ENFLASYON, ANAYASA, YUNANİSTAN VE ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER…
Posted by ertemcemil132 | Posted in Haberler, Türkiye Yazıları | Posted on 03-05-2010
0
TÜİK’in dün açıkladığı veriler enflasyonda yeniden çift haneli rakamlara geldiğimizi gösteriyor. Nisan ayında tüketici fiyatları 0,60 artmış oldu. Geçen ay TÜFE’deki artış 0,58 idi. Bu bize tüketici fiyatlarında ekonomideki canlanmaya bağlı olarak yavaş bir artış olduğunu gösteriyor. TÜFE’de yıllık artış, 10,19 seviyesine geldi. TÜFE Nisan ayında giyim ve ayakkabı ürünlerine bağlı olarak yükseldi. Giyim ve ayakkabı ürünleri 10,58 oranında arttı.
Burada önemli olan enerji ve işlenmemiş gıda, tütün, alkol ürünlerini dışarıda tutan temel mallar endeksinin yükseliyor olması. Burada 0,80 oranında artış meydana geldi ki bu gelecek dönemde ekonomik canlanmaya bağlı fiyat artışlarının olacağını bize gösteriyor. Ancak önümüzdeki aylarda et fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak tüketici fiyatlarında, gerileme olmasa bile, artışın çok hızlı olacağını söyleyemeyiz. Et fiyatlarının genel enflasyona etkisi ise 1,7 puan
Şimdi üretici fiyatlarına bakalım
Geçtiğimiz Mart ayında üretici fiyatları artmaya başlamıştı. Artık üretici, artan maliyetlerini fiyatlara yansıtmaya başladı. Bu da krizden çıkışın işareti. Geçen ay ÜFE, 1,94 artmıştı. Nisan ayında ise bu artış aylık olarak 2,35 seviyesinde gerçekleşti. ÜFE’ nin yıllık artış oranı 10,42 oldu.
Bunun iki nedeni var; birincisi tarım ürünlerindeki aylık 9,31’lik gibi büyük bir artışın olması. Bu artışta tabii ki mevsim etkisi büyük. Önümüzdeki aylarda bunu görmeyeceğiz. Sanayi ürünleri 0,83 oranında arttı. Bunu da iç talepteki canlanmaya bağlarız ki; ÜFE’ deki artışın ikinci nedeni budur.
Peki ya faizler?
Krizden çıkışın etkisi ile önümüzdeki aylarda enflasyonda hatırı sayılır bir düşüş olmaz. Fiyat artışları önümüzdeki üç ayda yıllık 9,5-10,5 bandına oturacak. Önümüzdeki aylar yaz ayları; ÜFE’ de bu yükseliş sürmeyecek. TÜFE ise burada duracak. Ancak ciddi bir gerileme için 2011’in başını beklememiz gerekecek.
Enflasyondaki bu kısmi yükselişe Merkez Bankası faiz yükselişi ile cevap veremez. Çünkü hala piyasalarda para sıkıntısı devem ediyor. Merkez Bankası faiz artırımına giderse enflasyon ve durgunluk birlikte artar ki bu ekonomi için en tehlikeli seyirdir. Yani faizlerde şu dönemde bir artış olmaz.
Türkiye ekonomisi için en büyük risk artık siyasi
Mecliste parti kapatma maddesinin 327 de kalarak düşmesi önemli bir gelişme. Bu gelişme yalnız siyaseti değil, ekonomiyi de vuracak düzede. Çünkü değişime direnen güçler artık son kozlarını oynuyorlar ve Başbakan’ın hâkimiyeti zayıflıyor. Yaklaşık bir yıla kalmadan Türkiye’de seçimler olacak. Bu gelişme bize gösteriyor ki, mecliste pazarlıklar başladı ve birileri saf değiştirdi. Ancak Başbakan yola devam dedi. Yarın iktidar partisinin kararlığı belli olacak. Bu kararlılık ne kadar üst düzeyde olursa piyasaya etki o kadar az olumsuz olur.
Askerlerin öldürülmesi ile mecliste bazı AKP’lilerin satın alınması aynı güçlerin işi olarak gerçekleşmiştir. Sonuçta 12 Eylül faşizmi direniyor.
Yunanistan artık AB’nin ta kendisi
Eğer IMF’nin Yunanistan’a vereceği 120 milyar dolara yakın meblağ bir anlaşma çerçevesinde gerçekleşirse bu bize tek bir şeyi anlatır: AB’nin artık siyasi olarak ta bütünleşme kararı verdiğini. Çünkü AB ortak para politikasının ortak maliye politikası ile desteklenmedikçe tüm kıtada topyekûn bir iflasa dönüşeceğini anlamış bulunuyor. Bunun için Yunanistan kurtarılacak. Bu kurtarma AB’nin Anglosakson egemenliğine yaklaşması ve giderek bütünleşme sürecinin önemli bir adımıdır. Yunanistan artık eski Yunanistan değil, örneğin eskisi gibi silahlanmayacak ve harcamayacak. Yunanistan’ın silahlanmaya daha az bütçe ayırması Türkiye’nin de AB üyeliğini zorunlu kılıyor.
Sonuçta Türkiye gerici oligarşisi Mecliste, dağda, şehirde direniyor. Ama boşuna, yakında çok önemli gelişmeleri bekleyelim.

