Herkes için kriz fırsatları

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı

Şu an Avrupa’lı zenginler arasında moda New-York’a gidip kelepir bir gayrimenkul edinmek. ABD’deki konut fiyatları yüzde 30–40 aşağıda gözüküyor. Buna doların avro karşısındaki düşüşünü de eklerseniz şu an ABD’de konut almanın zamanı olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu fırsatı değerlendirmek için Avrupalı seyahat firmaları şu sıralar New-York’a emlak turları düzenliyorlar.

Kapitalizmin krizleri yaratıcıdır. Eskinin işe yaramaz kurumları, üretim yöntemleri, araçları çöpe atılır. Ancak bu herkes için de yeni fırsatları öne çıkartır.

İlkönce bu yaşadığımızın bir değişim olduğunu kabul etmeliyiz. Bu değişim Roubini’nin iddia ettiği gibi; bir ayrışma(decoupling) değil, aynı yönde bir birleşme (recoupling) üzerinden olacak. ABD ekonomisinin resesyona girmesi, 2008 ve sonrasının süratli bir “recoupling” süreci olacağına işaret ediyor. Çünkü ABD, dünya GSYİH’ sının yüzde 25’ini oluşturmakla kalmıyor, ulusal parası dolarla dünya finans ve ticaret sistemini de yönlendiriyor. İşte asıl sorun burada. Bu yapı bütün dinamikleriyle değişirken onun eski kurumlarını temsil eden parasını hala dünya kullanıyor.

Doların geçersiz olduğunu yalnız Ahmedinecat söylemiyor, Greenspan’da üstü kapalı defalarca söyledi. Böyle olunca dolara bağlı statik varlık fiyatları düşerken, dinamik emtia fiyatları artıyor. İşte bu bütünleşmenin bir penceresi. Varlık fiyatlarının düşmesi dünya çapında birçok şirketi ve markayı küresel piyasalarda gerçek değerinin altında el değiştirmeye zorluyor. Ülker’in Godiva’yı alması, Beko’nun Grundig’in tamamını alması, Arçelik’in beyaz eşya devi Blomberg’den sonra Elektra Bregenz’i satın alması, Sabancı’nın kimya tekeli DuPont’un kord bezi şirketi Dusa International’ın tamamını alması Türkiye’nin yeni yönelimini gösteren çok önemli ipuçları. Türkiye sermayesi Avrupalı ve ABD kökenli markalara yönelirken doğudaki altyapısı ve pazarı sağlam firmaları da görüyor. Örneğin Efes Gürcü bira markası Lomisi’yi aldı. Anadolu Cam’da Rusya’da 95 bin ton/yıl kapasiteli bir cam ambalaj şirketi satın aldı. Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye Arap ülkelerinden doğrudan yatırım olurken Türk sanayi firmaları da Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan gibi pazarı güçlü olacak ülkelerde yatırım yapacaklar. Çok hızlı bir bütünleşme sürecine giriyoruz. AB bütünleşmesi, eğer Türkiye’de çıkarları gereği buna direnen güçler olmasaydı, çok daha hızlı yol alacaktı. Ama yine de Türkiye AB ile bütünleşirken bu dinamiğin yönlendirdiği çıkışla doğu ile de entegre olacak.

Peki, bu durum orta ve uzun vadede Türkiye büyük sermayesi için bir fırsat tamam, ya çalışanlar ve işçi sınıfı? Kesinlikle onlar için de bir fırsat.

Türkiye, dünyanın bir parçası oldukça tüm dünyada çalışanların, yoksulların mücadelesinin kazanımlarını da içine alacak.

Örneğin yeni sosyal güvenlik yasası küresel bir düzenleme. Sanıldığı gibi bu yasa IMF direktifi ve AKP işbirliğiyle değil, Washington uzlaşısının bir sonucu olarak gündeme gelmiş ve yasalaşmıştır. Bu yasanın çalışanlar lehine değişmesi ancak kurumsal küresel ittifaklar ve eylemliliklerle olabilirdi.

Burada iki şey yapılabilirdi; birincisi küresel düzeyde alternatif yeni bir sosyal güvenlik sisteminin dünya vatandaşlığıyla birlikte oluşturulması. İkincisi bunun, Türkiye’de eski yasanın yerine getirilmesi için küresel ve yerel eylemlilikler ve ittifaklar.

Evet, yalnızca küresel bir işçi hareketi ve bu alanda sınırların kalkması bile 21. yüzyıla damgasını vuracak bir gelişme. Ama bundan ötesi kafa ve kol emeği arasındaki farklılıkların giderek erimesinin heyecan verici sonuçları olacaktır. Evet, herkes için fırsatlar yüzyılındayız

Share on Facebook

ABD Makas Değiştiriyor

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı

Geçen sene tam bu zamanlar Greenspan ABD ekonomisinin resasyona gireceğini kesin bir dille söylemişti. Ama başta halefi Bernenke olmak üzere şimdi ABD ekonomisini yönlendiren birçok yatırım bankası ve fon yöneticisi o zaman onun bu ciddi uyarısını dikkate olmadı. Bernenke faizleri indirmede çok gecikti. Bush hükümetinin işbaşına geldiğinden beri savunduğu ve devam ettirdiği ekonomi politikasında ısrar etti. Bunun sonucunda ABD, Avrupa ve Asya piyasaları 7.3 trilyon dolar kaybettiler. Bir yıldaki bu muazzam kayıp aslında yüksek faiz ve yüksek petrol fiyatı ile şişen piyasaların köpüğü idi. Şimdi bu köpük yok. Bir yerde gerçek, olması gereken rakamlara geliyoruz. Yalnız son bir yılda değil, Bush işbaşına geldiği ve yüksek faiz karşılıksız dolar politikasını uyguladığından beri şişen rakamların sonuna geliyoruz. Bush’la birlikte ABD bütçe açığı vermeye başladı, askeri harcamalarını artırmaya başladı. Bush’la birlikte bir önceki dönemin sanayileri yani petrol, silah, demir-çelik öne çıkmaya başladı. 11 Eylül oldu, Irak işgal edildi. ABD saldırgan bir politik hatta geçti. Bunu ekonomik olarak yüksek faiz ve karşılıksız dolar tamamladı. Savaş bütçesi ve silahlanma harcamaları arttı. Çöken sanıldığı gibi ABD’nin mortgage piyasası değil, ABD’nin karşılıksız dolar ve askeri harcamalar politikasıdır.

Şimdi bu bitiyor. Bu 1973’deki gibi bir kriz değil. Dünya ekonomisi yalnızca Bush iktidarının karşılıksız olarak bastığı yaklaşık 20 trilyon doları geri alacak. Bunun yarısı zaten 1 yılda gitti. Şimdi fed faizleri yüzde 2 lere kadar düşürecek. Birçok fiyat başta petrol olmak üzere gerçek değerine yaklaşacak. Nasdaq geçen seneden beri (Ekim–2007 tepe noktası’ndan beri) yüzde 20 kaybetti. Nasdaq daha kaybedecek. Asya borsalarındaki düşüş de sürecek. Ancak finans sektöründen reel sektörlere doğru krizin kayması şu an söz konusu değil.

Ancak Türkiye gibi cari açıkla nefes alan ve özel sektörün borçlu olduğu ekonomiler de önümüzdeki günlerde el değiştirmeler ve ciddi sıkıntılar yaşanacak. Nakit girişi sürekliliği olmayan ve kısa vadeli borçları olan firmaları güç günler bekliyor.

YTL’nin ani ve keskin değerlenmesi beklenmemeli. Türkiye’ye sermaye girişleri azalacağından büyümede ciddi düşüşler olabilir. Petrol fiyatlarının düşmesi Türkiye için bir avantaj gibi gözükse de kısa vadeli sermaye girişlerinde yavaşlama olacağından bu avantaj Türkiye’yi rahatlatmayacak. Burada Türkiye için kritik noktalardan birisi de Avrupa. Avrupa’da ciddi büyüme düşüşleri olursa Türkiye’de çok ciddi sorunlar başlar. Ancak Avrupa Merkez Bankası şimdilik ihtiyatlı ve gelen kriz dalgasını bertaraf edecek hazırlıkta gözüküyor. Avrupa ekonomisi ABD ekonomisi kadar daralma yaşamayacak. Bu bizim için avantaj. Petrol dahil, bu süreçte şisen bütün emtia fiyatları gerçek değerini bulacak. Buna altın ve YTL fiyatı dahil.

Hükümet hemen KOBİ’leri rahatlatacak mali ve ekonomik önlemleri almalı. Mecliste bekleyen teşvik yasası var olan gelişmeler dikkate alınarak daha somut ve uygulanabilir hale getirildikten sonra hemen çıkarılmalı. Bu süreçte nakit girişi azalacak ancak güçlü işletmeler için ek kaynaklar yaratılmalı.

ABD çok kesin olarak makas değiştiriyor. Bush ve ekibi artık kesin olarak gidici. Gelen demokratlar çok farklı bir politika izleyecekler.

Türkiye stratejik sektörleri öne çıkaracak bir teşvik politikasını hayata geçirmeli.

Bu süreçte büyümedeki düşüşten kaynaklanacak sosyal sorunlara ve işsizliğe karşı hükümet ek önlemleri şimdiden düşünmeli.

Share on Facebook