Merkez Bankası Gerçeği
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008
0
Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı
Merkez Bankası’nın taşınma tartışmaları boş, akıl dışı bir zemine oturmak üzere.
Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasına karşı çıkanlar ikiye ayrılıyor. Birinciler rasyonel gerekçelerle karşı çıkanlar. Mesela merkez Bankası yönetimi ve çalışanları bu kesimi oluşturuyor. Geçen sene Merkez Bankası’nın İstanbul’da yaptığı “Dolarizasyon” konferansı sonrası Merkez Bankası yönetici ve çalışanlarıyla bu konuyu konuşma fırsatı bulmuştuk. Onlar buna karşı çıkarken hem kendilerinin hem de kurumun çok büyük maddi külfete gireceğini söylüyorlardı.
Umarım Merkez Bankası’nın o gün tanıdığım tüm çalışanları İstanbul’a gelir.
Merkez Bankası çok iyi iktisatçılara ve yöneticilere sahip. Bence taşınma sorununun büyütülecek tek yanı, bu süreçte Merkez Bankası’nın kadro kaybetmesi.
İkinci tür karşı çıkışlar tabii ki Cumhuriyet elden gidiyor paranoyasına dayanıyor. Mesela Baykal para basmak egemenliğin en önemli aracıdır dedi, geçen gün. Bir kere bu doğru değil. İkincisi zaten en çok yirmi yıl içinde TL basmayacağız. Avroyu Avrupa Merkez Bankası’ndan alacağız. Yirmi yılda bir toplum için kısa bir süre. AB üyeliğini CHP desteklemiyor mu? Üçüncüsü artık dört büyük merkez bankası dışındakilerin para basması belli kuralara bağlı. Bu da bir egemenlik unsuru değil artık. Baykal akıl dışı bir muhalefet yürütüyor. Her söylediği düşünmeden, bilgisizce, cahil bir kavga hırsıyla söylenmiş şeyler. Türkiye’nin bu adamdan kurtulması gerekiyor. Mesela bir muhalefet lideri olarak Baykal, niye Merkez Bankası’nın yalnızca “fiyat istikrarı” diye bir amacı olduğunu, istihdam amacının atlandığını öne çıkarmaz. Birde artık hepimizin bazı gerçekleri görmesi gerekiyor. Günümüzde merkez bankaları hiyerarşisi ve gerçeği şöyle:
Dünya parası basma (küresel senyoraj hakkı) gücünü elinde bulunduran FED (US doları) ve Avrupa Merkez Bankası (Avro) en tepede. İngiltere’de avroya geçmek zorunda. Sonra trilyon dolarlık rezervleriyle Çin Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası geliyor. İlk iki banka küresel para (dolar-avro) basma gücüne sahip. Diğer ikisi de bu paralardan oluşan en güçlü rezervleri elinde tutan bankalar. Bu sıralama küresel para imparatorluğunun tepesi. Sonra diğer merkez bankaları geliyor. Bunların bir bölümü artık yalnız şekilsel olarak ulusal paralarını basma hakkına sahip. Yani ellerindeki uluslar arası rezervler kadar para basabiliyorlar. Bu rezervleri ise bir taşla iki kuş vuran bir sihirli araçla ediniyorlar. Faiz aracı. Yüksek reel faiz hem kolay borçlanmaya hem de içeriye sıcak sermaye çekmeye yarıyor.
Faiz sapanının diğer kuşu da içteki sıkı para politikasını sürdürüp enflasyonu kontrol etmesi. Eskiden para basarak enflasyon yaratıp, kesimler arası gelir aktarımı yapan merkez bankaları şimdilerde karşılıksız para basmıyor. Ama onun yerine hazineler borç senedi basıp merkez bankası rezervlerini borçla güçlendiriyorlar. Bu sefer gelir aktarımı ulusal düzlemde değil, küresel düzlemde oluyor. Böylece fiyatlar genel seviyesi de korunmuş oluyor.
Sonuçta Türkiye gibi ülkelerin merkez bankaları artık operasyon merkezleri. Ama bu şimdinin sorunu değil, yirmi yıldır böyle. Demek ki, ortada İstanbul’a taşınma meselesinden daha derin bir sorun var.

