Meclis’teki partiler aslında ne istiyor

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Dün Meclis’in açılışıyla Türkiye yeni bir döneme adım attı. Öyle gözüküyor ki bu dönem birçok alanda hepimiz için bir başlangıç olacak. Meclis’in BDP’nin katılımıyla açılması tabii ki barış umutlarını artırıyor. İçinde bulunduğumuz dönem, bölgesel ve küresel birçok faktörün sürece etki edeceği, yönlendireceği kaotik bir yeniden yapılanmanın tarihi olabilecek kadar önemli.

Yolun Sonu Göründü

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 13-06-2008

0

Felaket Yaklaşıyor; Türkiye karar arifesinde…

 

Nihayet beklenen olmaya başladı. Yabancılar kapatma davasını fiyatlamaya ve piyasalardan çıkmaya başladılar. Aslında bu durum çok önceden şekillenmeye başlamıştı.

 Türkiye’ye, 2007 ortasından itibaren portföy girişleri yavaşlamış durumda.

2007 yılı finans hesabının kompozisyonunu değiştirmiştir. Yani biz genel dengede özellikle portföy girişleriyle fazla veriyorduk. Genel denge fazlası 2007 yılı için 10.629 milyon dolardı. İşte bu 10 milyar dolar hem kuru aşağı basan hem de cari açık finansmanında Türkiye’yi rahatlatan bir girişti. Ancak 27 Nisan muhtırasından sonra bu durum hızla bozulmaya başladı. 2007 yılının ikinci yarısında hızlanan bu bozulma cari açığın finansmanı kompozisyonun değiştirdi. Finans hesabının kompozisyonun yaklaşık yüzde 65’i reel kesim borçlanmasından oluşurken portföy yatırımları durma noktasına geldi. Esasında önceki yıllarda –özellikle 2002–2006 arası- genel dengedeki fazlayı portföy girişleri oluşturuyordu. Örneğin 2006’da 8,2 milyar olan bu girişler 2007 de hızla geriye giderek 0,1 milyar dolara geriledi. Şimdiki halde bu kalem kriz sinyali veriyor ve buradan çıkış var. Şu an genel dengede bıçak sırtındayız. Yani 500 milyon dolar gibi bir fazlamız var. Bu durumda kuru aşağı basacak ve YTL’nin değerini yukarıda tutacak mekanizma durdu.

’68 Tartışması ve Politika Yapabilmek Üzerine…

Posted by cemilertem | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 04-06-2008

0

68 budur; enternasyonal ve direnişçi...’68 Tartışması Berber Muabbeti Düzeyinde! Yazık Oluyor!  

Yararlı ve yapıcı tartışmalar iyidir. Bunların ister istemez bir akademik düzeyi de olur. Yani bu konuda dünya ne demiş, nasıl bir yöntemle sorunu ele almış ve sorunu çözerken bunu nasıl tanımlayıp çerçevesini (modelini) nasıl oluşturmuş bunlara bakarsınız. Yaptığınız analizde bir yöntem olur ve meseleyi neden-sonuç ilişkisi diyalekti içersinde incelersiniz. Böyle olunca işin işine tarih de girer. Zamanın yolculuğu ve diyalektiği yalnız sosyal bilimlerde değil, fen bilimlerinde de çoğu zaman gerekir. Yani modelinizde tarihin dinamiğine ve diyalektiğine  yer vermezseniz ispatlamaya çalıştığınız hipotez ispatlansa bile buzu çözülünce elinizde kalan ve işe yaramayan bir pelteye dönüşür. Şimdi şu sıralar Türkiye siyasetinde yer alan tartışmalar berber koltuğunda olduğu gibi “bu iş çabucak bitsin de kurtulalım” gevezeliği düzeyinde yapılıyor. Böyle olunca yapılan tartışmalar yalnızca kirlilik yaratıyor. Kimsenin bir yöntemi, modeli dolayısıyla hipotezine uygun değişkenleri yok. Dolayısıyla analiz olmadığı gibi çözüm-sentez de olmuyor. Tarih olgusu onun diyalektiği atlanıyor. Şu 68 tartışması bu kadar aptalca olmak zorunda mı Allah aşkına? Sonunda söylettiniz işte bunu da!

GAP’ın Başarısı Devlete değil, Halka Malolmasına Bağlı

Posted by cemilertem | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 02-06-2008

0

GAP’IN BAŞARISI DEVLETE DEĞİL, HALKA MALOLMASINA BAĞLI

GAP Türkiye’nin en çok tartıştığı, uzunca bir süre daha tartışacağı önemli bir proje. AKP iktidarının da en iddialı çıkışı GAP’ta oldu. GAP paketi, hükümetin Kürt sorunu ve bölgesel eşitsizlik konusunda attığı en önemli adımlardan biri sayılmalı. Ancak bu adıma birçok açıdan itirazlar geliyor. En önemli itiraz da bu paketin, alışıldık bir seçim paketi olduğu, sıkışan AKP’nin yerel seçimlere yönelik bir manevrası olduğu, hatta kapatma olursa olası bir erken genel seçimde eline geçireceği bir koz olacağı yönünde. Hatta hükümetin bu paket yüzünden IMF ile yapılması gereken stand-by sonrası yeni “durumu” bağlamadığı konuşuluyor.

