TÜRKİYE’DE GÖKKUŞAĞININ İKİ GÜÇLÜ RENGİ

Posted by ertemcemil132 | Posted in aktüel dergisi yazıları | Posted on 11-03-2010

0

  Türkiye geçen ay Şakir Eczacıbaşı’nı kaybetti. Hani hep denir ya; “bizde de burjuva mı var canım, burjuva dediğin sanattan anlamalı, hatta sanatın bir dalını icra edebilmeli, bizdekiler parayı bulunca şehre göçmüş kasabalı toprak zenginleri”  Eh, ne demeli bir zamanlar yerli yersiz dillerden düşmeyen bu “saptamanın” tabii ki dışında, aykırı bir örnekti Şakir Eczacıbaşı. Ama burjuva olmak sadece sanattan, bilimden, politikadan anlayacak kadar eğitimli olmayı ve gerekli kültür birikimini içselleştirmeyi mi gerektirir sadece.

Burjuva, her şey den önce bir sınıfın adı. Devrim yapan bir sınıfın. Bu anlamda burjuva politiktir. Burjuva, kendi sınıfının nefes alamayacağı bir ortamda yaşayamaz. Eğer yaşarsa özünü, yani sınıfsal özelliklerini kaybeder. Bırakın sanat gibi “ince” zevkleri ve faaliyetleri olmasını, ekonomik olarak var olamaz. Yani yatırım yapamaz, iş kuramaz ve yok olur.

Ya da Türkiye’de olduğu gibi yağmacı bir devletçi anmayışın bir parçası olarak, burjuva değil ama egemen yoz bir zengine dönüşerek yaşamını sürdürür.