Kriz Ekonomide Değil Siyasette

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-02-07 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Dünya ve Türkiye hızla hem siyasi hem de ekonomik bir krize doğru gidiyor mu? Birçoklarına göre böyle bir soru bile gereksiz; zaten şu an çok büyük bir krizin içinde yaşıyoruz. Ben asıl krizin siyasi alanda olduğunu, ekonomik alanda ise zaten 1973’de ki krize, kapitalizmin kalıcı bir çözüm üretemediğini söylemeye çalışıyorum. Bu çerçevede şimdilerde yaşadığımız ekonomik gelgitler var olan sermaye birikim rejimini değiştirecek yani bir açılımın sancıları olmaktan ziyade, topallayarak ilerleyen sistemin aksaklığının artmasının sonuçları olarak kendini gösteriyor. Ancak gerçek kriz siyasi alanda. Şu an tüm siyasi kurumlar olması gereken değişimi, kapitalizmin sınırları içinde bile, ideolojik ve fiziki olarak, karşılayacak donanımda değil. Amerika seçime gidiyor ama nasıl gittiğini görüyoruz. Seçimi alması beklenen Demokratlar aday sorununu bile çözemiyor. Avrupa Birliği’nin sorunları ortada ve nasıl, ne zaman çözüleceği konusunda kimsenin bir fikri yok. Bizim durumunuz ise hepsinden karmaşık ve kötü. Türkiye’nin sağdaki ve soldaki bütün siyasi kurumları çağın gerisinde ve bu gerilik çözümsüzlüğü getirdikçe bu kurumlar daha da geri referanslara kayıp, kendi krizlerini üretiyorlar. İşte siyasi alanda bu kriz aşılmadıkça ekonominin sorunlarının çözülmesi mümkün değil.

Dünya ekonomisi, şimdi ve yakın gelecekte hepimizi yerinden edecek bir güçlü kriz üretmeyecek ama bu siyasi kriz de çözülmedikçe böyle sürünüp gidecek.

Mesela şimdilerdeki güçlü gelgitleri ürettiğini söylediğimiz Amerikan ekonomisi aslında 2000 yılının şubat ayından 2002 yılının sonuna kadar önemli bir resesyon yaşamıştı. Amerika’da 2000 yılında taşımacılık endeksi ve sanayi endeksi resesyonu çok açık olarak gösteriyordu. Bilindiği gibi Dow teorisine göre bu iki endeks kriz için öncü göstergedir. Sanayi endeksi 2000 yılının başında dip yaparken, taşımacılık endeksi de hızla bu dibin altına inmişti.

Amerika’nın bu resesyona yanıtı, ilk önce faiz indirmek sonrada savaşa dayalı yeni bir çizgi olmuştur. Bush ve ekibi 11 Eylül’ü öne sürerek savaşa ve bunun harcamalarına, yüksek faize dayalı ekonomik ve siyasi yönelimi tercih etmiştir. Dolayısıyla burada Amerika’nın kriz göstergelerine yanlış siyasi yanıt verdiğini ve bu yanıtla hem kendisinin hem de dünyanın durumunu kötüleştirdiğini söyleyebiliriz. Şimdi yine Amerika’da taşımacılık endeksi sanayi endeksinden daha geride ve bu iki endeks hızla geriye gitmekte. Bu yeni duruma Amerika’nın yanıtı önemli ama bunu da Başkanlık seçimi sonuçları belirleyecek.

Ancak yine de Amerika’da kapitalizmin aklı bir parça işliyor. Artık Cumhuriyetçilerden bir, Demokratlardan iki aday kalmış gibi. Cumhuriyetçi aday ilginç: Bir Bush muhalifi 70 yaşındaki J. Mc Cain. Mc Cain, muhafazakâr kanadın çok dışında liberal bir anlayışı savunuyor. Hillary’nin Obama karşısında zorlanması ise onun muhafazakâr bir Demokrat olmasından kaynaklanıyor. Yani Amerikan halkı saldırgan, emperyalist çıkışın, hem kendisi hem de insanlık için çözüm olmayacağını görmeye başladı. Bu siyasete çok az da olsa yansıyor.

Biz de ise bu yönde en ufak bir işaret bile yok. Ekonominin sorunları siyasetin doğru müdahalesi olmadan çözülemez. Ama Türkiye bunu yapacak yeni bir sol anlayışı ortaya çıkaramıyor.