VOB NASIL ÇALIŞIR; ÖNEMİ NEDİR?

Posted by cemilertem | Posted in İstanbul Üni. Verilen Dersler | Posted on 24-06-2008

0

KOBİ’LER VADELİ İŞLEM BORSASI’NDAN NASIL YARARLANIR?

 

Artan küresel dalgalar ve ekonomik kriz tehdidi KOBİ’lerin piyasa risklerinden korunması kaçınılmaz kılıyor.  Risklerini korumaya alan eden firmaların kredi derecelendirmeleri daha yüksek olacağı için bankalardan düşük maliyetli kredi temin etmek daha rahat olacaktır.   

 

Dış ticaret firmaları ve  üretimlerinde ithal ara malı kullanan sanayi şirketleri için dalgalı kur rejiminden sonra döviz hareketleri önemli bir risk unsuru haline geldi. Bunun önemini 2006  Mayıs ayındaki ve 2007 Şubat ve şimdiye kadar süren volatile ve daralmadan  sonra firmalar daha iyi anladı. Kurlardaki aşırı ve ani oynamalar ihracatçı ve ithalatçıları kurlara karşı korumasız bıraktı. Geçen sene bu dönemden sonra VOB’daki işlem hacimlerine baktığımızda başta döviz kontratları olmak üzere büyük sıçramalar yaşanmıştı. Son iki aylık dönemde de VOB’daki işlem hacimlerine baktığımızda önemli gelişmeler görüyoruz.   

 

Büyük ölçekli kurumsal şirketler ve finans kuruluşları zaten bankalardan kur riskinden korunmak için forward işlemleri yapmaya alışıklar. Büyük hacimlere sahip bu şirketlere yerli ve yabancı bankalar uygun vadelerde ve maliyetlerde tezgah üstü piyasalarda hedge etme olanakları sunarlar. Piyasamız yeterli derinliğe ulaştığında bu kurumlar aynı mantıkla VOB’da da rahatlıkla işlem yapabilirler.

 

KOBİ’ler her zaman bankalardan forward yapma imkanı bulamayabilirler. Küçük hacimlere sahip KOBİ’lere  VOB’dan döviz kontratları yoluyla korunmak uygulamadaki kolaylıklar  nedeniyle çok uygundur. VOB’daki mevcut derinlik KOBİ’lere çok rahat işlem yapma fırsatı verir. VOB firmaların piyasaya erişim imkanı ve değişik vade seçenekleri ile hedge etmek için ideal çözümler sunabilmektedir. Alıcı ve satıcıların belirlediği bir piyasa yapısına sahip olan Vadeli Kontratlar KOBİ’lere kontratın vadesinden önce de alım satım fırsatı verir. Bu esnek yapısıyla vadeli işlemler borsasında işlem yapmak çok kolaydır.  

 

İthalatçı firma kendi ürününü YTL bazında sattığında döviz kurlarının beklenmedik yükselmesine karşı korunmak için ileri vadeli döviz kontratı alabilir. İhracatçı firma da döviz kurlarının beklenmedik düşmesinden korunmak için ileri vadeli döviz kontratı satabilir. Bir ihracatçı KOBİ için ileride düşük döviz kuru ile karşılaşmak pek istenen bir şey değildir. İthalat yapan KOBİ için de kurların ani yükselişi hazırlıksız bir maliyet artışını beraberinde getirir.

 

Birazdan örneklerde de göstereceğim gibi Korunma amacı ile yapılan işlem, spot piyasadaki mevcut pozisyona karşılık, vadeli piyasada ters yönde pozisyon alınarak yapılmaktadır. Spot piyasa işlemleri ile dövizdeki dalgalanmadan korunma imkanı çok kısıtlı ve maliyetlidir. Vadeli sözleşmeler ile bu kolaylıkla gerçekleştirilebilir.

 

Şimdi ithalatçı ve ihracatçılar için iki korunma modeli yapalım.

 

Korunma İşlemine Örnek-1
İhracatçı

n      Örnek: Tekstil ihracatı yapan bir ihracatçının 30 Haziran 2008’de 1 milyon Dolar alacağı olduğunu düşünelim. Bugün 30 Haziran Vadeli Dolar kurunun 1.3600 YTL olduğunu varsayalım.

