DARBECİ KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 08-04-2011

4

Aşağıdaki dilekçe “Kenan Evren’i Koruyanları İzleme Komitesi” tarafından soruşturmayı yürütecek Savcı Murat Demir’e iletilmek üzere hazırlanmıştır.

Sayın Savcı Murat Demir

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

Ankara

Sayın Savcı,

Kenan Evren ve arkadaşları 12 Eylül 1980 darbesiyle sayısız miktarda insanlığa karşı suç işledi.

Milli Güvenlik Konseyi adlı darbe örgütünü oluşturan beş general; haksız gözaltı, tutuklama, işkence, dışkı yedirme, taciz etme, cinsel saldırıda bulunma, tecavüz etme, cinayet işleme emirleri verdi.

Bunu bir plan dahilinde yaptılar. Bugün Balyoz Darbe Planı’nın ilham kaynağı olan Bayrak Harekât Planı’nı hazırladılar. Şartların olgunlaşmasını beklediler. Bu olgunlaşmayı hızlandırmak için fiilen müdahale ettiler.

Darbeden sonra gencecik insanları “bir sağdan bir soldan” astılar. Masumların canına tasallut ettiler. Aydınların, emekçilerin, öğrencilerin hayatını kararttılar.

Bu insanlık dışı uygulamalar, yapanların yanlarına kâr kalamaz. Mezara gözü açık giden insanların yaşadığı insanlık dışı işkenceleri sırtında bir kambur gibi taşıyanlar, kanunda yazılı cezalara çarptırılmalıdır. İşlediği insanlık dışı suçlar Kenan Evren’in yanına kâr kalırsa, insanlar acılarıyla başbaşa kalır. Vicdanlar buna isyan eder.

Bizler, fiilî imkânsızlık nedeniyle 30 yıldır beklettiğimiz şikâyet dilekçesini, darbecileri koruma kalkanı kalktıktan sonra bir saniye bile bekletmeden savcılığa verdik.

Dosyamızı an be an takip ettik. Bir gelişme olmayınca, toplanıp adliyeye gittik, savcıyı göreve davet ettik. Olmadı, yine toplandık Adalet Bakanı’nın bir seyler yapmasını istedik, kendisinden söz aldık. Ama bakıyoruz ki, şikâyet dilekçemizi verdiğimiz tarihin üzerinden 7 ay geçmiş, Kenan Evren’in ifadesi hâlâ alınmamış.

Kenan Evren hakkındaki bütün dosyaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda toplandığını Adalet Bakanı’ndan öğrenmiştik. Dün basında çıkan haberlere gore Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş, Kenan Evren ve darbeci arkadaşları hakkındaki soruşturmaya size atamış.

Şimdi sizin Kenan Evren’in ifadesini almanızı bekliyoruz.

Askerî darbe teşebbüsü yapmaktan sanık kişiler Silivri’de yatarken, askerî darbeyi fiilen yapmış ve bunca masumun kanına girmiş olan Kenan Evren ve arkadaşlarının ifadesini almayı artık geciktirmeyiniz.

Bütün Türkiye arkanızdadır.

Saygılarımızla.

Kenan Evren’i Koruyanları İzleme Komitesi

TARIM POLİTİK OLAN VE BELİRLEYİCİ OLANDIR..

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 09-02-2011

5


AŞAĞIDAKİ KAPSAMLI TARIM VE TARIMIN EKONOMİ-POLİTİĞİ SÖYLEŞİSİ “TARIM KULÜBÜ” DERGİSİNİN İLK SAYISI İÇİN VERİLMİŞTİR. UZUNDUR AMA SÖYLEŞİ YALNIZ TARIMI ANLATMAZ… DAHA ÖTESİNİ, POLİTİK OLANI VE GELECEĞİ ANLATIR. SIKILMADAN LÜTFEDİP OKURSANIZ MISIR’DAN KÜRT SORUNUNA KADAR PEK ÇOK GÜNCEL SORUNA YANIT  -BELKİ- BULACAKSINIZ..

“Yakın gelecekte insanlığın en önemli sorunlarını, tarım ve gıda alanlarında, küreselleşme ve teknolojideki gelişimlere bağlı değişim ve yeniden yapılanma süreci ortaya çıkaracak. Biyoteknolojideki baş döndürücü gelişme ve ‘gelişmekte olan ülkelerin’ tarımda yapmakta olduğu ve yapacağı yeni düzenlemeler politik alanı da büyük ölçüde belirleyecek.”

“Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz. Tarım ve gıdayı, içilebilir ve kullanılabilir su kaynakları ile birlikte ele alırsak, bunları politik belirleyiciliği olan alanlar olarak saptamamız gerekir -ki 21. yüzyılda sınıflar, ülkeler arasındaki en önemli sorunlar ve çelişkiler bu iki temel alan üzerinden ‘su yüzüne’ çıkacak.”

“Kapitalizmi akademik ve siyasi yönde eleştirenler şimdiye değin onun insanı sömürmesi problemini ortaya attılar ve bunun üzerinden anlatılarını geliştirdiler. Hâlbuki bugün ortayı çıkıyor ki; bu sistem, aynı zamanda, doğayı da yok etmek üzere sömürüyor. İşte bu yalnız bir sınıfın değil, bugün tüm insanlığın sorunudur.”

“Türkiye’de her köy evinin önünde traktör vardır. Ama o köylünün o traktörü sürecek yeterli toprağı yoktur. Komşusu traktör aldı diye traktör alır köylü ama bir olup kooperatif kurmaz, toprağını, üretim aracını, emek gücünü birleştirmez. Bunu yapacak akılı yaratmamız lazım.”

“Sistemin bütün tedarik zincirleri kopacak. Zaten bu olduğu zaman çok ciddi bir kriz üçgeniyle karşı karşıya kalacağız. Rusya’nın şimdi yaptığını herkes yapacak ve gıda fiyatları çıldıracak, enerji fiyatları bunu takip edecek ve ekonomiler, hızla militerleşerek yerel iç savaşların yolunu açacak. Bu savaşlar çevre krizini tetikleyecek.”

“Türkiye’de 85 yılda niye gerçek anlamda bir toprak reformu yapılmadığını şimdi daha iyi anlıyoruz. Çünkü tarımda kapitalist ilişkiler yeni bir sömürü mekanizmasını geliştirir ama aynı zamanda burjuva demokrasinin de temelini atar. Şimdiye değin iktidarda olan oligarşik yapı, özellikle doğuda, kapitalist yapılanmayı ve demokrasiyi önleyerek iktidarını sürdürdü. Tarımın işçileşmesi ve çiftçileşmesi önlendi. Bu aynı zamanda demokrasinin de önlenmesi anlamına gelir.”

Türkiye’de ekonomi gazeteciliği deyince akla gelen belki de en önemli isim Taraf gazetesi yazarı Cemil Ertem. Hem sosyal medya alanında ön planda göze batan açıklamaları hem de Taraf gazetesinde köşesiyle ekonomi gazeteciliğine farklı bir soluk getiren Ertem’e,  yaklaşan gıda krizi üzerine sorularımızı yönelttik. Gazetedeki köşesinde ve katıldığı televizyon programlarında sık sık krizler üzerine analizlerde bulunan Ertem, kapitalizmin klasik krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuzu ve önümüzdeki krizlerin ‘resmi’ adının gıda ve çevre krizleri olduğunu belirtti.

Gıdanın, tarımın ve suyun politiği’  adlı makalenizde,  ‘Artık tarım ve gıda alanlarını yalnızca ekonomik sektör olarak kategorize edemeyiz,’ diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

VARTO İÇİN “YETMEZ AMA EVET”

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 01-08-2010

0

Geçen hafta Varto Belediyesi’nin düzenlediği festivalde konuşmacı olarak Varto’ya davet edildim. Varto, hemen Muş Ovası’nın kıyısında Murat Suyu’nun ihsanıyla yemyeşil küçük bir kasaba. Çok göç veriyor Varto; gençlerin çoğu Avrupa metropollerinde büyümüş. Varto, Türkiye’nin baskı, savaşla örülü yıllarında hep dışarıya göç vermiş.12 Eylül nedeniyle Avrupa’da doğanlar ilk siyasi göç dalgasının çocukları, sonra doksanlı yılların başı var; şimdi bu göç Türkiye’nin metropollerine sürüyor. Varto, Murat’ın hayat verdiği Muş Ovası’nın getireceği refaha âdata sırtını çevirmiş, küsmüş öyle yeşillikler arasında boynu bükük duruyor şimdi. Dışarıya seksenli ve doksanlı yıllarda gidenler çocuklarına hep Kürtçe isim koymuş, İstanbul-Muş uçağında Rojinlerle, Newrozlarla ve Mizginlerle sohbet ederek Muş’a indik. 20 ila 30 yaşları arasında olan bu gençler Avrupa’nın çeşitli kentlerinden Varto’ya festival için geliyorlardı. Tabii bir de Ferhat Tunç’un konseri için. Ferhat Tunç’u çok seviyorlar. Çünkü Ferhat onlardan biri olarak onların sesi olmuş. Şimdi Paris’te muhasebecilik yapan ve 20 yaşında olan Mizgin Paris’te doğmuş, yanındaki kardeşleriyle Fransızca konuşuyor. Fransızcadan sonra iyi sayılabilecek Kürtçe ve Türkçe biliyor. Uçakta Mizgin’le Taraf’ın bulmacısını birlikte çözmeye çalıştık; benden iyiydi.

