IMF ve AB kriz karşısında birlikte hareket ediyor. Şimdilik ortada 750 milyar avroluk bir yardım paketi var. Bu pakete avro bölgesi hükümetleri 440 milyar avro garanti ediyor. IMF’nin 250 milyar dolar katkısının olacağı pakete 60 milyar avro da AB bütçesinden sağlanıyor. Bu 750 milyarlık fona Yunanistan’a verilecek 110 milyar avro dahil değil. Bunun dışında Avrupa Merkez Bankası (AMB) “gerektiğinde” hükümet ve özel sektör borçlarını satın alacağını açıkladı. AMB; ayrıca FED’le dolar swaplarına yeniden başlayarak, üç aylık sabit faizli sınırsız kredi enstrümanını da devreye sokacak. Bu arada Japonya da devreye girerek dolar swap hatları açtı. Bütün bu riskli ve hızlı önlemler bize önümüzdeki günleri anlatıyor.
En önemlisinden başlayalım. AB, zorunlu olarak daha fazla entegrasyona gidiyor.
Posted by ertemcemil132 | Posted in Haberler | Posted on 08-05-2010
0
not: Aşağıdaki yazı 7 Mayıs 2010′da kaleme alınmış olup, veriler 6 ve 7 mayıs günlerine aittir.
Haftanın son günü piyasalar yine alt-üst oldu. Esasında P&G hisselerine yönelik yanlış satış emri ABD’den başlayan çöküşün tetikleyicisi gibi gözükse de, dünkü telaşın gerçek nedeni, Avrupa’nın krizi ve buna bağlı Avro belirsizliği ve krizin Portekiz, İspanya’ya da bulaşarak derinleşeceği endişesi. Bu gerçekleşecek mi; yani Avrupa’nın kâbusu gerçeğe dönüşecek mi? Bu soruya yanıt vermeden önce, düne bakalım: Dünya piyasaları küresel ekonomik krizin başından bu yana en kötü günlerini yaşıyor. Avro dolar karşısında erirken, başta Çin olmak üzere, fazla veren ülkelerin de dolar endişeleri devam ediyor. Çünkü ABD’de değişen bir şey yok. ABD’nin bütçe ve cari açıkları devam ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın Yunanistan’ın borç sorununu çözme doğrultusunda adım atamaması da dün piyasaları aşağıya çekti. Çünkü AMB’ da önünü göremiyor. Perşembe günü Yunanistan’da kabul edilen kemer sıkma paketinin kabul edilmesinin ardından halkın parlamentoyu kuşatması dünyaya krizin derinleşeceği endişelerini daha da artırdı. İşte bütün bunlar olurken ve piyasalarda başlayan satış sürerken Procter and Gample hisselerinde yanlış bir işlem sonucu hisse yüzde 30 düşünce elektronik satışlar da devreye girdi.
Cuma’nın gelişi…
Posted by ertemcemil132 | Posted in Haberler, Türkiye Yazıları | Posted on 25-03-2010
0
Borsada 27 ayın en yüksek seviyesini getiren yükselişin kaynağı olarak yabancı yatırımcılar gösteriliyor. Kulislerde bu yükselişin kaynağı olan alımlara sebep olarak sorunlu Avrupa’dan kaçan paranın güvenli liman olarak Türkiye’yi seçmesi gösteriliyor. Faizlerin dün itibariyle aşağı düşmesi ve aslında dört bankaya gelen yoğun alımlar nedeni ile borsa yükseldi. Bunun üzerine içerdeki faizlerin düşüşü ön plana çıktı. Dışarıya baktığımız zaman Yunanistan faktörü ve Portekiz’in notunun düşürülmesi İspanya, İngiltere ve İtalya’nın bu durumdan etkilenmesi, oradaki paranın Türkiye’ye gelmesini sağladı. Enflasyon ve faiz konusundaki açıklamalar, Asya Borsası’nda bulunan Rusya, Türkiye, Endonezya gibi gelişmekte olan Ülkelerin borsalarında iyileşmeye neden oldu.
İMKB endeksi yakın bir zamanda 58 bin seviyesini Dow Jones’un ise 11.000 – 11.700 seviyelerini test etmesi şu sıralar en güçlü olasılık. Paki bu yükselişlerin arkasındaki ekonomik gerçekler nreler onlara bakalım?
Posted by ertemcemil132 | Posted in Haberler | Posted on 22-03-2010
1
Yunanistan’la ilgili belirsizlikler artınca borsalarda düşüşler hızlandı. Dolar, diğer para birimleri karşısında karşısında hızla yükselişe geçti. Doların yükselen ateşi TL de vurdu. İçeride Anayasa tartışmalarıyla alevlenen siyasi gündem, euronun dolar karşısındaki gerilemesinden etkilenenek TL’sını da vurdu. Dolar-TL gün içinde 1.55’ı gördü.
Yunanistan belirsizliği Avrupa krizinin derinliğini artırıyor. Avrupa krizinin derinliğini şu sıralar küresel piyasalarda tartışılan en önemli konuların başında geliyor. Aslında Avrupa krizi sacayağını tamamlayan ve küresel ekonominin kriz sonrası oluşacak yeni dengesini kolaylaştıran bir dinamiği de barındırıyor. Krizin Yunanistan’ın üstüne yıkılması pek öyle Yunan halkının tembelliği, erken emekliliği ve gereğinden fazla ücret almasıyla açıklanacak gibi değil.
Yunanistan’a kesilen fatura, tabii ki Yunan ekonomisinin Avrupa’nın yumuşak karnı olmasıyla ilgili.
Ancak, Yunan ekonomisinin bulunduğu durumdan pek farklı olmayan İspanya, Portekiz hatta İngiltere var. Ama bu üç ekonominin krizde olduğunu ilan ettiğiniz zaman Avrupa’nın damarlarını tıkamış olursunuz. İspanya ve Portekiz yüzyıllardır Avrupa’nın Amerika kıtasına açılan sosyal, kültürel ve ekonomik kapıları. Latin Amerika’nın en büyük ekonomileriyle, özellikle Brezilya ile akrabalık ilişkileri ortada. İngiltere ise politik olarak Amerika ile birlikte sürükleyici ve yeniden yapıcı güç. O zaman bütün Avrupa’nın silkinip kendine gelmesi ve Euro’nun düşük tutularak rekabet şansının, tüm kıtada, yeniden yakalanması nasıl olacaktı; tabii ki “zararsız” bir günah keçisi bulunarak. Bu, günah keçisinin Yunanistan olması kaçınılmazdı. Esasında bu kriz dinamiği, Yunanistan’ı değil, tüm Avrupa’yı yeniden düzenleyecek. Bir kere, iddia edilenin aksine, Avrupa bu krizle birlikte, ekonomik ve siyasi birliğin kaçınılmaz olduğunu anladı. Çünkü para ve maliye politikası birlikteliği artık zorunluluk.
Euro bölgesinin tek para politikası var; ama her ülkenin maliye politikası ayrı. Bu Avrupa için çok önemli sorun. Avrupa’nın birlik olması gerçeği hiç bu kadar bıçak sırtında olmamış ve Avrupa’nın önüne dayatılmamıştı.