Geleceğin işaretleri
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008
0
Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı
Bükreş’te yapılan NATO zirvesi beklendiği gibi, soğuk savaşı hatırlatacak, bir ABD-Rusya çekişmesine sahne olmadı. Ama yakın gelecekte dünyanın, hatta AB-Türkiye-Ortadoğu bölgesinin nasıl şekilleneceğinin işaretlerini verdi. Aslında biraz başımızı kaldırıp bu işaretlere bakmayı becerebilsek, şu son bir aydır yapılan tartışmaların ve çekişmelerin nerede, nasıl sonuçlanacağını az çok görebiliriz.
The Independent’den Adrian Hamilton NATO zirvesinde hayal kırıklığına uğrayanlardan. Şöyle diyor: “ NATO, ABD’yi askeri bakımdan Avrupa’ya kenetlemek ve Sovyetler’i dizginlemek bakımından olağanüstü derecede etkin bir örgüt oldu. Fakat geçmişte taşıdığı önem, gelecekteki hedeflerin kılavuzu değil ve bugün ortaya çıkan bütün bu gerilimlerin arkasında NATO’nun neye yaradığının tarifinin yapılamaması yatıyor.” Evet, çok haklı. Özellikle 11 Eylül sonrası Bush ve Blair NATO’yu resmen bir işgal örgütü olarak işlevlendirmek istediler. Ama AB’nin ve Rusya’nın faklı yönelimi NATO’nun bir “anti-terör” örgütü olarak yeniden yapılanmasını önledi. Aynı makalenin sonunda Hamilton çok ilginç bir şey daha söylüyor: “Deniyor ki, NATO olmasaydı, onu icat etmek durumunda kalırdık. Tam tersi doğru. NATO olmasaydı, bu dönemde çok daha farklı bir şey icat ederdik. Afganistan’a illa bulaşacaksak, bunu farklı bir biçimde yapardık. Eski Sovyet cumhuriyetlerindeki demokrasiyi garanti altına almanın aracı olarak AB üyeliğini kullanırdık. Ve bağımsız bir Avrupa savunma gücü oluştururduk. Bükreş’teki korku verici ihtimal şu: Geleceğine dair zor sorularla yüzleşmeden NATO’nun yeni yönlere çekilmesine göz yumarak, bütün bir ittifakın üzerine kurulduğu temeli yıkma tehlikesine giriyoruz.” Hamilton’a teşekkür etmek lazım. ABD başkanlık seçimlerinden sonraki ABD dış politikası ancak bu kadar iyi özetlenebilirdi. Benim iddiam şu: Ukrayna, Gürcistan bizden önce AB üyesi olacaklar. Yani Hamilton’un dediği olacak; AB genişlemesi, NATO’nun da şemsiyesiyle doğuya doğru hızlanacak. ABD, Irak, Afganistan sorunlarını militarizmin batağından çıkarak halletmeye çalışacak. İşte tam burada geleceğin işaretlerini de buluyoruz: “ABD’nin dünya sistemi içindeki hegemonik konumu kaçınılmaz bir biçimde son bulmaktadır. Keza, Wallerstein de, önümüzdeki çeyrek yüzyılın sonunda dünya ekonomisinin büyük “aktörleri” içinde ABD’nin en zayıf konumda olacağını öngörmektedir. Ona göre, yeni bir kutuplaşma sürecinin sonunda Amerika’nın Çin ve Japonya’nın egemen konumda olacakları bir Doğu Asya gruplaşması ile işbirliğine mahkûm olması; Rusya’nın ise Avrupa ile bütünleşmesi beklenmelidir.” Bu Wallerstein yorumu Korkut Boratav’dan. Ayrıca Boratav, Wallerstein’ı 21. yüzyılda yaşayan birkaç bilgeden biri sayıyor.
Şimdi yukarıdaki tespit iddialı, ama son NATO zirvesi ve ABD’den başlayan kriz dâhil, bütün işaretler bu tespiti doğrular yönde. İkincisi bu tespit Türkiye’yi çok ilgilendiriyor. Yani Türkiye için, bu tespitten hareket edersek şu sonuçlar ortaya çıkıyor: 1) AB genişlemesi Rusya’nın da onayıyla ( AB-Rusya şu an dünyadaki en büyük enerji ortaklarıdır. Almanya ve Fransa Gazprom’a proje ve hisse bazında ortaktır.) doğuya doğru hızlanacak. Belki Ukrayna Türkiye’den önce AB üyesi olabilir ama Türkiye’de mutlaka üye olacak. 2) ABD-Türkiye ilişkisi ağırlıklı olarak AB üzerinden yürüyecek. 3) Türkiye, “yaramazlık etmezse” –darbe, hukuk dışı “hukuk” gibi- Irak pazarı ve petrollerinde söz sahibi olacak. 4) Kürt sorunu, Kıbrıs sorunu bu çerçevede çözülecek.
Kapatma davası, Ergenekon vb işleri mi soruyorsunuz? Geçin onları bitti o işler. Hamilton ne diyordu? “Geleceğe ait zor sorularla yüzleşmeden bu günün adımlarını atamazsınız.”
Share on Facebook

