Bugün Cemil Meriç’i anlamak ve anlatmak
Aşağıdaki yazı HECE dergisinin Cemil Meriç özel sayısı için kaleme alınmıştır. HECE dergisinin, bu özel sayıyla, gerçekten çok önemli bir iş yaptığını söylemeliyim. Cemil Meriç özel sayısı 480 sayfa. Cemil Meriç’in Hayatı, kişiliği, düşüncesi, Ebebiyat ve kültür, eserlerinin bakış açısı ve soruşturma bölümlerinden oluşuyor.
Türkiye ilginç bir ülke; bu ülke sayısız aydın, yazar, bilim insanı yetiştirdi. Ama şimdiye değin, Türkiye, deyim yerindeyse, bu değerlerini yok saydı. Yok; yalnızca devletin aydınları yok saymasını, onlar üzerinde her türlü baskıyı tesis etmesini kastetmiyorum. Resmi ideoloji, bütün cumhuriyet tarihi boyunca, kendi çerçevesi dışına taşan “aklı” yalnızlaştırarak cezalandırmıştır. Böylece Türkiye’de “gerçek anlamda” aydınların muhalefeti yeterli derinlikten yoksun, kısır bir döngüde saplanıp kalmıştır. Bu kısır döngüyü aşmaya çalışanlar, hapishanelerin rutubetli koğuşlarda çürümeye terk edilmediyse bile, sanki “gizli bir el” tarafından “anlaşılmama” yalnızlığına itilmişler, toplumun gözünden uzaklaştırılarak, “fildişi kulesinin” yalnızlığına mahkûm edilmişlerdir.
Cemil Meriç’te bu anlaşılamama haline bağlı yalnızlığa mahkûm edilmiş aydınlarımızdan sayılmalımıdır? Bir ölçüde evet; çünkü Meriç, resmi ideoloji tarafından benimsenmiş ön kabullere göre kendini yetiştiren ve ürün veren bir aydın değildi. O hem resmi sağ hem de resmi sol için aykırı hatta kabul edilemez bir düşünür, aydındı.