 

n      Risk: İhracatçının alacak tahsili yapacağı tarihe kadar kurun düşmesi. 30 Haziran’da Dolar kurunun 1.2500 YTL’ye düştüğünü varsayalım. İhracatçı kur riskine karşı hiçbir önlem almazsa alacağı 110,000 YTL değer kaybına uğrayacaktır.

 

n      Korunma: İhracatçı bugünden VOB’da 1 milyon Dolar büyüklüğünde 1.3600’den 30 Haziran Vadeli Dolar sözleşmesi satar. Böylece ihracat gelirinde Doların düşmesi sonucu meydana gelen 110,000 YTL’lik kayıp vadeli işlem sözleşmesindeki kazançla dengelenir.

 

 

DOLAR VADELİ SÖZLEŞMESİNDE KISA POZİSYON ALARAK RİSKTEN KORUNMA

İhracat Tutarı

1,000,000  USD

Tahsilat Tarihi

Haziran 2007 (2 ay sonra)

Piyasa Riski

Doların değer kaybetmesi

Sözleşme Büyüklüğü

1,000 USD

Bugünkü Vadeli İşlem Fiyatı

1,3600 YTL/$

Satılacak Sözleşme Sayısı

1,000,000/1,000=1,000(Kısa)

 

2 Ay Sonraki Dolar Kuru(YTL)

1,000,000 USD’nin Satılmasından Elde Edilen Gelir(YTL)

Vadeli Sözleşme K/Z(YTL)

Toplam Gelir(YTL)

1,4000

1,400,000

-40,000

1,360,000

1,3600

1,360,000

       0

1,360,000

1,2500

1,250,000

110,000

1,360,000

 

 

 

 

İTHALATCI

 

Hammadde İthal Eden Metal Eşya İle Uğraşan Bir Şirket

 

Ø      Hammadde ithal eden bir şirket 100 Bin USD’lik ithalat yapmıştır.

Ø      USD spot kuru 1.33 YTL’dir. Haziran vadeli sözleşme VOB’da yine aynı gün 1.3600 YTL’dir.

Ø      Şirketin Nisan sonunda ithalat ödemesi için USD’ye ihtiyacı vardır.

 

Vadeli İşlem Sözleşmesi Kullanımı – Uzun

 

Sözleşme Büyüklüğü 1.000USD olan 100 adet sözleşme 1.4300YTL’den alınır:

 

Kar/Zarar: 1.6000-1.3600=0.24

0.24*1000=240YTL/sözleşme

240*100=24.000YTL (100 adet sözleşme)

 

Haziran Spot  

(Vade Sonu) Dolar Kuru (YTL)

Vadeli

Kar/Zarar

Spotta Dolar Alışı (YTL)

İthalat

Ödemesi (YTL)

1.3600

0

136,000

136.000

1,6000

24,000

160,000

136.000

1,3300

-3,000

133,000

136.000

 

 

 

 

 

Vadeli İşlem Sözleşmesi Kullanımıyla Makine Parçasının Fiyatı Sabitlenmiştir!

 

 

 

Kümelenme Türkiye İçin Sanayileşme Modeli Olabilir Mi?

Posted by cemilertem | Posted in Makaleler | Posted on 23-05-2008

0

Özet:

Kapitalizmin sermaye birikim serüveni devam ediyor. Arkasında büyük çoğunluk için yoksulluk bırakan bu serüven geldiğimiz aşamada çok önemli değişimleri önümüze koymuş durumda. Bu değişimler insanlık için bir fırsat, bir dönüşüm eşiği olabilir mi? Tekelleşmenin ve tekellerin önüne geçecek bir çıkış noktası bulmamız nasıl mümkün olur; bir alternatif model geliştirebilirmiyiz? Çalışmanın amacı bütün bu sorulara yanıt aramak.

Rekabet eden ama rekabet ettiği ölçüde birbirini tamamlayan sanayi ve hizmet kümelenmeleri (Porter, 1998) dünyada bugün teknolojinin taşıyıcısı olmuş durumda. ABD’de Detroit’te, Kaliforniya’da Silikon Vadisi’nde İrlanda’da, İtalya’da ki örnekler bunu kanıtlıyor.

