Savaş senaryosunun Avrupa ve Ortadoğu’daki aktörleri

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Bir İngiliz gazetesinde çıkan Avrupa’nın krizi savaşla çözeceği senaryosu ilk bakışta pek ciddiye alınmayacak, ikinci sınıf bir Hollywood felaket filmi gibi geliyor. Ancak yine de, G-20 zirvesi yaklaşırken olan bitene baktığınızda durum, yaklaşan bir savaşı işaret etmese de, hiç de parlak değil.

Sorun yaklaşmakta olan durgunluğa karşı ne yapılacağı ve para birliğinden başlamak üzere AB’nin yeni temellerinin atılması. Ama bunu yapacak, daha doğrusu bu yalın gerçeği görecek, bir siyasi irade AB’de şu an yok. Böyle

Hz. Yusuf’un dediği gibi: Bütçe politiktir

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Bütçe maratonu dün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bütçe hedeflerini açıklamasıyla başladı. Devletin bütçesi ekonominin doğrudan bir parçası gibi gözükür ama özünde bütçe politik bir kavramdır. Çünkü kaynakların tahsisi ve nereye yönlendirileceği politik olanı belirleyen en temel adımdır. Bütçe görüşmeleri, bu nedenle yalnız bütçe üzerinde olmaz; buradan hareket ederek, politik bir tartışmanın da zeminini oluşturur.

Meclis’teki partiler aslında ne istiyor

Posted by cemilertem | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Dün Meclis’in açılışıyla Türkiye yeni bir döneme adım attı. Öyle gözüküyor ki bu dönem birçok alanda hepimiz için bir başlangıç olacak. Meclis’in BDP’nin katılımıyla açılması tabii ki barış umutlarını artırıyor. İçinde bulunduğumuz dönem, bölgesel ve küresel birçok faktörün sürece etki edeceği, yönlendireceği kaotik bir yeniden yapılanmanın tarihi olabilecek kadar önemli.

20. yüzyılın tasfiyesi-2

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 14-05-2010

2

2008’in son günleriydi. Baykal birdenbire, çarşaf açılımı yapmaya kalkmış, tek parti dönemini eleştiren demeçler vermeye başlamıştı. O zaman şunu yazmıştık “Şimdi herkes Baykal’ı ve CHP’yi şaşırarak –CHP’liler de dâhil olmak üzere- izliyor; anlamaya çalışıyor. Türban açılımını herkes anladı gibi oldu; ama arkasından gelen tek parti dönemi eleştirisi bu meselenin öyle seçimler için yapılan bir oportünizm manevrası olmadığını ortaya koydu. Daha düne kadar kendisini “Ergenekon Terör Örgütü” avukatı ilan eden, Kürt sorunu konusunda “dışkı yedirmek” ve operasyon “çözümleri” kadar kafasını çalıştıran Baykal, birdenbire bu ülkedeki “en liberalleri” bile kıskandıracak açılımı yaptı. Şimdi gerçekten bu ülkede okuma-yazma düzeyinde mürekkep yalamışlığı olan herkese sormak istiyorum. Bütün bunlar, Baykal’ın ya da ona bu akılları veren “becerikli” İstanbul il başkanının işi miydi? Hayır değildi tabii; o zaman Türkiye’de Kürt açılımı dâhil, bugünlerde ortaya çıkan birçok karar alınmıştı. Bunların en önemlisi de CHP’nin yenilenmesi ve iktidar partisinin “yorgunluğu” durumunda “sahici” bir alternatif olarak devreye girmesiydi. Bu stratejiden Baykal’ın haberi vardı. Devlet, ABD ile birlikte bölgenin yeniden yapılanmasının merkezi olmaya soyunuyordu. Rejimin sağı ve solu yeniden biçimlendirilecekti. Bu, aynı zamanda Doğu Avrupa’dan Çin sınırlarına kadar olan tüm hinterlandın Türkiye’den başlayarak yeniden yapılanması ve 20. yüzyılın kurum ve yapılarının yine Türkiye’den başlayarak tasfiye edilmesi anlamına geliyordu.

Bir “farkında olamama hali” olarak faşizm (Tartışma notları ile..)

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 24-11-2009

0

Geçen hafta, demokratikleşme doğrultusunda atılan adımlara dönük, statükocu cephenin gündeminde olan bir plandan bahsetmiştik. Ben bu cephenin oldukça geniş olduğunu, hatta kendini bu cephede saymayanları da kapsadığını düşünüyorum.

Türkiye’de ilkönce Gladio ya da 90’ların başından itibaren yerli bir nasyonal-sosyalist örgütlenme olarak Ergenekon yapılanması, yalnızca kendini doğrudan bu yapının içinde sayan, bu yapıyla mafyatik ya da örgütsel bağ kuranları kapsamıyor. Bu, hiçbir zaman böyle olmadı.

Nasyonal-sosyalist bir örgütlenme olarak Ergenekon, devlet kaynaklı olsa da, toplumun sivil tarafına doğru “derinleşen” derinleştiği oranda da bir “farkında olmama” haliyle birlikte kapsama alanını genişleten bir yapıdır. Bu yapı, devletin silahlı güçleri dışında, siyasi partilerde, okullarda, mahalle kahvelerinde, futbol takımlarında, partileşmemiş siyasi fraksiyonlarda kendini var etti ve ilkönce ideolojik sonra da siyasi-maddi bir güç olarak Türkiye’de uzun yıllar kanla siyasi gündemi belirledi. Bu yapının, kitlesel katliamlara varan terörü, temel siyasi mücadele aracı olarak seçmesinin, kendisine muhalefet edecek yapıları besleyecek kitleleri sindirerek, faşizmin kurumsallaşmasını ve yaygınlaşmasını hızlandırdığını söyleyebiliriz. Böyle olmasa Ogün Samastları, Yasin Hayalleri bu yapı üretmezdi. Mahalle futbol takımlarına, internet kahvelerine kadar giren bu nasyonal-sosyalist örgütlenme, faşizmin yapısı gereği, yalnız yönetenler tarafında bir farkındalık sağlarken, aşağıda, bu yapının mağdurları bile, farkında olmadan bu yapının içinde yer alabiliyordu. Yani solcu öğretim üyelerinden, solcu örgüt liderlerine, eski solcu belediye başkanlarına, oradan sosyal-demokrat parti yöneticilerine kadar hiç “akla” gelmeyecek kişi ve yapılar bu nasyonal-sosyalist yapının “doğal” üyesi olabiliyordu.