Türkiye’nin yeni yolu ve büyük mutabakat

Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Finans Politik | Posted on 08-03-2011

2

Dünya Mısır ayaklanmasını sorunsuz savuşturdu; Mısır ayaklanması boyunca başta altın ve petrol olmak üzere, temel emtialarda ve faizlerde çok önemli bir çıkış görmedik. Ama iş Libya’ya gelince işin rengi değişti.  Fiyatlarda ve faizlerde hızlı bir tırmanış görmeye başladık.  Çünkü Libya, özellikle petrol açısından, çok daha stratejik bir ülke olduğu gibi, Libya’daki sürecin uzaması Ortadoğu’da yeni ve işin içinden çıkılmayacak kargaşalara yol açabilir. İşte bu olumsuz beklentiye bağlı olarak altın tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı ve 1500 dolara dayandı.

Öte yandan Amerikan merkez Bankası (FED) genişlemeci para politikasına devam edeceğinin işaretini bir kez daha verdi ve bu süreçte Bernanke’nin bu ısrarı, dolar euro paritesindeki dengeyi, az da olsa, euro lehine bozdu ama Bernanke’nin bu ısrarının altında yatan Amerika’nın krizden çıkış stratejisi.  ABD, dış ticaret açığını zaman içinde kapatacak ve içerdeki resesyon riskini en aza indirecek stratejiyi bütün bu süreçte öne çıkartacak. Ama bunun, Çin-ABD ticaret dengesini bozmamasına da dikkat edecek. Çin, eskisi kadar olmasa da, ABD kâğıtlarını almaya devam edecek ve yuanın değerini, doların değerinin düşmesine paralel olarak yukarı çekecek. Bu arada Çin, aynı zamanda, zor durumda olan AB ülkelerinin kâğıtlarını almaya ve bu ülkeleri de fonlamaya devam edecek.  Böylece ABD, Çin ve AB arasında yeni bir mutabakat ve denge kurulmuş olacak. Böyle olunca dolar ve euro gibi paralar hem güçlü yerel paralar karşısında çok değer kazanmayacak hem de altın ve türevleri de bu süreçte değerlenmeye devam edecek.  Son günlerde euronun değerlenmesi yine bu “büyük mutabakat” çerçevesinde okunabilir.

TARIM POLİTİK OLAN VE BELİRLEYİCİ OLANDIR..

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 09-02-2011

5


AŞAĞIDAKİ KAPSAMLI TARIM VE TARIMIN EKONOMİ-POLİTİĞİ SÖYLEŞİSİ “TARIM KULÜBÜ” DERGİSİNİN İLK SAYISI İÇİN VERİLMİŞTİR. UZUNDUR AMA SÖYLEŞİ YALNIZ TARIMI ANLATMAZ… DAHA ÖTESİNİ, POLİTİK OLANI VE GELECEĞİ ANLATIR. SIKILMADAN LÜTFEDİP OKURSANIZ MISIR’DAN KÜRT SORUNUNA KADAR PEK ÇOK GÜNCEL SORUNA YANIT  -BELKİ- BULACAKSINIZ..

“Yakın gelecekte insanlığın en önemli sorunlarını, tarım ve gıda alanlarında, küreselleşme ve teknolojideki gelişimlere bağlı değişim ve yeniden yapılanma süreci ortaya çıkaracak. Biyoteknolojideki baş döndürücü gelişme ve ‘gelişmekte olan ülkelerin’ tarımda yapmakta olduğu ve yapacağı yeni düzenlemeler politik alanı da büyük ölçüde belirleyecek.”

“Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz. Tarım ve gıdayı, içilebilir ve kullanılabilir su kaynakları ile birlikte ele alırsak, bunları politik belirleyiciliği olan alanlar olarak saptamamız gerekir -ki 21. yüzyılda sınıflar, ülkeler arasındaki en önemli sorunlar ve çelişkiler bu iki temel alan üzerinden ‘su yüzüne’ çıkacak.”

“Kapitalizmi akademik ve siyasi yönde eleştirenler şimdiye değin onun insanı sömürmesi problemini ortaya attılar ve bunun üzerinden anlatılarını geliştirdiler. Hâlbuki bugün ortayı çıkıyor ki; bu sistem, aynı zamanda, doğayı da yok etmek üzere sömürüyor. İşte bu yalnız bir sınıfın değil, bugün tüm insanlığın sorunudur.”

