireceği sözü vererek yatırımcılardan toplamıştı. Ponzi, vadesi gelen ödemeleri sisteme yeni girenlerin parası ile yapıyor ama kendi parasını kesinlikle bu zincire sokmuyordu. Ponzi’nin sistemi beş ay ayakta kalabildi. Ama Ponzi’nin saadet zinciri çöktüğünde geride kalan iki şey vardı. Birincisi binlerce mağdur ikincisi de finans literatürüne giren “Ponzi saadet zinciri ya da Ponzi yapısı “ terimi. Ponzi’nin saadet zincirini son büyük Keynesyen iktisatçı olan Hyman Minsky (1919-1996) kendi hipotezi için kullanmış ve Minsky’nin “ Finansal İstikrarsızlık Hipotezi”nde Ponzi yapılar anahtar olmuştur. Minsky’e göre, kapitalist ekonominin büyüme dönemlerinde finansal yapılar istikrarlı sistemden istikrarsız sisteme doğru evirilirler. Yani finansal yapılar büyüme döneminde, hedge (korunmuş ve görece küçük) ölçeklerden spekülatif ( büyük ama güvensiz) ölçeklere geçerler. Ama bu spekülatif ölçekler krizle birlikte “Ponzi” (sürdürülemez düzeyde borçlu ve riskli, şişirilmiş değerler taşıyan) yapılara dönüşür. Minsky, bu durum karşısında, Keynesyen bir iktisatçı olarak, kamunun müdahalesini ve kamusal regülâsyonları önerir.
Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 07-04-2010
1
Euro’daki değer kaybı Avrupa’nın krizine bağlı olarak sürerken dolar da değer kaybetmeye başladı. Bunun üzerine başta petrol olmak üzere, temel emtialarda fiyat hareketleri göze çarpıyor. Özellikle demir-çelikte önümüzdeki günlerde çok ciddi fiyat sıçramaları bekleniyor. Dünya ekonomisi tam krizden çıkıyor denirken yeni ve daha derin bir krizin eşiğinde mi? Çin-ABD- Avrupa üçgeninde neler oluyor; Çin ne yapmak istiyor? Bu sorulara yanıt aradık.
Piyasalarda çok ilginç gelişmeler oluyor. Bu gelişmeleri bir araya getirdiğimizde ise kriz sonrası dünyadaki ekonomik değişiminin ne denli derin olacağını görüyoruz. Avrupa’daki gelişmeler ve Euro bölgesindeki kırılganlık devam ediyor. Avrupa’nın büyümeye geçebilmesi için Euro’nun bir süre daha başta dolar olmak üzere, güçlü paralar karşısında düşük seyretmesi gerekiyor. Bu açıdan Yunanistan krizi, bir noktada Avrupa’nın işine geliyor. Ancak şu günlerde dünyada, başta petrol olmak üzere, temel emtialarda bir hareketlilik gözleniyor. Emtia fiyatlarında yukarı doğru olan çıkış bir süre daha devam edecek ancak esas olan bu çıkışın arkasındaki dinamiği görmemiz.