Dünyayı sarsacak 10 yıl başlıyor!

Posted by serapdurmus | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 04-08-2011

0

Dünya Bankası’nın son raporu, yeni dünya ekonomisinin çok kutuplu bir gelişme göstereceğini ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ekonomilerin dünya ticaretinden ve ihracatından aldıkları payın giderek arttığı ve bu artışın, sürekli bir hal alarak, en geç 2024’te gelişmiş ülke, gelişmekte olan ülke ayrımını ortadan kaldıracağı tahmin ediliyor. Aşağıdaki grafiklerde bu süreci okuyabilirsiniz.
ABD’nin dış ticaret ve bütçe açıklarını kapatmak, en azından makul bir seviyeye indirmek için 2.5 trilyon dolara varan bir kesintiye gidecek olması da bu tahmini başka bir açıdan destekleyen çok önemli bir gelişme. Çünkü ABD, borçlanma tavanını yükseltiyor ancak borçlanma artışından daha fazla bir bütçe kesintisiyle, önümüzdeki on yılda bütçe açığını 2.5 trilyon dolar azaltmayı planlıyor.

Yani ABD, kendisi için önümüzdeki on yılı belirlerken bir yerde dünyanın da gelecek on yılını belirliyor. Buna pekala John Reed’den hareketle ‘dünyayı sarsacak on yıl’ diyebiliriz.

Darbecileri bırakın Sardalya günlerine merhaba deyin!

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 04-08-2011

1

İlk önce bir ekonomi yazarı olarak şu güncel yorumu yapayım: Generallerin emekli olması ya da edilmesi, ‘Yeni Türkiye’de’ artık siyasi değil, bürokratik bir durumdur. Dolayısıyla pazartesi sabahı piyasalarda olağanüstü durum olmayacak. Kurlar, faiz, emtia fiyatları ve borsa yüzünü ABD’deki ‘borç tavanının yükseltilmesi meselesine’ dönecek, gerginlik general kaynaklı değil, ABD kaynaklı olabilir.

Şimdi esas konumuza gelelim; biliyorsunuz İslam âlemi Ramazan ayına giriyor. Ama tam da bugünlerde nüfusunun tamamına yakını Müslüman olan, okyanusa kıyıları olan Somali, okyanusun sonsuz bereketine sırt çevirmiş, açlıkla pençeleşiyor. Nedenini geçen yazıda yazdık. Peki, çaresi nedir; isterseniz çaresini yine denizin bereketi ve o bereketin bize sunduğu Sardalya örneği ile açıklayalım. Hint Okyanusu’nda sardalya yok ama onun yerine geçecek binlerce balık türü var. İşte buyurun açlığa ve yoksulluğa karşı ‘Sardalya Teorisi’

Kriz bitiyor, yeni bir düzen kuruluyor!

Posted by serapdurmus | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 27-07-2011

3

Bugünleri, yalnız şu ABD’nin düştüğü durum bile, yüzyıllar sonra günbegün hatırlanacak kadar önemli yapıyor. ABD, içinde bulunduğumuz coğrafyayı, sonu gelmeyecek sanılan parasal gücü ve  bu güce dayanan askeri egemenliği ile kontrol ediyordu. Şimdi bu bitiyor. ABD’deki Cumhuriyetçiler bu bitişe pek inanmıyorlar. Cumhuriyetçiler, borçlanma tavanının yükseltilmesi için askeri harcama bütçesinin düşürülmemesi şartını öne sürüyorlar.

Bu, hâlâ ABD’nin, başta Ortadoğu olmak üzere, dünyadaki egemenliğinin askeri işgal, tehditle süreceğini sanmak anlamına geliyor. İsrail’in şahinleri bile, bu işin artık böyle devam edemeyeceğini anladı ve ‘özür dilemenin’ yollarını arıyor. Çünkü İsrail artık Ortadoğu’da, neoconlara dayanarak var olamayacağını, bölgenin özgün dinamiklerini hesap etmeden bildiğini okuyamacağını anlamış durumda.

DARBECİ KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

Posted by cemilertem | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 08-04-2011

4

Aşağıdaki dilekçe “Kenan Evren’i Koruyanları İzleme Komitesi” tarafından soruşturmayı yürütecek Savcı Murat Demir’e iletilmek üzere hazırlanmıştır.

Sayın Savcı Murat Demir

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

Ankara

Sayın Savcı,

Kenan Evren ve arkadaşları 12 Eylül 1980 darbesiyle sayısız miktarda insanlığa karşı suç işledi.