Türkiye’de bilişim teknolojilerini kümelenme modeli çerçevesinde geliştirip yaygınlaştırabilir. Bunun dışında tekstil gibi katma değeri giderek düşen sektörlerde bu model ve KOBİ’lere yönelik teşviklerle istihdam yaratabilir ve gelir dağılımını ve bölgesel eşitsizliği giderecek adımları atabiliriz. Çalışmanın sonucu uygun bir teşvik politikası ile Türkiye’nin kümelenme modelleri aracılıyla teknoloji üreteceği vurgusunu yapıyor.

Anahtar kelimeler ve kavramlar: Kümelenme, Sermaye birikimi, KOBİ ekonomisi, Rekabet, Teknoloji.

Abstract:

Capital accumulation adventure of capitalism persists in going on. This adventure, that leaves poverty for a mass majority behind it, has put forth quite remarkable changes for our consideration within the current situation. Can these changes stand as an opportunity, as a threshold for transformation in favor of humanity? How is it possible to find a way out in order to obstruct monopolization and monopolies; can we develop an alternative model? The aim of this study is to seek for answers to these questions.

Industrial clusters and service clusters which do not only compete but also do complement each other at the same time (Porter, 1998) has become the carrier of technology today throughout the world. Those in Detroit, California, USA, in Silicon Valley, in Ireland, in Italy can be given as supporting examples.

Turkey has the possibility of developing and expanding its information technology around cluster models as well. In addition to informatics, this model, with inducements for SMEs, can create employment opportunities in sectors of which the additional value is decreasing more and more such as textile sector; thus we can take the necessary steps to overcome regional inequality. The conclusion of the study emphasizes that Turkey will be able to produce technology through cluster models and with a commensurate inducement policy.

ABD Seçimleri Piyasaların Miladı Olacak Mı?

Posted by cemilertem | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 19-05-2008

0

Dünya 2008 sonunda yapılacak ABD başkanlık seçimlerinden sonrasına hazırlanıyor. Dünya ekonomisi ABD’deki kan değişimi ile birlikte yoluna nasıl devam edecek; Türkiye bu değişimden nasıl etkilenecek. Bu soruların cevapları ile ilgili bir yolculuğa hazırmısınız?

Dünya önümüzdeki yıldan itibaren çok önemli değişimlere gebe. Rusya’da ve ABD’de 2008 yılı içinde ve sonundaki seçimler birçok dinamiği harekete geçirecek ve değiştirecek. Türkiye, AB ve Ortadoğu’da da taşlar yerine oturmaya başlayacak. Biz bu yazıda geçen yıl başlayan ve önümüzdeki yılsonuna doğru daha da belirginleşecek değişimleri ele alacağız.

En önemli tarihlerden biri 2008’in kasımı bu tarihte Amerika’da başkanlık seçimleri olacak. Bu tarihi dünyadaki makro ekonomik dengelerin değişmeye başlayacağı milat saymak abartılı bir yaklaşım değil. Amerika’da büyük olasılıkla Bush iktidarı, yerini Demokratlara bırakacak. Bu değişim ilk önce ABD’nin dış politikasını ve buna bağlı dinamikleri etkileyecek. ABD’deki olası değişimin ikinci istasyonu ise ekonomi. Yüksek faiz, karşılıksız ama güçlü dolar politikası resmen sona erecek. ABD, kamu açığını ve dış açığını azaltmak için parasının gerçek değerine dönmesini isteyecek. Bunun için de mali yapısını ve öncü sektörlerini güçlendirmek için bir başka yol açacak. ABD’de teknoloji sektörü ve mali sektörler Clinton dönemindeki parlak günlerine dönme işaretleri verirken, Çin’de ucuz işgücü ve düşük yuan devrini bitirecek(mi?) Eğer böyle olursa bunun dünya ekonomisine olumlu etkileri orta vadede görülecek.

