Bu Avrupa gidici… Türkiye karar vermeli…

Posted by ertemcemil132 | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 09-11-2011

0

4 Kasım 2011

Geçen sene bu zamanlar Seul’deki G-20 zirvesinde, başta IMF olmak üzere, küresel finansal kurumların yeniden yapılanması, ülkelerin krizin daha fazla derinleşmemesi için rekabetçi devalüasyonlardan kaçınması ve bir kriz hastalığı olarak kabul edilen korumacı önlemlere gidilmemesi ele alınmıştı. Aslında küresel krizin ortaya çıktığı 2008 yılında da Washington’da yapılan G-20 zirvesinde acil finansal reformların yapılması çağrısı yapılmış ve bu çağrı 2009 ve 2010’daki zirvelerde bıkmadan yinelenmişti. Şimdi Cannes’da ise artık pelesenk olmuş bu ‘yeniden yapılanma’ tekrarları dışında karşımızda devasa bir Avrupa krizi var ve bu kriz giderek ekonomik olmaktan çıkarak siyasi bir tarafa doğru hızla yuvarlanıyor. Yunanistan’da hükümetin aldığı karar, hiç şüphesiz, krizin bu siyasi yanını tüm açıklığı ile ortaya çıkarmıştır. Ama aynı zamanda Yunanistan, aldığı bu kararla, Merkel ve

Dehşet dengesi bitmeden kriz bitmez

Posted by ertemcemil132 | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Avrupa’daki oyun devam ediyor. Alman Parlamentosu dün Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun (EFSF) genişletilmesine onay verdi. Avrupa’daki durum, aynı zamanda,  bir siyasi hesaplaşmaya da dönüşmek üzere. Zaten Alman Parlamentosu’nda yapılan oylamada itirazlar Hıristiyan Demokratlardan geldi. Sol taraf kurtarma planına destek verdi.

İşin özeti: Şişirdiğiniz balonlar yüzünüzde patladı!

Posted by ertemcemil132 | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Şu olan biten size de eğlenceli gelmiyor mu; 2008’den bugüne bütün bu kriz yolculuğunu, yapılanları, yapılmayanları, her gün gelen yeni bir spekülasyon dalgası ile değişen piyasaları bir belgesel gibi gözünüzün önünden geçirin; gerçekten çok eğlenceli, komik sahneler gelip karşınızda duracak.

Kör terörün ve kriz cenderesinin kaynağı belli

Posted by ertemcemil132 | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Batı basını, S&P’nin, harika zamanlamalarla(!) ABD’den sonra İtalya’nın da notunu düşürmesinden tutun da, bu konuda yapılan zirvelere kadar tüm haberleri ‘The Greek dept crisis’ yani ‘şu bildiğiniz Yunan borç krizi’ yakıştırmasıyla veriyor.

Bugün krizi İrlanda ve Yunanistan gibi küçük ülkelerin iflası ile açıklamaya çalışan Anglosakson medyası, aslında böyle yapmakla bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışıyor.

Birincisi krizin kaynağının bu ülkeler olduğu yanlışı yerleştirilmeye çalışılıyor. İkincisi ve daha da önemlisi, bu ülkelerin ve sistemin kurtuluşunun AB para birliğinden çıkışla olacağı anlatılıyor. Geçen gün Roubini’de ‘Yunanistan Drahmiye’ye dönsün’ dedi. Bunun çıkar bir yol olmadığını en iyi bilenlerden birisi herhalde Roubini’dir.  Ama militarist batı basınının Yunan milliyetçileriyle birlikte tartıştığı bu yol, dünyaya Yunanistan üzerinden ‘başka bir şey’ anlatıyor.

Bu, çok açık olarak, siyasi küreselleşmenin durdurulması ve AB bütünleşmesinden bir ulus-devletler saldırganlığı üretme iradesinden başka bir şey değildir.

Yunanistan ilk önce Euro Bölgesi’nden sonra da- bunun doğal bir sonucu olarak- AB’den çıksın demek, AB sürecini durdurmak olduğu kadar, Yunanistan’ı yeniden Avrupa’nın doğuya uzanan bir uçak gemisi olarak kullanmak ve krizden çıkışın savaşa dayalı yolunu açmak olduğundan şüpheniz olmasın. Yani 20. yüzyılın başındaki senaryonun benzeri oynanmaya başlandı. O zamanda Britanya, Yunanistan’ı bir koçbaşı gibi Türkiye topraklarına sürerek, Türkiye’den başlayan ve Ortadoğu’ya uzanan ulus-devletler haritasını kanla çizmişti. Tabii ABD, Britanya’nın o zamanlar yarıda bırakmak zorunda kaldığı bu haritayı, 1948’de İsrail’i oraya sıkıştırarak ve daha sonra da kendisine bağlı eli kanlı diktatörler yaratarak tamamladı. İşte tam da şimdi, Yunan milliyetçileri, neoconlar, İsrail ve AB’nin içindeki ulus-devletçi militaristler, Kıbrıslı Rumları önlerine katıp yeni bir Türkiye sorunu ortaya çıkarmak istiyorlar. Şu Kıbrıs kıta sahanlığında sismik araştırma yapma hikâyesi tam da budur.

