2008 KRİZİNİN DİNAMİKLERİ (Birikim Dergisi/Aralık-Ocak/2009

Posted by cemilertem | Posted in ABD, Kriz, Küreselleşme, Finans Politik | Posted on 17-01-2009

1

2008 KRİZİNİN TARİHSEL-YAPISAL DİNAMİKLERİ ÜZERİNE

 

GİRİŞ YERİNE

 

2008 krizi halen devam eden ve gerçekten hepimizi çok şaşırtacak gelişmelere gebe bir dönüşüm. Dolayısıyla böyle bir ekonomik-toplumsal [1] dinamiğin tam başlangıcında onu irdeleyen bir yazı yazmanın zorluğu ortada. Örneğin Yunanistan olayları bu krizin ve küreselleşmenin şu anki aşamasının sonuçlarından biri olduğu gibi, küreselleşmenin yeni siyasi açılımlarının başlangıcı ve ipuçlarını da bize anlatıyor olabilir.

Bu kriz, kapitalizmin yetmişli yılların ilk yarısında girdiği krizin vardığı eşik olduğu kadar kriz sonrası karşımıza çıkacak toplumsal dönüşümün ve yeni siyasi oluşumlarını hazırlayıcısı (nedeni) olarak da ele alınabilir.

Bundan dolayı bu yazıda oldukça iç içe geçmiş bir neden-sonuç diyalektiğini izleyeceğiz.

Bitenler ve bitenlerin eteklerinden dökülen taşlar yeni dönemi belirlemeyecek ama “başlangıçların” politik hatta toplumsal köklerinin nereye dayandığını da bize anlatacak.

Bu anlamda “başlangıç” için işimiz hem kolay hem zor. Kolay; çünkü artık neyin-nelerin bittiğini kesin olarak biliyoruz. Bir çizgi çekebiliriz. Ama işte zor, tam da bu kolayın kıyısında başlıyor. Çünkü artık-dolayısıyla- yeni bir “şeyi” baştan anlatmak zorundayız.

 Anlatmak diyorum; çünkü şimdilik – o da belki-  bazı şeyleri anlatabiliriz. Daha ötesi, yani inşa etmek, oluşturmak ve elle tutulur bir hale, hayatın bir parçası haline getirmek, herkesin teslim edeceği gibi, biz anlatıcı ve aktarıcıları çok aşan bir durum. Yani siyasetin ama –hem de- yeni bir siyasetin, hayatın içinden, yeni dönemi anlayarak çıkan, siyasetin-tabii onun aktörlerinin, nesnelerinin- işi. Bundan dolayı bu yazı bu krizi ve sonrasını anlatmaya “bitenlerin” diyalektiğinden başlayacak. Bir tarihsel dönemde yolculuk yaparken 2008 krizini hem neden hem de sonuç olarak ele alacağız. Ama bunun sentezi “başlangıçlar” la başlayacak.

Atina sokaklarındaki “anarşist çocuklar” bir başlangıç mı? Obama ve kurtarılmayı bekleyen Amerikan otomotiv endüstrisi bugün bize neyi anlatmaktadır?

 John Calhoun’un dediği gibi: “ Eskinin çürümesi ile yeninin oluşumu ve yerleşmesi arasındaki zaman aralığı, bir geçiş dönemini oluşturur; bu dönem her zaman kaçınılmaz olarak belirsizliklerle, kafa karışıklıklarıyla, yanılgılarla, çılgın ve ateşli fanatizmlerle yüklü

olacaktır.” [2]

İşte bugünü anlatmanın -yani bir geçiş dönemini- Colhoun’un dediği gibi, her zaman önemli bir riski olacağından, ondan önce kapitalist işbölümünden başlayarak, üretiminin ve onun araçlarının-teknolojinin- değişiminin temel-iktisadi- yasalarını ele alalım.  

DİYALEKTİK BİR UMUT

Posted by cemilertem | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 26-07-2008

0

Bu haftanın en önemli ekonomi haberi İstanbul Sanayi Odası’nın 500 büyük sanayi kuruluşu raporu idi. Bu raporun ayrıntıları bize şimdilerde yaşadığımız siyasi alt-üst oluşun da ipuçlarını veriyor aslında. Rapor, çok açık olarak, Türkiye’nin bir değişim geçirmesi gerektiğini, bunun geciktiğini ortaya koyuyor. Türkiye sanayiinin temelini oluşturan şirketlerin hâlâ ölçeğe dayalı büyüme tercihi içinde olduklarını ve büyüklük ölçümlerinin de buna göre yapıldığını gözlemliyoruz. Oysa 20. yüzyılın son çeyreğinde çözülmeye başlayan “ölçek ekonomileri” ve ölçeğe göre tasarruf ilkesi, ürün üretebilme hacmi, makine parkını anlatan kapasite değişkeni kavramları geride kaldı. Artık pazara uygun ve yeni ürünler üretebilme kapasitesi, esnekliğe küresel boyutta yanıt verebilme yeteneği, teknolojik verimliliği arttırabilme ve buna ayak uydurabilme boyutu öne çıktı. Yani ölçek iktisadının yerini esneklik temelli kapsam iktisadı aldı.