Bütün olan bitenin kısa özeti ve “Kardeş Türküler”

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 22-06-2010

2

childrenridingbicycles

Fotoğraf: Nuri Bilge Ceylan

Gün olur, susar bu hesapsız tüfekler

Nutuklar susar bir savaşın çıplağında

Bir ağıtın ateşinde susar manşetler

Gün olur

Ateşkes olur

Arkadaş olur kardeşini yitirmiş türküler.

 

Gün olur, yıkılır bu gök delen şehirler

Pazarlar yıkılır bir cevizin yeşilinde

Bir çocuğun bakışında yıkılır tekmil şirketler

Gün olur

Şenlik olur

Türkülere söz olur pazarlarda eskimiş şiirler

 

Gün olur koşar maviliklere çocuklar

Ceylanlar koşar Fırat’ın doğu yakasında

Bir abluka yağmurunda koşar Arap atlar

Gün olur

Bulutsuzluk olur

Gökkuşağı olur çocukluğunu unutmuş şarkılar.

 

Cüneyt Yalaz

İNCİ KEFALİ NÖBETİ

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 22-06-2010

0

00018277Van Gölü’nün sodalı suyunda yaşayan mucize bir canlı, inci kefali. Ama yanlış ve bilinçsiz avlanma yüzünden yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. İnci kefalinin, göç yolunda, yumurta bırakmadan avlanması, soyunun tükenmesine yol açıyor. Geçen gün çok ilginç bir haber vardı; Van Gölü’nde göç eden inci kefalleri, bundan böyle asker korumasındaymış. Haberin görüntüleri ise daha da ilginçti. Coşkun suda zıplayarak yolunu bulmaya çalışan kefallere tam donanımlı G-3 piyade tüfekli askerler elleri tetikte eşlik ediyordu. Gerçekten çok güzel bir uygulama bu. Aynı zamanda askerin en anlamlı nöbeti olmalı bu inci kefali nöbeti.

Roubini’nin kötümserliği, Unakıtan’ın iyimserliği

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-03-14 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Ekonomi gündemi oldukça yoğun; itiraf edeyim ki insan ne yazacağını şaşırıyor. Bugün üç başlığa değinmeye çalışalım: Birincisi günümüzün en karamsar, dolayısıyla bugünlerde öngörüleri gerçekleşen, iktisatçılarından biri olan Noriel Roubini’nin Türkiye’deki sunumu.

İkincisi, şu milli gelir meselesi geçen günkü bakanların toplu basın toplantısından sonra daha bir önem kazandı; bakalım Nori’nin karamsar yorumları bizim “iyileştirilmiş” milli gelire değecek mi? Üçüncüsü ise Hükümetin G.Doğu’ya yönelik “sosyal” ekonomik paketinin kıymet-i harbiyesi.

Dünyadan başlayıp Türkiye’ye gidelim: Roubini geçen hafta İstanbul’a geldi. Ve bir sunum yaptı. Roubini istikrarlı bir karamsar. Bugünleri, hem petrolün hem de doların başımıza bela olacağını, yıllardır söyleyip duruyor. Dolayısıyla ciddiye almak gerek. Roubini’nin başlıca tezleri şöyle:

ABD ekonomisinin resesyona girmesi kesin. Bunun etkilerini 2008’in ilk çeyrek sonuçlarıyla birlikte görüyor olacağız. Bu resesyon, 4–6 çeyrek boyunca devam edecek.

Fed ve diğer merkez bankaları geç kaldılar, faiz indirimleri bir işe yaramaz.

ABD’deki durgunluk dünyanın geri kalanını da kendisine çekecek. Yani bir ayrışma değil, tam aksine durgunluğun yayılması şeklinde bir bütünleşme söz konusu.

Durgunluğun yayılması ABD’deki gibi konut balonunun, diğer ülkelerde de sönmesiyle başlayacak. Zaten bu, İspanya, İngiltere ve İrlanda’da başladı. Yakında İtalya, Portekiz, Fransa, Türkiye’de konut sektörü ciddi düşüşler yaşayacak.

Artık para politikasıyla ekonomiyi düzenlemek için fazla alan kalmadı. Yani para politikalarının etkinsizliği söz konusu. Evet, Roubini böyle söylüyor. Bu değerlendirmelerin bize değecek yanlarına gelince: Mesela hemen inşaat sektöründen başlayalım. Çünkü bu sektör Türkiye için stratejik önemde ve düzeltilmiş milli gelir rakamlarının da başkahramanı. Milli Gelirimizde inşaatın payı 1, 6 puan artarak yüzde 4,8’den 6,8’e çıktı. Dolayısıyla yüzde 30 zenginleşmemizde bu sektörün payı büyük. İnşaat, 1990–2004 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 2,8 büyümüş. Ancak 2005 ve 2006 büyümesi yüzde 21,5 ve 19,4 olmuş. Şimdi Roubini’nin dediği gibi bir balon varsa ve bu patlayacaksa sektörün yavaşlayacağı kesin. Burada istihdam edilen 1,27 milyon kişiden ne kadarının işsiz kalacağını da bilmiyoruz.

Roubini, ABD’den başlayan durgunluğun dünya ekonomisinde olumsuz bir bütünleşme yaratacağını söylüyor. TÜİK’in milli gelir düzeltmesinde en çok öne çıkan husus da Türkiye’de imalat sanayinin payının 25,3’den 23,8’e düşmesi, hizmetlerin artması. Tarımın milli gelirdeki payı sanayiden az düşmüş; yüzde 1. Burada söylememiz gereken şey şu: Roubini’nin olumsuz bütünleşmesi dünyada sanayinin geri gitmesi ve hizmetlerin öne çıkması şeklinde oluyor ve bu istihdamsız büyümeyi öne çıkartıyor. Türkiye’de buradan ayrı değil. Dolayısıyla milli gelirin yüzde 30 artması falan önemli olmuyor, gelirin dağılımı artan işsizlikle birlikte giderek bozuluyor. Bu anlamda ben TÜİK’in yeni rakamlarını eskisinden daha gerçekçi buluyorum. Türkiye’de kayıt dışını kayıt içine aldıkça hem hizmetler sektörü büyüyecek hem de milli gelir artacak ama gelir dağılımı da bozuluyor olacak. Sanayi ve tarım daha da geri gidecek. Cari açık, bütçe açığı gibi oranların da düşmesi çok şeyi değiştirmez zaten. Artık kredi derecelendirmeleri statik oranlara göre değil, dinamik sürdürülebilirlik ölçülerine göre yapılıyor. Böyle olunca, şimdilik Roubini’nin kötümserliği Maliye Bakanı’nın iyimserliğinden daha geçerli bir durum.

Hükümetin Güneydoğu paketine yer kalmadı. Orada da Hükümetin rakamlarından ayrı, ilginç rakamlarımız var. Artık haftaya geleceğiz bu konuya…

Yarın Irak işgalinin 5. yıldönümünü. Savaşı binlerce barışsever Kadıköy meydanın da protesto edecek. Barışın sesi, yarın savaşlardan daha güçlü olsun…