Yeni Dönemin Şifreleri

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 19-05-2008

0

Cemil Ertem 2007-12-25 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Aslında 2008 sonundaki Amerikan seçimlerinin güçlü dolar ve yüksek faiz politikasının sonu olacağını, buna bağlı olarak ta ABD’nin savaşa dayalı politik çizgisini terk edeceği biliniyordu. Ancak geçen yıl yapılan senato seçimlerinden Cumhuriyetçilerin ağır bir yenilgi ile çıkması her şeyin başlangıcı oldu. Şimdi Hillary Clinton’ın dediği gibi artık kovboy diplomasisi bitti. Ama FED faizleri indirmeye başladığından beri yalnız “ kovboy diplomasisi” bitmedi yüksek faize dayalı güçlü dolar politikası da bitti. Bu dünya ekonomisi için çok köklü bir değişimin işareti.

Güçlü ve karşılıksız dolar döneminin sonuna geldik. Peki, bundan sonra neler olacak?

Şunu hemen söyleyelim ki 2008’de, her şeye rağmen, bir kriz olmayacak. Tamam, ABD’de İngiltere’de hatta Avrupa’da şirketlerin çok önemli nakit sorunu var. Şirketlerin artık finansman bonosu ( commercial paper) satarak nakit bulması çok güç. Bu durumda banka sistemine hücum sürecek. Bankalarda sermaye erimesi yaşadığı için faizleri indiremiyor. Böyle olunca FED’in yaptığı faiz indirimleri piyasaya yansımıyor. Bu durumda piyasayı yönlendiren merkez bankalarının döviz swapı köprüsü kurup bankalar arası piyasaya nakit vermeleri gerçekten tek çözümdü. Bu sürecek. Üç büyük merkez bankası (FED, AMB ve JOB) 2008’de hem düşük faiz politikasını sürdürecek hem de piyasaya likidite verecek.

FED faizleri, eğer ABD’deki büyüme yılın ikinci yarısında yüzde 3’ü geçmezse, yüzde 3’ün altına çekebilir. Bunu kolay likidite ile de destekleyecek. Bu durumda Türkiye gibi ülkelere yönelik kısa vadeli sermaye girişi devam edeceği gibi, Avrupa’da da toparlanma yaşanacak. Burada merkez bankalarının denetleyemediği iki sorun var. Birincisi Çin’in yuan değerini düşük tutmaya devam etmesi, ikincisi yükselen emtia fiyatları. Bu iki sorun aslında bizimde baş sorunumuz. Yani bizdeki cari açığı ve enflasyon sorununu tetikleyen sorunlar. Bu durumda bizde ve dünyada 2008’de değişen bir şey olmayacak. Ama ABD seçimleri siyasi bir değişimi getireceği için 2008 önemli bir başlangıç yılı da sayılabilir.

Önümüzdeki yıldan başlayacak temel değişimleri şöyle özetleyebiliriz:

ABD, 2008 sonundaki seçimlerden sonraki olası Demokrat iktidarına kendisini hazırlayacak.

ABD savaş yanlısı, saldırgan politikalarından kısmen vazgeçecek ve buna bağlı olarak;

ABD’deki petrol ve eski kontrol sanayileri artık kesin olarak gerileme dönemine girecekler. Teknoloji ve bilişim sektörleri yeniden hızlı bir büyüme trendine girecekler. Dünyada mali derinleşme daha da önem kazanacak.

Avro kıtasal bir para birimi olarak dolardan daha güçlü ve geçerli olacak.

Çin’in trilyon dolarlık rezervleri erime trendine girecek. Çin daha fazla harcamaya başlayacak ve Çin orta sınıfı ortaya çıkacak. Bu gelişme ABD’den Çin’e ihracatı artırıp, ABD ekonomisini canlandıracak.

Türkiye gibi ülkelere spesifik sermaye girişi artacak. Avrupa Birliği genişlemesi ABD’nin desteği ile doğuya doğru yönelecek.

Avrupa pazarı ve Türkiye pazarı aynı pazar olarak değerlendirilecek.

Türkiye’de KOBİ’ler giderek önem kazanacak. Dünya pazarına ihracat yapan ve büyüyen yeni bir Türk sermayesi ortaya çıkacak.

