TED HOFF, KENNEDY VE ESKİ DENGELERE DAİR..

Posted by cemilertem | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 26-06-2008

0

Müptezel Kurumlar ve Geleceğin İşaretleri

Kapitalizm üretim araçlarını eskisi gibi denetleyemiyor ama siyasi kurumları eskiden daha fazla denetleyerek bunları daha fazla gericileştiriyor. İşte bu neoliberalizmin dengesidir. 

 

Dünya Amerika seçimlerini bekliyor. Amerika’nın artık yola neoconlarla devam etmeyeceği söylenebilir. Obahama’nın iktidarı önemli değişimlere gebe. Aslında yeni demokrat iktidar, J.F. Kennedy’nin öldürülmesiyle kesintiye uğrayan küresel devlet tezinin yeniden hayata geçmeye başlaması anlamına da gelecek.

1963’de J.F. Kennedy’nin ABD derin devletince öldürülmesi çok yönlü bir adımdır. Bu soğuk savaşın derinleştirilmesi iradesi olduğu kadar, silikon vadisinde ikinci savaş sonrası ortaya çıkmaya başlayan bilişim teknolojilerine, kimya-petrol ve ağır silah-demir-çelik sanayilerinin bir darbesidir de. Bu adım hem soğuk savaşı derinleştirmiş hem de, buna bağlı olarak, bugüne sarkan 1970’li yıllardaki krizi hazırlamıştır. Şimdi ABD yeni bir küresel güç olmaya hazırlanıyor. Ama J.F. Kennedy’nin bıraktığı yerden. Obahama iktidarı bence yeni bir teknolojik çağ açacak ve bunun siyasete yansıması bizi kısa sürede çok önemli değişimlere götürecek. 

YENİ BİR DÖNEMİN EŞİĞİNDE…

Posted by cemilertem | Posted in Finans Politik | Posted on 20-06-2008

0

 Geleceğin İşaretleri: Görünür ama Hassas…

Tarihçilerin belki de yüzyıllar sonra bile, anbean, tüm insanlığa hatırlatacağı günleri yaşıyoruz. Kapitalizm var olduğundan beri en önemli değişimlerinden birini yaşıyor. Kapitalizmin bu değişimi hiç şüphesiz topyekûn bir değişimi de beraberinde getirecek. Bu açıdan insanlığın değil ama kapitalizmin tarihinin sonuyla yüz yüzeyiz gibi.

Bu değişimi formüle etmek, en azından şimdilerde, çok zor. Ama özellikle solun bu cesareti göstermesi gerektiğine inanıyorum. Bugünlerde Ortadoğu’da yaşananlar, Amerikan yayılmacılığının hiç duraksamayan cüreti, bir önceki krizleri bile aratacak bir yoksullukla ve çaresizlikle gelen resesyon dalgası, bize aslında öfkenin yanında geleceğin bilgisini de getiriyor. Özellikle son bir yıldır yaşanılan ve neredeyse bir ekonomik teröre varan faiz-kur operasyonları ve likiditeyi kontrol etme müdahaleleri küresel kapitalizmin sermayenin bu birikim evresinde, her zamankinden daha fazla zorlanacağının işaretini veriyor. Ama bu eşik insanlık için yeni bir fırsatı doğuracak mı? Galiba bugünlerde en can alıcı soru bu olmalı. Bu sorunun cevabına biraz olsun yaklaşabilmek için biraz sıkıcı bir yerden başlamak gerekiyor.

İlk önce teorinin grisi…  

İki temel kavramdan ve bunlara bağlı bir hipotezden başlamak istiyorum. Önce kavramlar: