Banka karları hepimize zarar yazdı

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-02-19 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Banka karlarına dikkat ettiniz mi? BDDK’nın açıklamasına göre bankalar geçen yıla göre tam yüzde 150’lik bir kar artışı sağlamışlar. Bankacılık sisteminin 2007 karı 14,9 milyar YTL. Büyük bankalarda arka arkaya karlarını açıklamaya başladılar; bu bankaların karları milyar YTL’nin altında değil. Garanti Bankası 2,4 milyar, Akbank 2 milyar, İş Bankası da 1,7 milyar YTL kar etmiş. Bu yüksek karlar tabii bir çarpıklığı ifade ediyor. Bu çarpıklık sanayi kesiminden finans sermayesine yoğun kaynak aktarımından bir şey değil. Banka karlarının bu denli yüksek olmasının tek bir nedeni var; yüksek reel faiz. 2001 yılından beri bankacılık kesiminin yeniden düzenlendiği ve bu düzenlemeye bağlı olarak verimlik artışı sağladığı inkâr edilemez ama bu verimlilik yüzde 150’lik kar artışı sağlayamaz. Şimdi bankacılık kesimi yüksek reel faize bağlı anormal kar ederse reel sektör ve hanehalkları ne olur? Çok açık; reel sektörün yüksek faizden dolayı karları düşer, hanehalklarının borç yükümlülüğü de artar. Hanehalklarının toplam yükümlülüklerinin GSYİH’ya oranı 2004 yılanda yüzde 6,6 iken bu oran 2006’de yüzde 12,4’e tırmanmış. Yine 2007 yılının ilk dokuz aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre, tüketici kredisi kullanımındaki artışa bağlı olarak borcunu geri ödemeyenlerin sayısı artmış. Bu süreçte özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler inşaat, perakende ticaret, makine, ulaşım araçları ve tekstil başta olmak üzere bankalardan artan oranda kredi kullanmışlar. Merkez Bankası bu sektörlerde borçlanma oranının arttığını, toplam borçların özkaynakları aştığına dikkat çekmektedir. Büyükler yeniden yapılanma, optimum ölçek için borçlanıyorlar; küçükler ise düşen kar oranlarına bağlı olarak borçlanıyor. Uzunca bir süredir hammadde fiyatları satış fiyatlarının üstünde artıyor. İmalat sanayinde hammadde fiyatları aylık ortalama yüzde 0,9 artarken satış fiyatları ortalama yüzde 0,3 artıyor. Satış fiyatlarının artmaması düşen iç talebe bağlı. Çünkü iç pazardaki talep yetersizliği, iş yerlerinin tam kapasiteyle çalışmamasının en önemli nedeni. YTL değerleniyor, dolar ucuzluyor ama dolarla işlem gören emtia fiyatları dünyada artıyor. Hammadde fiyatlarındaki artış sürecek. Görünen o ki iç talepteki daralma da sürecek. Çünkü imalat sanayi emek verimliliğine bağlı ayakta kalıyor. Bunun da anlamı ücretlerin düşük, çalışma sürelerinin uzun olması. Böyle olunca, çok geniş bir kesim zorunlu ihtiyaçlarını bile alamıyor. Ya da almak için bankalardan kredi kartı ve tüketici kredisi kullanıyor.

Merkez Bankası’nın sektör bilânçoları raporu reel kesimin karlılığının yüzde 5 ile 10 arasında gezindiğini ortaya koyuyor. Böyle olunca ayakta kalmanın iki yolu var KOBİ’ler için: Birincisi yüksek reel faizden borçlanmak; ikincisi KDV’yi ne yapıp edip devlete ödememek. Bunun için faturalı mal satışı ama faturasız mal alışı yapıyorlar. Sonra da faturasız aldıkları bu mallar için naylon fatura tedarik edip kar oranlarını yükseltmiş(!) oluyorlar. Tabii ki iki yolda batağa çıkıyor. Burada yalnız finans sermayesi kazanıyor ve devlet dâhil hepimiz kaybediyoruz.

Sonuç olarak banka karları hayra alamet değil. Bence bu bankalarının yöneticilerinin de bu kadar sevinmemesi lazım. Onlara sonuçta, yüzde 150 kardan önce, bankaya para yatıracak mevduat sahipleri sonrada bu mevduatları kullandıracakları sanayiciler, perakendeciler, reklâmcılar, inşaatçılar lazım.