Milli Güvenlik Konseyi adlı darbe örgütünü oluşturan beş general; haksız gözaltı, tutuklama, işkence, dışkı yedirme, taciz etme, cinsel saldırıda bulunma, tecavüz etme, cinayet işleme emirleri verdi.

Bunu bir plan dahilinde yaptılar. Bugün Balyoz Darbe Planı’nın ilham kaynağı olan Bayrak Harekât Planı’nı hazırladılar. Şartların olgunlaşmasını beklediler. Bu olgunlaşmayı hızlandırmak için fiilen müdahale ettiler.

Darbeden sonra gencecik insanları “bir sağdan bir soldan” astılar. Masumların canına tasallut ettiler. Aydınların, emekçilerin, öğrencilerin hayatını kararttılar.

Bu insanlık dışı uygulamalar, yapanların yanlarına kâr kalamaz. Mezara gözü açık giden insanların yaşadığı insanlık dışı işkenceleri sırtında bir kambur gibi taşıyanlar, kanunda yazılı cezalara çarptırılmalıdır. İşlediği insanlık dışı suçlar Kenan Evren’in yanına kâr kalırsa, insanlar acılarıyla başbaşa kalır. Vicdanlar buna isyan eder.

Bizler, fiilî imkânsızlık nedeniyle 30 yıldır beklettiğimiz şikâyet dilekçesini, darbecileri koruma kalkanı kalktıktan sonra bir saniye bile bekletmeden savcılığa verdik.

Dosyamızı an be an takip ettik. Bir gelişme olmayınca, toplanıp adliyeye gittik, savcıyı göreve davet ettik. Olmadı, yine toplandık Adalet Bakanı’nın bir seyler yapmasını istedik, kendisinden söz aldık. Ama bakıyoruz ki, şikâyet dilekçemizi verdiğimiz tarihin üzerinden 7 ay geçmiş, Kenan Evren’in ifadesi hâlâ alınmamış.

Kenan Evren hakkındaki bütün dosyaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda toplandığını Adalet Bakanı’ndan öğrenmiştik. Dün basında çıkan haberlere gore Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Ethem Kuriş, Kenan Evren ve darbeci arkadaşları hakkındaki soruşturmaya size atamış.

Şimdi sizin Kenan Evren’in ifadesini almanızı bekliyoruz.

Askerî darbe teşebbüsü yapmaktan sanık kişiler Silivri’de yatarken, askerî darbeyi fiilen yapmış ve bunca masumun kanına girmiş olan Kenan Evren ve arkadaşlarının ifadesini almayı artık geciktirmeyiniz.

Bütün Türkiye arkanızdadır.

Saygılarımızla.

Kenan Evren’i Koruyanları İzleme Komitesi

ALGORİTMA,MODEL ÖSYM VE KOPYA

Posted by cemilertem | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 04-04-2011

7

Bir kavram kargaşası var öncelikle. Yani sosyal bilimler ve sayısal bilimler için temel sayılacak kavramlar bunlar. Örneğin, algoritma, model, sistem gibi kavramlar. Şimdi arkadaşlar ortaya çıkan ya da iddia edilen bir algoritmadır. Peki, algoritma nedir ona bakalım:

Bir problemin ideal çözümüne giden yola algoritma denir. Bu anlamda algoritma bir programın en önemli öğesidir. Yazılacak programın dili değil de, algoritması en önemli kısmıdır. Örneğin bir listenin sıralanması işleminde, sıralama algoritması kullanılmalıdır. Veya bir liste içinde en yüksek sayısal değeri bulmak için programcı en büyük elemanı bulma algoritmasını kullanmalıdır. Söz konusu iddiada böyle bir sıralama algoritması vardır.
Her algoritma aşağıdaki kriterleri sağlamalıdır:

  • Girdi: Sıfır veya daha fazla değer dışarıdan verilmeli.
  • Çikti: En azından bir değer üretilmeli.
  • Açiklik: Her işlem (komut) açık olmalı ve farklı anlamlar içermemeli.
  • Sonluluk: Her türlü olasılık için algoritma sonlu adımda bitmeli.
  • Etkinlik: Her komut kişinin kalem ve kâğıt ile yürütebileceği kadar basit olmalıdır.

İddia edilen algoritma bunları içeriyor ama sonlu yani algoritma modelin tümü için geçerli değil, modelin işlemesi için bir değil bir kaç algoritmik program gerekli. Yani 1.700.000 ayrı- bireysel kitapçık için geçerli olacak bir sistem kitaplar tek tek yayınlandğında ortaya çıkmamalıdır ki modelin tümüne içkin olsun ve modeli çökertmesin. Halbuku böyle değil., adı üzerinde işte algoritma ve bir kitapçık için proglama kolaylağı için yapılmış ama  modelin tümüne samil olmamış. Eğer olsaydı bu indirilen her kitapta geçerli olurdu; bu teorik olarak mümkün ama görülüyor ki böyle değil…

MODEL

Matematik modelleme, gerçek dünyada var olanı ve buna bağlı olmakta olanı tespit etmek için belli sayıda ama sonsuz değişkeni temsil edebilecek nitelikli değişkenleri alarak bunlardan yola çıkarak tutarlı ve ispatlanabilir bir matris oluşturma işlemidir. Seçilen değişkenler arasındaki bağlantıyı ortaya çıkarma, değişkenlerden yola çıkarak sistemi yaratma ya da tahmin etme işi algoritmik bir süreç olmaktan çok test edilebilir bir uygulamadır. (Burghes, 1980, Evans, 1980, ve Galbraith, 1987) Şimdi tam buradan yola çıkarsak ve ÖSYM sınavının bir algoritmik süreç değil, bir model olduğunu kabul edersek bu model test edilmeden ispatlanmaz ve model olmaz. Ama hiç şüphesiz ÖSYM bir model olduğuna göre, bize ÖSYM’nin soru kitapçıklarını ( 1.700.000 adet ve hepsi kişiye özel ayrı yani) internete koymasıyla test edilebilir. Burada eğer ki ÖSYM’nin internete koyduğu kitaplar birbirinin aynı ve sözkonusu algoritmayı içeren kitaplar olsaydı model çökerdi ama böyle olmamıştır ve model çökmemiştir. Anlatalım:

Çeşitli algoritmik çözümlemeler programcılar tarafından kullanılır. Algoritmasız program olmaz.  Ama tek bir algoritma sistemin tümüne uygulanmayabilir.

İkincisi burada bir de model sorunu var. Şu an uygulanmakta olan model, bireysel, kişiye özel, çoklu seçenekli sınav. Yani 1.700.000 adayın hepsine ayrı ayrı soru kitapçığı  basılıyor. Bu digital baskı sistemi ve konvansiyel offset baskı sisteminden çok ayrı bir teknoloji. Nasıl offset baskı sistemi bir orijinalden sonsuz kopya yapabiliyorsa, bu sistemde tam tersine sonsuz orijinal yaratarak benzer copy yaratamıyor. Yani isteseler de sistemi programladıktan sonra iki aynı kitapçık basamazlar. Şimdi bu temel veri bilgisinden yola çıkarak modeli kurduğumuzda, modelin kendisi, bize iddia edilen algoritma çözümünün, sınırlı sayıda -tesadüfî olarak- belki 20-30 kitapçıkta ortaya çıkabileceği verir. bu birincisi…. İkincisi de diyelim teorik olarak iddia edilen algoritmayı tüm modele içkin kıldılar- bu zor olmakla birlikte teorik olanak mümkün- ancak o zaman da model ÖSYM bireysel soru kitapçıklarını internette yayınlamaya başladığında çöker. Çünkü herkes hileyi fark eder. Şimdi soruyorum arkadaşlar: ÖSYM kitapları yayınladı. Bütün çocukların kitapçığı ayrı mı ayrı; peki iddia edilen algoritma kaç kitapçık için geçerli… 20, 30, 50, 100 kaç söyler misiniz? Ben söyleyeyim 200′ü bulmaz… Yani ÖSYM sözkonusu algoritmayı sonlu cevap anahtarı üretmek için yapmıştır ki bu bir kağıt okuma programı ve kolaylığıdır.  Kaldı ki sistemin bu algoritmayı içeren kitapçıkları üretmiş olduğunu varsaysak bile bunları, kopya için tespit edilen kitleye dağıtacak bir aklı-programı- olmadığı da açıktır.

Ben gerçekten çok isterim şu ÖSYM denen ve ÖSYM denen sonucu ortaya çıkaran eğitim sisteminin çökmesini. Keşke sizin iddia ettiğiniz doğru olsa ve bu sistem böyle bir depremle çökse… Ama teknoloji bu sistemi güçlendiren bir durum ne yazık ki. Ama yine teknoloji paradoksal olarak bu sistemi çökertecek.