Ponzi ve Goldman Sachs bankacılığı bitiyor!

Posted by cemilertem | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 03-05-2010

0

 18İtalyan göçmeni uyanık Amerikalı Charles Ponzi’nin hikâyesi bilinir. Ponzi, 1920’de 15 milyon doları – ki bu para o tarihte ABD milli gelirinin binde ikisi civarındaydı- yüksek faizle (yüzde 100) değerlendireceği sözü vererek yatırımcılardan toplamıştı. Ponzi, vadesi gelen ödemeleri sisteme yeni girenlerin parası ile yapıyor ama kendi parasını kesinlikle bu zincire sokmuyordu. Ponzi’nin sistemi beş ay ayakta kalabildi. Ama Ponzi’nin saadet zinciri çöktüğünde geride kalan iki şey vardı. Birincisi binlerce mağdur ikincisi de finans literatürüne giren “Ponzi saadet zinciri ya da Ponzi yapısı “ terimi. Ponzi’nin saadet zincirini son büyük Keynesyen iktisatçı olan Hyman Minsky (1919-1996) kendi hipotezi için kullanmış ve Minsky’nin “ Finansal İstikrarsızlık Hipotezi”nde Ponzi yapılar anahtar olmuştur. Minsky’e göre, kapitalist ekonominin büyüme dönemlerinde finansal yapılar istikrarlı sistemden istikrarsız sisteme doğru evirilirler. Yani finansal yapılar büyüme döneminde, hedge (korunmuş ve görece küçük) ölçeklerden spekülatif ( büyük ama güvensiz) ölçeklere geçerler. Ama bu spekülatif ölçekler krizle birlikte “Ponzi” (sürdürülemez düzeyde borçlu ve riskli, şişirilmiş değerler taşıyan) yapılara dönüşür. Minsky, bu durum karşısında, Keynesyen bir iktisatçı olarak, kamunun müdahalesini ve kamusal regülâsyonları önerir.

SON BÜYÜME RAKAMLARI VE EKONOMİDE YAPILMASI GEREKENLER HAKKINDA

Posted by cemilertem | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 31-03-2010

0

2009 büyümesi belli oldu. Son çeyrekteki yüzde 6’lık büyüme,beklentilerin üstünde.

 Bu büyüme aslında bize 2010’u anlatıyor. 2010’un ilk çeyreğinden başlamak üzere, büyüme temposu kriz öncesine dönecektir. 2009’un son çeyreğindeki büyümeyi, sadece tarımdaki iyileşme ve kamu harcamalarındaki artışa bağlayanlar yanılıyor. 2009’un son çeyreği ayna zamanda sanayideki kıpırdanmanın başladığı, ciro ve sipariş endekslerindeki artışların gözlemlendiği bir dönem olmuştur. Örneğin Sanayi Üretim Endeksi, 2009 yılı Ekim ayında bir önceki yılın Ekim ayına göre % 6,5 artarak 117,9 olarak gerçekleşmişti. Bu büyümenin başladığını ve 2010 ikinci çeyrekten sonra da giderek artacağını bize göstermişti.  Aylık bazda ise 2009 Eylül ayından Ekim ayına yüzde 13,7’lik çok güçlü bir artış görülmektedir.

Bu artışta kriz etkisiyle geçen yıl Ekim ayında sanayi üretiminde görülen büyük gerilemenin payı, diğer bir ifadeyle baz etkisi unutulmamalıdır.

Takvim ve mevsim etkilerinden arındırılarak tekrar tahmin edildiğinde, Sanayi Üretim Endeksi 2009- Eylül’den Ekim’e aylık bazda yüzde 2,9 artarak 104,9’dan 108 seviyesine yükselmiştir.

Bu artış, sanayide Nisan 2009’da başlayan canlanmadan bu yana görülen en yüksek aylık büyümedir.

Dolayısıyla 2009’un son çeyreğinde görülen büyümenin, ağırlıkla sanayi kaynaklı olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Sanayideki bu çıkışı tabii ki tarımdaki iyileşme, devlet harcamaları desteklemiştir.

Krizle 250 Yıllık Ulus Devlet Eksenli Kapitalizm de Çöküyor!

Posted by cemilertem | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 03-03-2010

0

cemil-ofis-2Aşağıdaki söyleşi 4 Şubat 2010′da Özgün Duruş dergisinden Dilaver Demirağ ile yapılmıştır.

Krizle 250 Yıllık Ulus Devlet Eksenli Kapitalizm de  Çöküyor

Taraf gazetesi yazarı ve İktisatçı Cemil Ertem krizin dünyayı yeniden dizayn etme için imkân yarattığı kanısında. Krizle birlikte kapitalizmin devlet odaklı 250 yıllık tarihinin de çöktüğünü ifade ederek, Obama’nın bir dönem daha başkanlık yapması halinde, dünya ekonomisinin liderliğinin kontrollü olarak G.20 Ülkelerine geçeceğini ve artık eşitsiz gelişme sürecinin de son bulacağını savunuyor.

Cemil Ertem değişen iktisatçı tipinin bir örneği. Dünyayı sadece İktisadın verileri ile okumuyor. Finans Politik adı verilen değerlendirme yazıları ekonomi ile politikanın, sosyal bilimler ile ekolojinin elele verdiği yazılardan oluşuyor. Cemil Ertem sıkı bir anti-kapitalist ama diğer yandan da tam rekabete dayanan bir piyasa ekonomisini de savunuyor. Diğer yandan alternatif ekonomi politikalarla, özellikle de liberter ekonomi politik olarak katılımcı ekonomi gibi devletçi-bürokratik sosyalist ya da kapitalist modellerin her ikisine de dayanmayan ekonomi modelleri ile de ilgileniyor ve solu tam da bu nedenle eleştiriyor. Diğer yandan İslam’ın önemli olduğunu düşünüyor ve solun bu konudaki kayıtsızlığının, pozitivizmden kurtulamamış olmasının getirdiği zaaf olduğu kanısında. Ortadoğu’nun bu nedenle önemli olduğunu düşünüyor. Ama İslam’ın henüz Latin Amerika gibi herkesin faydalanabileceği özgürlükçü bir model geliştirmediğini de vurguluyor. Cemil Ertemle Küreselleşmeyi, yaşanan dönüşümü ve Türkiye’de olanları konuştuk.

Faşist cephenin yeni eylem planı

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 24-11-2009

0

Bu hafta menkul kıymet ve para piyasaları oldukça tedirgindi. İMKB yurtdışından ayrışarak, son aylarda gösterdiği performansın altına inmeye başladı. Yabancı çıkışları ve borsadaki kâr satışları haftaya damgasını vurdu. Türkiye’yle ilgili, ekonomik olarak, 2010 ve sonrası için küresel piyasaların oyuncularının bir endişesi yok. Ancak Türkiye’nin siyasi riskleri öne çıkmaya başladı.

Merkez Bankası’nın “toparlanma başladı” tesbiti bir ölçüde doğru. Çünkü 2010’da küresel Doğrudan Yabancı Yatırımların gideceği ender ülkelerden birisi Türkiye. Aslında DYY’lerin gelmeye başlaması borsanın da yukarı gideceği anlamına geliyor. Küresel pazarlarda tutunmuş KOBİ’lerin 2010’dan başlamak üzere, yabancılarla stratejik ortaklıklar yapacağı ve halka arzların da bu çerçevede artacağını söyleyebiliriz. Eğer hükümet Kredi Garanti Fonu, sektörel teşvikler ve banka sisteminin reel sektörü kredilendirmesini sağlayacak önlemleri çok hızlı olarak hayata geçirirse, Türkiye 2010 yılında, Orta Vadeli Program’da öngörülenden hızlı bir büyüme temposu yakalayabilir.

Ç”K”P dönmeden kriz bitmez!

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 06-11-2009

1

Bu hafta başı küresel piyasalar krizin bitmediğini anlatan hareketlerle açıldı. Amerika’da küçük ve orta boy işletmelere kredi veren ve en büyük finans kuruluşlarından biri olan CIT, iflas korumaya başvurdu. Bu Amerikalı küçük işletmelerin durumlarının giderek bozulduğunu bize gösteriyor. Bu işletmeler, dünyanın her yerinde olduğu gibi, çok yoğun bir küresel fiyat rekabeti ile karşı karşıya. Küresel emtia fiyatlarını takip edemiyorlar ve ucuz emtia alamıyorlar. Çünkü ilkönce Çin sonra da ellerinde dolar fazlası olan Asya ülkeleri emtia piyasalarına girip ucuz emtia alıyorlar. Bu ülkelerin girdiği emtia piyasalarındaki fiyatlar hızla yükseliyor ve rakipleri yüksek fiyattan mal almak zorunda kalıyor. Böylece Çin ve benzerleri bir taşla birkaç kuş vurmuş oluyor. Mesela son iki yılda bakırdan pamuğa kadar temel emtiaların fiyatları, krize rağmen, yükseliyor. Bu yükselişte Çin’in ve diğer Asya ülkelerinin payı var. Böylece Çin, yalnız ucuz emeğe dayalı bir rekabet yapmıyor. Ticaretin birinci kuralını uyguluyor. Yani “alırken kazanıyor”. Rakipleri de onun alım yaparak fiyatlarını yükselttiği malları onun arkasından topluyorlar. Bu durum şimdiye değin, Türkiye gibi piyasaları sonradan takip eden ülkelerin küçük ve orta boy işletmelerini vurdu. Şimdi ise Amerikalılar aynı derdin pençesinde. Çin, Amerikalı tüketiciye ucuz ürünlerle tasarruf ettiriyor ama küçük üreticileri batırıyor. İşte tam burada krizin ikinci aşamasına geliyoruz.