“Türkiye’de her köy evinin önünde traktör vardır. Ama o köylünün o traktörü sürecek yeterli toprağı yoktur. Komşusu traktör aldı diye traktör alır köylü ama bir olup kooperatif kurmaz, toprağını, üretim aracını, emek gücünü birleştirmez. Bunu yapacak akılı yaratmamız lazım.”

“Sistemin bütün tedarik zincirleri kopacak. Zaten bu olduğu zaman çok ciddi bir kriz üçgeniyle karşı karşıya kalacağız. Rusya’nın şimdi yaptığını herkes yapacak ve gıda fiyatları çıldıracak, enerji fiyatları bunu takip edecek ve ekonomiler, hızla militerleşerek yerel iç savaşların yolunu açacak. Bu savaşlar çevre krizini tetikleyecek.”

“Türkiye’de 85 yılda niye gerçek anlamda bir toprak reformu yapılmadığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü tarımda kapitalist ilişkiler yeni bir sömürü mekanizmasını geliştirir ama aynı zamanda burjuva demokrasinin de temelini atar. Şimdiye değin iktidarda olan oligarşik yapı, özellikle doğuda, kapitalist yapılanmayı ve demokrasiyi önleyerek iktidarını sürdürdü. Tarımın işçileşmesi ve çiftçileşmesi önlendi. Bu aynı zamanda demokrasinin de önlenmesi anlamına gelir.”

Türkiye’de ekonomi gazeteciliği deyince akla gelen belki de en önemli isim Taraf gazetesi yazarı Cemil Ertem. Hem sosyal medya alanında ön planda göze batan açıklamaları hem de Taraf gazetesinde köşesiyle ekonomi gazeteciliğine farklı bir soluk getiren Ertem’e,  yaklaşan gıda krizi üzerine sorularımızı yönelttik. Gazetedeki köşesinde ve katıldığı televizyon programlarında sık sık krizler üzerine analizlerde bulunan Ertem, kapitalizmin klasik krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuzu ve önümüzdeki krizlerin ‘resmi’ adının gıda ve çevre krizleri olduğunu belirtti.

Gıdanın, tarımın ve suyun politiği’  adlı makalenizde,  ‘Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz,’ diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

CHP ve Berlusconi üzerine…

Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 17-12-2010

1

Devletin bütçesi ekonominin doğrudan bir parçası gibi gözükür ama özünde bütçe politik bir kavramdır. Çünkü kaynakların tahsisi ve nereye yönlendirileceği politik olanı belirleyen en temel adımdır. Tam da bu nedenden dolayı bütün bütçe görüşmeleri derinlikli, alternatif politik tartışmalara sahne olur.  

Bütçe görüşmelerinde böyle bir politik derinlik, muhalefet partisinden dolayı, hiç beklemeyin. Kılıçdaroğlu bazı “yolsuzluk” iddialarını gündeme getirdi; CHP seçim propagandasını sanıyorum bunun üzerinden yapacak. Zaten başka çaresi yok gibi. CHP’nin geleceğe dönük, Türkiye’nin 2011 sonrasını karşılayacak hiçbir öneri ve program getiremeyeceğini buradan iddia ediyorum.

Bütçe gibi politik bir tartışma imkânını bile kullanamadı CHP. Hâlbuki CHP’nin bütçeyi eleştirirken hem siyasi hem de ekonomik alanlarda alternatif çözüm önerileri getirmesi gerekirdi. Bir ekonomik program üzerine çalıştıklarını biliniyor. “Sol”ve Keynesci diye basına sızdırmışlar. Keynes’le solun ne alakası olduğunu gerçekten merak ediyorum.

Yani “Keynesci” ekonomi deyince kamu yatırımlarını ve sosyal devlet anlayışını öne çıkartan bir yaklaşım anlatılmak isteniyorsa şimdiden bu programın bir tutarsızlıklar abidesi olduğunu söyleyebilirim. Ama yine de eğlenmek için merakla açıklamaları bekliyorum. Mesela onlara hemen “Keynesci” bir maliye politikasının buna uygu bir para politikası olmadan etkin olamayacağını, böyle bir para politikasının ise bu Merkez Bankası yasası ile mümkün olmayacağını söyleyeyim. Ancak, CHP’de iyi iktisatçılar var; bunu akıl etmişler ve programa böyle radikal bir “çözümü” de koymuşlardır diye umuyorum.  Ama o zaman başları, kendilerine şu sıralar çok bel bağlayan TÜSİAD’ın merkez kanadı ile biraz belaya girer. Çünkü Merkez Bankası’nın şu anki para politikası, bu kesimi hayata bağlayan tek halat.

