İftar sofrasında geleceği söyleyen Hahambaşı

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 02-09-2011

0

Bu Ramazan ayı boyunca iftar davetlerinin iki temel alanda bize önemli bir tartışma alanı açtığını düşüyorum. Birincisi, iftar geleneğinin, genel olarak İslam’ın özel olarak da Ramazan ayının doğasına uygun olması gerektiği; yani eşitsizliğe değil, eşitliğe, paylaşmaya vurgu yapan bir ritüel olması… İkincisi iftar geleneğinin, toplumsal düzlemde, bir araya gelmenin bir vesilesi olması… Tabii bu tartışma alanlarının oluşmasında bize konjonktür de yardım etti.

Küresel ekonomik kriz dünyada artık kapitalizmi ve onun şu anki işleyişini sorgular hale getirdi. Şu an içinde bulunduğumuz sistemin, en kararlı ve bağnaz savunucuları bile bu ‘işlerin’ böyle gitmeyeceğini, çok ciddi bir ‘sistemik’ kriz içinde olduğumuzu kabul etmiş durumdalar. Artık sistemin yalnızca devrevi finansal-ekonomik kriz oluşturan dinamikleri sorgulanmıyor, örneğin sistem, bugün Afrika’da oluşturduğu gıda krizini pekâlâ yarın bütün küre için geçerli hale getirebilir. Yani kapitalizmin, Afrika’yı yarından başlamak üzere Avrupa’ya çevirip kurtarma potansiyeli yok ama Avrupa’yı Afrika’ya dönüştürme potansiyeli var. Dolayısıyla kapitalizmin geçici bir sistem olduğu, onun tepesindekiler tarafından bile, hem akademik hem de siyasi düzlemde neredeyse kabul edilmek üzere. Fukuyama’nın ‘tarihin sonu’ dediği yere geldik ama bunu ‘kapitalizmin tarihinin sonu’ diye düzeltmek şartıyla.

Bayram sonrası zaman daha hızlı akacak!

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 02-09-2011

0

Bayram Salı günü başlıyor ama büyük şehirlerden başlamak üzere bayramın o huzur verici rehaveti kendini hissettirmeye başladı. Bu herkes için iyi bir ara olacak. Ama bayram sonrası kendimizi zorlu bir sürece hazırlayalım. Ekonomiden siyasete kadar bu yaz bize yüzünü gösteren bir çok gelişme bayram sonrası önümüze gelecek. Çünkü bugünlerde hiçbir şey beklendiği gibi gitmiyor ve sürekli erteleniyor. ABD’de Cuma günü başlayan Jackson Hole toplantıları da, küresel ekonomiye bekleneni veremedi. Geçen yıl, aynı toplantıda 600 milyar dolarlık tahvil alım sürecini başlatan Bernanke, bu kez ‘gerektiği zaman’ bu adımı atacağının sinyalini vermekte yetindi. Yani tıpkı Sarkozy-Merkel görüşmesi gibi Jackson Hole’de fiyasko çıktı.
Öte yandan Ortadoğu’da bayram sonrası çok önemli gelişmeler olacak. Libya’da yeni bir dönem ve bir ekonomik paylaşım savaşı başlayacak. Bayram sonrası Libya petrolü ve doğalgazı savaşlarını ve Türkiye’nin artan etkinliğini izleyeceğiz.

Suriye ve İran cephesi ise başka bir kördüğüm olarak karşımızda. Türkiye-İran ve İran-Suriye ilişkileri inanın bize yansıdığı ve basından okuduğumuz, gördüğümüz kadar basit-düz bir çizgi izlemiyor, izlemeyecek. Örneğin şu sıralar bizim medyamızda İran-Türkiye gerginliği öne çıkartılıyor.

‘Bırakalım ticarete girsinler belki böylece darbe yapmazlar’

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 02-09-2011

0

Org. Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen bant kayıtları tabii ki çok şeyi ifade ediyor.

Ama bu kayıtlar bana, özellikle dün deşifre olan ikincisi, sanki imajı ‘piyasada’ dibe vurmuş bir şirketin yönetim kurulu başkanının çalışanlarına ‘façanızı düzeltin’ talimatı gibi geldi. ‘Şehit yakınlarını ziyaret edin, erleri kullanmayın, medyaya dikkat edin falan’

Aşağıda Turgut Özal’ın DPT günlerinden bir anekdot aktaracağım. Belki Özal’ın aşağıdaki tarihi sözleriyle Işık Koşaner’e ait olduğu iddia edilen ama bir holding başkanı edasını taşıyan deşifreler arasında bir bağlantı kurarsınız…

Türkiye’de ordunun, sanayinin, ticaretin içinde olması çok az rastlanır, özgün bir örnektir ama bu özgün örnek buraya nasıl geldiğimizi de anlatır.