Aslında bu adımla, Kıbrıslı Rumları da harcamış oluyorlar; çünkü bu adım, Türkiye’yi devreye sokarak Rum kesimini, yalnız Güney Kıbrıs’a sıkıştıracak ve uzun vadede de Rumlar’ın meşruiyetlerini yitirmesine neden olacaktır. Kıbrıslı Rumlar’ı kullananların, krizi bu bölgeden başlamak üzere savaşla çözme yanlısı olan, neoconlar ve onların doğal müttefiki İsrail militarizmi olduğunu artık biliyoruz.

Savaş ittifakı barışçı – bütünleştirici çözümleri erteliyor

110920-113045-cemilc.jpg

Önümüzdeki günlerde bu savaş ittifakı, kör terörden başlamak üzere bütün kaos silahlarını devreye sokacak; aynı zamanda, Türkiye içindeki finans oligarşisi yoluyla da Türkiye’yi krizin ortasına sürüklemek için ellerinin altındaki banka ve fonları kullanacaktır.

Şu tarihten itibaren Türkiye’de kör terörden, Meclis’in yeni Anayasa yapma doğrultusunda adım atmasını engellemeye kadar varan bütün siyasi gelişmeler, bu savaş ve kriz cenderesini tezgâhlamak isteyen güçlerin stratejisinden bağımsız olmayacaktır. K. Afrika’da ve Ortadoğu’da kendilerinden bağımsız bir demokratikleşme istemeyen bu küresel savaş ekseni, Türkiye’nin de buraya yapıcı müdahalesini istemiyor.

Bakın AB’deki borç sorununun en yakın çözümünün bir ‘ortak tahvil’ ihracı olduğu bilinmesine rağmen, ulus-devletçi, milliyetçi politikacıların yönetimde olduğu Almanya-Fransa buna yanaşmamakta ve sorunu Yunanistan’ın üzerine atmaktadır.

TCMB’den Ahmet Değerli ve Gürsü Keleş’in Euro Bölgesi Borç Krizi başlıklı ekonomi notu, bu gerçeği, çok özlü olarak anlatıyor bizce. Yazarlar, ‘ortak tahvil’ ihracı ile ilgili şu sonuca varmaktadırlar. ‘Tablo’da gösterildiği üzere ortak tahvil ihracı ile gelinen faiz seviyesinin tüm ülkeler için borçlanma faizi olarak kullanılması neticesinde ülkelerin tutturması gereken faiz dışı denge seviyeleri önemli ölçüde değişmektedir. Fransa ve Almanya dışında tüm ülkeler ortak ihraçtan kamu maliyesi açısından olumlu yönde etkilenmekte ve borcun sürdürülememe riski önemli ölçüde azalmaktadır.’ Ancak AB, süreci bütünleşme ve barış yönünde derinleştirecek bu tür hamleleri ertelemekte ve dağılma-savaş korosu her geçen gün sesini yükseltmektedir. Tabii bu cephenin en önemli hedefi Türkiye’deki demokratikleşme ve bunun Ortadoğu’ya yansımasıdır. Şu sıralar başımıza gelen ve gelecek olan bütün olumsuz gelişmelerin arkasında bu gerçekler yatıyor. S&P, Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir seviyeye getirdi. S&P, yeni dönemi anlatan kararlar alıyor. İzlemek gerek.

Mısır: Nedenler, Sonuçlar

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 30-01-2011

10

Mısır aslında bütün bir 20. yüzyılı ve Ortadoğu tarihini anlatmak isteyen bir sosyal bilimci için laboratuar. Şimdi olup bitenleri ise 20. yüzyılı anlatmadan anlatamayız.

Mısır meselesinin aslında öyle bir komplo ya da basit bir kışkırtma olmadığını baştan söyleyelim.

İkinci savaş sonrası Amerikan hegemonyasında oluşturulan Ortadoğu’da Mısır, başından beri İsrail’le birlikte tayin edeci bir role sahip olmuştur.

Bu açıdan bugün Mısır’da köklü bir rejim değişikliği, İsrail’in durumunu da sallayacağı hatta değiştireceği için Mısır değişiminin, bütün bu toz dumana rağmen, yavaş ve reformist bir çizgide olacağını söylemek gerek. Ancak tabii ki Mısır değişimi bütün Ortadoğu’nun yeniden biçimlenmesi anlamına da geliyor.