İran, Irak’ın gibi ülkelerin yeni yapılanması 2009’dan sonra barışçıl yollardan hızlanacak. Suriye yeni bir pazar olarak kapılarını liberal dünyaya sonuna kadar açacak.

Ve… ABD Irak’tan çekilme hazırlıkları yaparken Rusya, İran, Türkiye ve K.Irak’taki Kürt yönetimini arkasında müttefik olarak bırakacak. Bu ABD “müttefiklerinin” ABD ile hiçbir sorunu kalmayacağı gibi birbirleriyle de sorunu olmayacak. İlginç bir yıl bizi bekliyor.

Önümüzdeki İki Yıl

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 19-05-2008

0

Cemil Ertem 2007-11-24 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

2008–2010 yatırım programı metnindeki giriş paragrafı şu:” TBMM tarafından kabul edilerek 2007 yılında uygulanmaya başlanan Dokuzuncu Kalkınma Planı ile, vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunun artırılması temel amacı çerçevesinde, “istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye” vizyonu ortaya konulmuştur.”

Gerçekten böyle mi olacak; yoksa yukarıdaki satırlar, yıllardır dinlediğimiz ve hiçbir işe yaramayacak“politik” yapacağız-edeceğiz metinlerinden mi?

Bu tür laflara ancak biz iktisatçılar kanarız; vatandaşın bu sözlere karnı tok, o olup bitene, sonuca bakar.

Şu düşen-çıkan piyasalar bir yana, bu günlerde sanayi sitelerinde, organize sanayi bölgelerinde işler pekiyi değil. İhracat yapmaya çalışan, yurtdışında malının kalitesi ile bir yer edinmiş ve kurumsallaşmış firmalar dışında kalanlar iç pazardaki talep daralmasına ve nakit sıkışıklığına bağlı sıkıntı yaşıyorlar.

TÜİK İmalat Sanayi Anketi’nde kapasite kullanım oranı, geçen yıla göre, ancak bir puan yukarıda. Ama daha önemlisi hammadde fiyatları satış fiyatlarının üstünde artıyor. İmalat sanayinde hammadde fiyatları Ekim ayında yüzde 0,9 artarken satış fiyatları yüzde 0,3 artmış. Satış fiyatlarının artmaması düşen iç talebe bağlı. Çünkü iç pazardaki talep yetersizliği iş yerlerinin tam kapasite ile çalışmamasının en önemli nedeni. YTL değerleniyor, dolar ucuzluyor ama dolarla işlem gören emtia fiyatları dünyada artıyor. Hammadde fiyatlarındaki artış sürecek. Görünen o ki iç talepteki daralma da sürecek. Çünkü imalat sanayi emek verimliliğine bağlı ayakta kalıyor. Bunun da anlamı ücretlerin düşük, çalışma sürelerinin uzun olması. Böyle olunca, çok geniş bir kesim zorunlu ihtiyaçlarını bile alamıyor.

Emek verimliliği deyince kimse, zaten canı çıkmış, KOBİ’lerin yüksek karlarla çalıştığını sanmasın. Hammadde fiyatlarının satış fiyatlarından hızlı arttığı ve reel faizin yüzde 10–15 arasında olduğu bir ekonomide karlılıkta düşük tabi. İhracat yapanların karlılığı kur dengesizliği nedeniyle düşük; iç pazara çalışanlarında faiz ve talep daralması nedeniyle düşük. Ortalama karlılık yüzde 5’lerde geziniyor.

Faizin reel olarak yüzde 15’lere dayandığı bir ekonomide nasıl ayakta kalacak binlerce KOBİ; çoğu batacak.

Önümüzdeki iki yıl çok hızlı bir sermaye temerküzü yaşayacağız.

Şimdi hükümet Ar-Ge’ye çok büyük teşvikler getirmeye hazırlanıyor. 2013 yılına kadar Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı yüzde 2’ye yükselecekmiş. Şimdilik bu oran 0,66. Bu konudaki teşvik yasası hazırmış.

Ama bu yasadan yararlanacak KOBİ’ler nerede?

Yasa çıkmadan çoğunu kaybetmeyelim.

Önümüzdeki iki yıl çok iyi geçmeyecek.