Türkiye’de sanayinin, geleceğe yatırım yapan, yaygın, verimli işletmeler olarak gelişmesi ve küresel ölçekte rekabet yapabilmesi inanın yalnız ekonomik refahı belirleyecek bir olgu değildir. Bu, aynı zamanda, siyaseti ve onun aktörlerini belirleyecek kadar önemli bir ayrım noktasıdır. Sanayinin rekabetten uzak, devlet bürokrasinin elinde çarpık yapılanması, Türkiye’nin bütün Cumhuriyet boyunca yaşadığı sorunların temel çıkış noktalarından birisidir.

Türkiye’de sanayinin gelişimine, Sanayi Bakanlığı’nda, DPT’de birçok önemli görevlerde bulunarak tanıklık eden Doç. Kahraman Emmioğlu, bütün bu süreci çok çarpıcı değerlendirmelerle anlatır. Kahraman Emmioğlu, Turgut Özal’ın DPT’nin başında olduğu 1967 yılında FIAT ve Renault projelerinin nasıl önlerine geldiğini şöyle yazar:

‘Hz. Ömer neden tek kuruş miras bırakmadı ?’

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 16-08-2011

1

Şu krizin Türkiye’ye uğrayıp uğramayacağı konusunda sanıyorum herkesin kafası karıştı. Geçen gün Babacan, ‘artık otobanda değil, tek şeritli yolda gideceğiz; dikkatli harcayın’ dedi. Biliyorsunuz Başbakan ise ‘harcayın ama israf etmeyin’ demişti. Aslında bu harcama ve israf kavramları arasındaki fark hem bize içinde bulunduğumuz dönemi (krizi) hem de kriz sonrasında nasıl bir dünya aramamız hakkında önemli ipuçları veriyor. Ama biraz soyut kaçabilecek bu konuya girmeden önce, bu yılı ve hemen sonrasını nasıl geçireceğimiz konusundaki tahminimi yazayım: Geçen yılın son iki çeyreğinde yakalanan, istihdam ağırlıklı yüksek büyüme temposu düşecek. Eğer ki ekonomi yönetimi, seçim öncesi ve sonrası vaat ettiklerini gerçekleştirmek doğrultusunda acil adımlar atarsa, ayrıca Merkez Bankası şu an girdiği yoldan iç ve dış baskılar sonucunda çıkmazsa, Türkiye bu kaosu-krizi demiyorum- görece kolay atlatır.
Şimdi gelelim iftar tartışmaları ile alevlenen kapitalizmin artık aşılması gerektiği, bu bağlamda alternatif bir ekonomi ‘ağır’ meselesine…

‘Eski’ olan gürültü çıkararak yıkılıyor!

Posted by serapdurmus | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 07-08-2011

2

Hafta ekonomi açısından çok ilginç bir gelişmeyle bitiyor. Beklenen oldu ve Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s, ABD’nin kredi notunu düşürdü. Standard&Poor’s’un (S&P) açıklamasında, ABD’nin en üst seviye olan ‘AAA’ kredi notunun ‘AA+’ya düşürüldüğü belirtildi. Kredi not görünümünü ise ‘negatif’ olarak belirlendi. Bunun ABD tarihinde bir ilk olduğunu da belirtelim. S&P, aslında ‘malumu’ ilan etti. Ama burada çok önemli bir ayrıntı var. S&P gibi kuruluşlar ABD kâğıtlarının sistemdeki ağırlığını azaltarak adeta bir ‘kriz dengesi’ oluşturmaya çalışıyor. Yani zor durumda olan İspanya, Portekiz ve Avrupa destekli Yunan kâğıtlarına bir nevi yönlendirme yapmak istiyorlar. Aslında buna ‘kriz dengesinden’ ziyade ‘dehşet dengesi’ de diyebiliriz.
Bu arada İtalya S&P ve Moody’s hakkında, tüketici haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının şikâyeti üzerine soruşturma başlattı. İtalya’da soruşturmayı başlatan savcı, bu kuruluşların değerlendirmelerinin piyasalarda çalkantıya yol açtığı şikâyeti üzerine harekete geçtiklerini belirtmiş. Çok güzel; acaba İspanya’da Sol Meydanı’ndaki göstericiler üzerinde S&P ve Moody’s’in etkisi nedir… Tamam, bu kuruluşların, şimdiye kadar çok masum ve objektif olduğu söylenemez ama herhalde krizi de bu kuruluşlar derinleştirmiyor.