Demek ki sorun yalnız kimlik sorunu değilmiş!

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 08-05-2009

1

Türkiye bu katliamdan sonra kendi doğusunu daha fazla konuşmaya başlayacak. Çünkü dünya Türkiye’nin doğusunu, bundan sonra, en az Türkiye kadar konuşacak.

Ama iki-üç gündür süren teşhise yönelik tartışmalar gösteriyor ki; Türkiye hâlâ sağıyla, soluyla bu büyük sorun konusunda, asgari düzeyde de olsa toplumsal bir mutabakat sağlamaktan çok uzak. Oysa şu tespit çok önemli: “Türkiye’nin doğusunda kapitalist üretim ilişkilerinin geliştirilmesi başından beri engellenmiştir. Türkiye’de bölgesel geri kalmışlık, ağırlıklı olarak, yönetenlerin, bölgedeki yarı feodal-militarist yapıları korumasına bağlıdır.” Yani Doğu’daki feodalizmin çözülmemesi, başından beri, resmî bir devlet politikasıdır.

Asker-sivil bürokrasinin 1960’lara kadar en önemli iktidar ortağı, Doğu’da aşiret olarak örgütlenmiş yarı-feodal yapılardı.

GAP’ın Başarısı Devlete değil, Halka Malolmasına Bağlı

Posted by cemilertem | Posted in Alternatif İktisat | Posted on 02-06-2008

0

GAP’IN BAŞARISI DEVLETE DEĞİL, HALKA MALOLMASINA BAĞLI

GAP Türkiye’nin en çok tartıştığı, uzunca bir süre daha tartışacağı önemli bir proje. AKP iktidarının da en iddialı çıkışı GAP’ta oldu. GAP paketi, hükümetin Kürt sorunu ve bölgesel eşitsizlik konusunda attığı en önemli adımlardan biri sayılmalı. Ancak bu adıma birçok açıdan itirazlar geliyor. En önemli itiraz da bu paketin, alışıldık bir seçim paketi olduğu, sıkışan AKP’nin yerel seçimlere yönelik bir manevrası olduğu, hatta kapatma olursa olası bir erken genel seçimde eline geçireceği bir koz olacağı yönünde. Hatta hükümetin bu paket yüzünden IMF ile yapılması gereken stand-by sonrası yeni “durumu” bağlamadığı konuşuluyor.

Ancak GAP’ın tarihine baktığımızda bunun hükümetler üstü bir “devlet” projesi olduğunu görüyoruz. Aslında GAP’ın hikâyesi 1938′lere dayanır. 1938 yılında Keban boğazında jeolojik ve topografik etütler, baraj yapılması amacıyla, yapılmaya başlanmıştır.

Elektriğin önemi ve kalkınmanın onsuz olmayacağını, o yıllarda Yalnız Sovyetlerde değil, Türkiye gibi geç uluslaşma çabasında olan ülke yönetimlerinin de ilk hedefiydi. Elektriğin milli sınırlar içinde her yere ulaşması ulus-devletin ulusal pazarı oluşturmak için yapması gereken ilk işti. Ancak Fırat ve Dicle’ye rağmen, hem politik tercihler hem de bölgesel eşitsiz kalkınmanın doğası gereği doğunun elektrifikasyonu 1950′li yıllarla sarktı.

1950 – 1960 yılları arasında gerek Fırat gerekse Dicle üzerinde Elektrik İşleri Etüd İdaresi tarafından sondaj çalışmalara hız verildi. Demirel’i var eden Devlet Su İşleri de 1954 yılında kuruldu.

Dicle ve Fırat havza çalışmaları ve baraj projeleri o yıllarda şekillenmeye başlamıştı. Ancak bölgede ta başından beri var olan toprak dağılımını dolayısıyla sosyo-ekonomik yapıyı değiştirecek bir adım atılmamıştır.

Bölgenin elektirikifasyonu ile ilgili adımlar ve bölgenin sulu tarıma açılması projeleri dolayısıyla GAP, 1970′lerin sonunda gündeme geldi.
Devlet, hükümetler üstü olan bu projeyi bölgede hiçbir zaman yapılmayan toprak reformunun yerine ikame ederken asıl olarak projeye, bölgenin ekonomik ve siyasi olarak denetiminin bir aracı olarak bakmıştır. Böyle olunca GAP’ın işlevinden çok propogandif yanı öne çıkmış, çok konuşulmuş, çok yazılmış ama doğunun makûs talihini düzeltmemiştir.