Ancak GAP’ın tarihine baktığımızda bunun hükümetler üstü bir “devlet” projesi olduğunu görüyoruz. Aslında GAP’ın hikâyesi 1938′lere dayanır. 1938 yılında Keban boğazında jeolojik ve topografik etütler, baraj yapılması amacıyla, yapılmaya başlanmıştır.

Elektriğin önemi ve kalkınmanın onsuz olmayacağını, o yıllarda Yalnız Sovyetlerde değil, Türkiye gibi geç uluslaşma çabasında olan ülke yönetimlerinin de ilk hedefiydi. Elektriğin milli sınırlar içinde her yere ulaşması ulus-devletin ulusal pazarı oluşturmak için yapması gereken ilk işti. Ancak Fırat ve Dicle’ye rağmen, hem politik tercihler hem de bölgesel eşitsiz kalkınmanın doğası gereği doğunun elektrifikasyonu 1950′li yıllarla sarktı.

1950 – 1960 yılları arasında gerek Fırat gerekse Dicle üzerinde Elektrik İşleri Etüd İdaresi tarafından sondaj çalışmalara hız verildi. Demirel’i var eden Devlet Su İşleri de 1954 yılında kuruldu.

Dicle ve Fırat havza çalışmaları ve baraj projeleri o yıllarda şekillenmeye başlamıştı. Ancak bölgede ta başından beri var olan toprak dağılımını dolayısıyla sosyo-ekonomik yapıyı değiştirecek bir adım atılmamıştır.

Bölgenin elektirikifasyonu ile ilgili adımlar ve bölgenin sulu tarıma açılması projeleri dolayısıyla GAP, 1970′lerin sonunda gündeme geldi.
Devlet, hükümetler üstü olan bu projeyi bölgede hiçbir zaman yapılmayan toprak reformunun yerine ikame ederken asıl olarak projeye, bölgenin ekonomik ve siyasi olarak denetiminin bir aracı olarak bakmıştır. Böyle olunca GAP’ın işlevinden çok propogandif yanı öne çıkmış, çok konuşulmuş, çok yazılmış ama doğunun makûs talihini düzeltmemiştir.

ABD Seçimleri Piyasaların Miladı Olacak Mı?

Posted by cemilertem | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 19-05-2008

0

Dünya 2008 sonunda yapılacak ABD başkanlık seçimlerinden sonrasına hazırlanıyor. Dünya ekonomisi ABD’deki kan değişimi ile birlikte yoluna nasıl devam edecek; Türkiye bu değişimden nasıl etkilenecek. Bu soruların cevapları ile ilgili bir yolculuğa hazırmısınız?

Dünya önümüzdeki yıldan itibaren çok önemli değişimlere gebe. Rusya’da ve ABD’de 2008 yılı içinde ve sonundaki seçimler birçok dinamiği harekete geçirecek ve değiştirecek. Türkiye, AB ve Ortadoğu’da da taşlar yerine oturmaya başlayacak. Biz bu yazıda geçen yıl başlayan ve önümüzdeki yılsonuna doğru daha da belirginleşecek değişimleri ele alacağız.

En önemli tarihlerden biri 2008’in kasımı bu tarihte Amerika’da başkanlık seçimleri olacak. Bu tarihi dünyadaki makro ekonomik dengelerin değişmeye başlayacağı milat saymak abartılı bir yaklaşım değil. Amerika’da büyük olasılıkla Bush iktidarı, yerini Demokratlara bırakacak. Bu değişim ilk önce ABD’nin dış politikasını ve buna bağlı dinamikleri etkileyecek. ABD’deki olası değişimin ikinci istasyonu ise ekonomi. Yüksek faiz, karşılıksız ama güçlü dolar politikası resmen sona erecek. ABD, kamu açığını ve dış açığını azaltmak için parasının gerçek değerine dönmesini isteyecek. Bunun için de mali yapısını ve öncü sektörlerini güçlendirmek için bir başka yol açacak. ABD’de teknoloji sektörü ve mali sektörler Clinton dönemindeki parlak günlerine dönme işaretleri verirken, Çin’de ucuz işgücü ve düşük yuan devrini bitirecek(mi?) Eğer böyle olursa bunun dünya ekonomisine olumlu etkileri orta vadede görülecek.