“REFERANDUM’UN EKONOMİ POLİTİĞİ

Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Türkiye Yazıları | Posted on 30-07-2010

0

Aşağıdaki metin referandum süreci ile ilgili yazdığım yazıların yalnız ekonomi-politik ağırlıklı tespitlerinin ve tezlerinin derlenmiş halidir. 

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en önemli iki ayını yaşayacak. Bu süreç, yalnızca bir referandum süreci değil bundan sonrasının temel dinamiklerinin ve aktörlerinin belirleneceği bir geri dönüşsüz yol aynı zamanda. Şimdi, şu saate kadar, çok tartışıldı ama AYM’nin aslında ne yaptığından başlayayım. AYM, tamam esasa girdi ama aslında pakete dokunmadı, dokunduğu hususlar öz’e sirayet etmeyen son derece teknik detaylar. Bu, AYM’nin, şimdiye kadar olan çizgisine ve ideolojik-politik duruşuna söz söyletmemek için bir “zevahiri” kurtarma taktiğidir.

Salı günü, yani AYM kararından bir gün önce şöyle yazmıştık: “Türkiye’de şu an referandum ve arkasından gelecek seçim sürecinin yarıda kesilmesi, sigara tekelleri gibi akbabalara, savaş endüstrisine, neocon artıklarına, uyuşturucu tacirlerine ‘Türkiye’yi yağmalayın, biz daha iktidardayız’ demek anlamına gelir. Bu, yalnız Türkiye’de demokrasi ve barış sürecinin yarıda kesilmesi anlamına gelmez, başta Ortadoğu olmak üzere, Türkiye’nin, siyaseti ve ekonomisiyle etkilediği bütün hinterlandın felce uğraması anlamına gelir. AB’nin krizi derinleşirken, Obama yönetiminin bütün stratejileri altüst olur. İsrail gibi terörist devletlerin ve onları besleyen uyuşturucu, silah, sigara tekellerinin günleri başlar. İşte bu gerçeğin yalnız hükümet değil, Türkiye’de TSK dahil, devletin birçok kurumu artık farkına vardı. (…) Sonuçta devlet, yukarıda yazdığım çerçevenin farkında ve AYM de devletin en önemli kurumu. Bu yüzden bence sonuç belli gibi. Ancak, AYM’nin kararından sonra nasıl bir süreç bizi bekliyor; 12 eylülde 12 Eylül Anayasası’ndaki en büyük deliği demokrasi adına bu ülke açabilecek mi; bilinemez ama bu sürecin Türkiye’de solu ve sağı yeniden dizayn edeceği çok açık.”

İşte şimdi tam buradan devam edelim.

Bütün olan bitenin kısa özeti ve “Kardeş Türküler”

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 22-06-2010

2

childrenridingbicycles

Fotoğraf: Nuri Bilge Ceylan

Gün olur, susar bu hesapsız tüfekler

Nutuklar susar bir savaşın çıplağında

Bir ağıtın ateşinde susar manşetler

Gün olur

Ateşkes olur

Arkadaş olur kardeşini yitirmiş türküler.

 

Gün olur, yıkılır bu gök delen şehirler

Pazarlar yıkılır bir cevizin yeşilinde

Bir çocuğun bakışında yıkılır tekmil şirketler

Gün olur

Şenlik olur

Türkülere söz olur pazarlarda eskimiş şiirler

 

Gün olur koşar maviliklere çocuklar

Ceylanlar koşar Fırat’ın doğu yakasında

Bir abluka yağmurunda koşar Arap atlar

Gün olur

Bulutsuzluk olur

Gökkuşağı olur çocukluğunu unutmuş şarkılar.

 

Cüneyt Yalaz