Benim Babam ve Ağrı Dağının Etekleri
Posted by cemilertem | Posted in Alternatif İktisat, Türkiye Yazıları | Posted on 14-06-2008
2
karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
çarpı bacaklarıyla- ha düştü, ha düşecek…
nasıl koşarsa ardından bir devin,
o çapkın babamı ben öyle sevdim.bilmezdi ki oturduğumuz semti,
geldi mi de gidici hep, hepp acele işi!..
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi,
atlastan bakardım nereye gitti,
öyle öyle ezber ettim gurbeti.
40′ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a.
bir helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.
koştururken ardından o uçmaktaki devin.
daha başka tür aşklar; geniş sevdalar için
açıldı nefesim, fikrim, canevim.
hayatta ben en çok babamı sevdim.
Benim babam devlet memuruydu. Çok yer gezdiğimizi hatırlıyorum. Ama en iyi hatırladığım yer Ağrı dağının etekleri. Küçük bir çocukken Iğdır’da kollarımı açıp Ağrı dağına doğru koşardım. Eteklerine erişeceğimi sanırdım. Sonra da dik yamaçlarından tırmanmaya başlayıp bir solukta karlı tepesine varacakmışım gibi gelirdi. O zamanlar barakalardan oluşan lojmanlarımız Iğdır’ın toprak yolla gidilen arka mahallelerinden birindeydi. Lojmanlara giden yol sanki Ağrı dağının eteklerinde son bulurdu.
Her akşamüstü okul çıkışı tekrarladığım bu Ağrı’ya varma koşularını arkamdan gelen babam, elinde benim okul çantam olduğu halde, gülümseyerek izler, peşimden koşmaz ve bir müddet sonra soluğumun kesilip geri döneceğimi ve ona doğru koşmaya başlayacağımı bilirdi. Ağrı’ya varamazdım ama babama varırdım.

