ABD Seçimleri Piyasaların Miladı Olacak Mı?

Posted by ertemcemil132 | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme | Posted on 19-05-2008

0

Dünya 2008 sonunda yapılacak ABD başkanlık seçimlerinden sonrasına hazırlanıyor. Dünya ekonomisi ABD’deki kan değişimi ile birlikte yoluna nasıl devam edecek; Türkiye bu değişimden nasıl etkilenecek. Bu soruların cevapları ile ilgili bir yolculuğa hazırmısınız?

Dünya önümüzdeki yıldan itibaren çok önemli değişimlere gebe. Rusya’da ve ABD’de 2008 yılı içinde ve sonundaki seçimler birçok dinamiği harekete geçirecek ve değiştirecek. Türkiye, AB ve Ortadoğu’da da taşlar yerine oturmaya başlayacak. Biz bu yazıda geçen yıl başlayan ve önümüzdeki yılsonuna doğru daha da belirginleşecek değişimleri ele alacağız.

En önemli tarihlerden biri 2008’in kasımı bu tarihte Amerika’da başkanlık seçimleri olacak. Bu tarihi dünyadaki makro ekonomik dengelerin değişmeye başlayacağı milat saymak abartılı bir yaklaşım değil. Amerika’da büyük olasılıkla Bush iktidarı, yerini Demokratlara bırakacak. Bu değişim ilk önce ABD’nin dış politikasını ve buna bağlı dinamikleri etkileyecek. ABD’deki olası değişimin ikinci istasyonu ise ekonomi. Yüksek faiz, karşılıksız ama güçlü dolar politikası resmen sona erecek. ABD, kamu açığını ve dış açığını azaltmak için parasının gerçek değerine dönmesini isteyecek. Bunun için de mali yapısını ve öncü sektörlerini güçlendirmek için bir başka yol açacak. ABD’de teknoloji sektörü ve mali sektörler Clinton dönemindeki parlak günlerine dönme işaretleri verirken, Çin’de ucuz işgücü ve düşük yuan devrini bitirecek(mi?) Eğer böyle olursa bunun dünya ekonomisine olumlu etkileri orta vadede görülecek.

Herkes için kriz fırsatları

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem Taraf Gazetesi Yazısı

Şu an Avrupa’lı zenginler arasında moda New-York’a gidip kelepir bir gayrimenkul edinmek. ABD’deki konut fiyatları yüzde 30–40 aşağıda gözüküyor. Buna doların avro karşısındaki düşüşünü de eklerseniz şu an ABD’de konut almanın zamanı olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu fırsatı değerlendirmek için Avrupalı seyahat firmaları şu sıralar New-York’a emlak turları düzenliyorlar.

Kapitalizmin krizleri yaratıcıdır. Eskinin işe yaramaz kurumları, üretim yöntemleri, araçları çöpe atılır. Ancak bu herkes için de yeni fırsatları öne çıkartır.

İlkönce bu yaşadığımızın bir değişim olduğunu kabul etmeliyiz. Bu değişim Roubini’nin iddia ettiği gibi; bir ayrışma(decoupling) değil, aynı yönde bir birleşme (recoupling) üzerinden olacak. ABD ekonomisinin resesyona girmesi, 2008 ve sonrasının süratli bir “recoupling” süreci olacağına işaret ediyor. Çünkü ABD, dünya GSYİH’ sının yüzde 25’ini oluşturmakla kalmıyor, ulusal parası dolarla dünya finans ve ticaret sistemini de yönlendiriyor. İşte asıl sorun burada. Bu yapı bütün dinamikleriyle değişirken onun eski kurumlarını temsil eden parasını hala dünya kullanıyor.

Doların geçersiz olduğunu yalnız Ahmedinecat söylemiyor, Greenspan’da üstü kapalı defalarca söyledi. Böyle olunca dolara bağlı statik varlık fiyatları düşerken, dinamik emtia fiyatları artıyor. İşte bu bütünleşmenin bir penceresi. Varlık fiyatlarının düşmesi dünya çapında birçok şirketi ve markayı küresel piyasalarda gerçek değerinin altında el değiştirmeye zorluyor. Ülker’in Godiva’yı alması, Beko’nun Grundig’in tamamını alması, Arçelik’in beyaz eşya devi Blomberg’den sonra Elektra Bregenz’i satın alması, Sabancı’nın kimya tekeli DuPont’un kord bezi şirketi Dusa International’ın tamamını alması Türkiye’nin yeni yönelimini gösteren çok önemli ipuçları. Türkiye sermayesi Avrupalı ve ABD kökenli markalara yönelirken doğudaki altyapısı ve pazarı sağlam firmaları da görüyor. Örneğin Efes Gürcü bira markası Lomisi’yi aldı. Anadolu Cam’da Rusya’da 95 bin ton/yıl kapasiteli bir cam ambalaj şirketi satın aldı. Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye Arap ülkelerinden doğrudan yatırım olurken Türk sanayi firmaları da Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan gibi pazarı güçlü olacak ülkelerde yatırım yapacaklar. Çok hızlı bir bütünleşme sürecine giriyoruz. AB bütünleşmesi, eğer Türkiye’de çıkarları gereği buna direnen güçler olmasaydı, çok daha hızlı yol alacaktı. Ama yine de Türkiye AB ile bütünleşirken bu dinamiğin yönlendirdiği çıkışla doğu ile de entegre olacak.

Peki, bu durum orta ve uzun vadede Türkiye büyük sermayesi için bir fırsat tamam, ya çalışanlar ve işçi sınıfı? Kesinlikle onlar için de bir fırsat.

Türkiye, dünyanın bir parçası oldukça tüm dünyada çalışanların, yoksulların mücadelesinin kazanımlarını da içine alacak.

Örneğin yeni sosyal güvenlik yasası küresel bir düzenleme. Sanıldığı gibi bu yasa IMF direktifi ve AKP işbirliğiyle değil, Washington uzlaşısının bir sonucu olarak gündeme gelmiş ve yasalaşmıştır. Bu yasanın çalışanlar lehine değişmesi ancak kurumsal küresel ittifaklar ve eylemliliklerle olabilirdi.

Burada iki şey yapılabilirdi; birincisi küresel düzeyde alternatif yeni bir sosyal güvenlik sisteminin dünya vatandaşlığıyla birlikte oluşturulması. İkincisi bunun, Türkiye’de eski yasanın yerine getirilmesi için küresel ve yerel eylemlilikler ve ittifaklar.

Evet, yalnızca küresel bir işçi hareketi ve bu alanda sınırların kalkması bile 21. yüzyıla damgasını vuracak bir gelişme. Ama bundan ötesi kafa ve kol emeği arasındaki farklılıkların giderek erimesinin heyecan verici sonuçları olacaktır. Evet, herkes için fırsatlar yüzyılındayız