Ne yapmalı?
İşte şimdi esas meseleye geldik. Bu hafta Arjantin, daha önceki krizlerde de görüldüğü gibi, ilk ve en radikal hamleyi yaptı. Zor durumda olan emeklilik fonlarını devletleştirdi. Bu fonların 30 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. Ve tabii bu operasyon haberi çıkar çıkmaz Arjantin piyasası alt üst oldu.
Arjantin bütün kriz dönemlerinde çok tartışılır ve radikal kararlar aldı. En son 2005 yılında yapılan borç takası da hala tartışılır. Ama bu operasyon sonrası Arjantin önemli bir avantaj sağladı. Bu tarihin en büyük borç takası idi. Yaklaşık 103 milyar dolarlık dış borcu Arjantin 41.8 milyar dolar değerindeki kağıtla takas etti. Peki, alacaklılar buna razı oldu mu; tabii çünkü yapacak başka bir şey yoktu. Çoğu bankalar, emeklilik kuruluşları ve Avrupalı bireysel yatırımcılardan oluşan alacaklılar paralarının yüzde 70’ine veda edip Arjantin’in borç takası önerisini kabul etti. Daha önce de, 2001 yılının sonunda da, Arjantin 100 milyara yakın borcu ödeyemeyeceğini deklare etmişti. Bu borç ödememe ve borç takası süreçlerinden sonra Arjantin büyümeyi ve işsizliği aşağıya indirmeyi başardı. Ancak Arjantin’in borçları devlet borçları idi. Bugün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çoğu gelişmekte olan ülkenin kamu borcu sıkıntısı yok. Şimdi sorun özel sektörün borçları. Peki, hem dünyada hem de bizde dolara olan talep sürecek mi? Evet, ABD dolar basmadıkça dolara olan talep sürecek. Çünkü ortada efektif olarak dolar yok.
Share on Facebook
Bütün bu olanlardan sonra şu “piyasa” denen “şeyin” nasıl işlediği ya da nasıl işleyemediği ve birilerinin de bütün bir 20. yüzyıl boyunca olan bitene piyasa adını verip bizi işlettiği de anlaşılıyor. Şimdi de yeni bir Bretton-Woods ihtiyacı ortaya atıldı. Evet, işte buna gerçekten ihtiyaç var. Zaten Keynes’in bıraktığı yere geldik gibi. Bretton-Woods’ta çarpışan iki plan vardı. Birincisi Keynes’in küresel bir para sistemi ve küresel merkez bankasını içeren ulus-devlet ekonomilerinden küresel ekonomiye geçişi tedrici olarak yapmayı amaçlayan planı; ikincisi ise Amerikan görüşlerinin toplandığı ve zaman içersinde doları küresel para yerine geçirmeyi amaçlayan White planı. Sonuçta çok ufak değişikliklerle White planı kabul edildi ve savaş sonrası Amerika’nın hegemonyasının ilk adımı atıldı. Bu anlamda Keynes’in devletçiliği bizim ulusalcıların sandığı gibi ideolojik değil, sadece konjonktüreldir. Keynes’in nihai amacı aslında küresel piyasa mekanizmasını ve para sistemini sorunsuz çalıştırmaktı.
Yukarıdaki resim Kardemir’in açılışı… Kontrol Sanayine çaresiz bir uyum çabası..
Share on Facebook
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 19-07-2008
0
Değişime Direnen Silinecek!
Amerika’da beklenenler olmaya başladı. Freddie Mac ve Fannie Mae’nin bu noktaya geleceğini FED biliyordu; hatta Greenspan biliyordu. Ama enflasyonun çift haneli rakamlar sınırına dayanacağını tahmin etmemişlerdi. Şimdi kimse Bernanke’nin yerinde olmak istemez. Aslında Bernanke, moda olduğu üzere, enflasyonla mücadeleyi öne çıkaran politikalardan yana. Faiz indirmek zorunda kalması onu çok rahatsız ediyordu. FED’in yakında yeniden faizleri artırabileceği bile konuşulmaya başlanmıştı. Şimdi bu durumda Bernanke gözüne ışık tutulmuş tavşanlar gibi kalakalabilir.
İlkönce şunu vurgulamak gerekir ki; ben yapılan yorumların ve tahminlerin, birçok yönüyle, eksik olduğunu düşünüyorum. Roubini geçen gün yine mevcut krizin en büyük resesyonlardan biri olduğunu söyledi. Roubini’nin Saros gibi konuşmaması gerekir.
Share on Facebook