Bir Mises karikatürü

Posted by ertemcemil132 | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 13-12-2010

1

Bu kısa notu Taraf sayfaları çok sınırlı olduğu için buraya yazmak zorundayım. Bugün Engin Ardıç liberalizmin çıkmaz sokağından bize seslenmiş. Tezi yabancı değil; Hayek, Mises gibi çıkmaz sokak liberallerinde orijinalini bulacağınız ancak Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” diye förmüle ettiği şu cümle: “Kapitalizm insanın görüp göreceği son sistemdir; kapitalizm aşılamaz olsa olsa iyileştirilir. Hiç kendinizi boşu boşuna yormayın” Bu tezi aslında Hayek’tende iyi anlatan Ludwing von Mises’dir. Aslında hem Hayek hem de Mises’in anlattıkları bir soğuk savaş tepkisidir. Onlarnın sosyalizm sandikları şey tekelci devlet kapitalizmidir. Biçareler bütün ömürleri boyunca sosyalizmi eleştiriyorum diye sahip çıktıkları kapitalizmin bir üst aşaması olan tekelci sistemi eleştirip durmuşlardır. Bunların torunu olan Fukuyama ise ayrı bir durumdur. Tabii Fukuyama’yı neocon tezlerinden ayrı bir yere koymamız mümkün değil. Şimdi Engin Ardıç’ında kırk yıllık Mises tezlerini anlatırken düştüğü durum aslında bu. Yani Mises ve Hayek “sosyalizmi” eleştiriyoruz diye farkında olmadan tekelci devlet kapitalizmini nasıl eleştirdiler ve tarihsel epistomolojik bir tuzağa düştülerse, bizim super liberalimiz Engin Ardıç’da Kemalizmi eleştirirken aslında Kemalizmin herşeyi mutlaklaştıran, donduran anlayışının tuzağına düşüyor. Tabii hem Hayek hem de Mises iktisat teorosi açısından önemli bir yerdedir; onlar aldıkları Nobellerle falan kendilerini kurtarırlar; peki böyle olsa bile,onların karikatürü olmaya gerek var mı; hele Kemalizmi eleştirireyim derken, Kemalizmin özü olmaya. Geçelim bu 20.yüzyıl hikayelerini sayın Ardıç; siz beni okuyun, çok şey öğrenirsiniz, emin olun…

VARTO İÇİN “YETMEZ AMA EVET”

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 01-08-2010

0

Geçen hafta Varto Belediyesi’nin düzenlediği festivalde konuşmacı olarak Varto’ya davet edildim. Varto, hemen Muş Ovası’nın kıyısında Murat Suyu’nun ihsanıyla yemyeşil küçük bir kasaba. Çok göç veriyor Varto; gençlerin çoğu Avrupa metropollerinde büyümüş. Varto, Türkiye’nin baskı, savaşla örülü yıllarında hep dışarıya göç vermiş.12 Eylül nedeniyle Avrupa’da doğanlar ilk siyasi göç dalgasının çocukları, sonra doksanlı yılların başı var; şimdi bu göç Türkiye’nin metropollerine sürüyor. Varto, Murat’ın hayat verdiği Muş Ovası’nın getireceği refaha âdata sırtını çevirmiş, küsmüş öyle yeşillikler arasında boynu bükük duruyor şimdi. Dışarıya seksenli ve doksanlı yıllarda gidenler çocuklarına hep Kürtçe isim koymuş, İstanbul-Muş uçağında Rojinlerle, Newrozlarla ve Mizginlerle sohbet ederek Muş’a indik. 20 ila 30 yaşları arasında olan bu gençler Avrupa’nın çeşitli kentlerinden Varto’ya festival için geliyorlardı. Tabii bir de Ferhat Tunç’un konseri için. Ferhat Tunç’u çok seviyorlar. Çünkü Ferhat onlardan biri olarak onların sesi olmuş. Şimdi Paris’te muhasebecilik yapan ve 20 yaşında olan Mizgin Paris’te doğmuş, yanındaki kardeşleriyle Fransızca konuşuyor. Fransızcadan sonra iyi sayılabilecek Kürtçe ve Türkçe biliyor. Uçakta Mizgin’le Taraf’ın bulmacısını birlikte çözmeye çalıştık; benden iyiydi.