TÜSİAD’ın Önerileri ve Attali Planı
Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008
0
Cemil Ertem 2008-03-01 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı
TÜSİAD, ekonomi yönetimiyle önceki gün yaptığı toplantı öncesi katılımcılara Sarkozy’nin düşünür ve iktisatçı Attali’ye hazırlattığı planı dağıtmış. TÜSİAD’ın ekonomiyle ilgili paketi de daha çok içinde bulunduğumuz durgunluğa yönelik acil önlemleri kapsıyor. Ancak bunların içinde uzun vadeli reformlar da var. TÜSİAD’ın, bu adımı ve Fransa’nın Attali planını öne çıkarması bizce iki önemli vurguyu içeriyor:
Birincisi; ekonomi, dünyadaki daralmaya da bağlı olarak, şu günleri acil müdahaleler olmadan kazasız atlatamaz. Burada IMF şartlarını da yerine getirmemiz yeterli değil; bizim kendimize özgü acil önlemleri almamız gerekir.
İkincisi: “K.Irak müdahalesini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Türkiye, muhataplarıyla (ABD ve Kürt yönetimi) acil olarak anlaşmalıdır. Savaş üzerinden ve savaşa dayalı bir ekonomi ve büyüme istemiyoruz.” TÜSİAD, yapılan müdahalenin ancak ABD’nin çizdiği sınırlar ve süre içinde olmasını istemektedir. Çünkü böyle olursa bu müdahale amacına ulaşır. Bu amaç da çok açık olarak: Türkiye’nin Kerkük konusunda masaya oturması ve enerji hatlarının, yeni dönemde, kontrol mekanizmasının dışında kalmamasıdır. Uzun vadeli amaç ise; Irak ve Ortadoğu pazarında Türkiye’nin hatırı sayılır bir oyuncu olmasıdır. Asker bu iki “ulvi” amaç için orada. Ama Türkiye’de, Türkiye’nin emperyal bir güç olarak savaşa dayalı büyümesini isteyenler de var. Bu kesim hala çağdışı büyüme ve kapalı ekonomi anlayışından hareket ediyor.
Yatırımların gelirden bağımsız talep yaratıcı olarak devlet tarafından devreye sokulması Keynes iktisadında kısa dönem çaresidir. Keynes’in önerisi talep yanlı sorunların kısa dönemde çözümü içindir. Ancak Harrod’un Keynes’ten sonra 1930’ların sonunda geliştirdiği yaklaşım, yatırımların talep yanında kapasite yaratma yönünü de ele alır ve bunun, Keynes’in aksine, uzun dönem çaresi olduğunu söyler. Bu yaklaşım, onu ortaya atan ve savunanlardan bağımsız olarak, toplumun değil devletin üretmesine dayanan bir ekonomiyi öne çıkarır. Devletin toplum yerine üretimi ise her alanda tekliliği getirir. Ekonomide, siyasette, kültürde tek bacak üstünde yürümek baskıcı, otoriter ve içe kapalı bir yapının ilk işaretleridir. Böyle toplumların, saldırgan, milliyetçi ve gereğinden fazla silahlanan ordular temel direği olur. Silahlanarak ve ele geçirerek ayakta durur bu toplumlar. Yurttaşlarının ne kazandığı ne yediği-içtiği önemli değildir. Çünkü talebi devlet yaratır; bireyler değil.
Şimdi TÜSİAD’ın hükümetin önüne örnek olsun diye koyduğu Attali Raporu, yukarıdaki çağdışı yaklaşım dışında, önemli bir açılım. Rapor, eğitim ve teknoloji seferberliğine dayanıyor. Yeni ve çağdaş bir sosyal güvenlik sistemini, KOBİ’lere yönelik kapsamlı reformları ele alıyor. Ancak Attali Raporu’nun önemli bir yanı da vilayet düzeyindeki idari yapıyı 10 yıl içinde ortadan kaldıracak olması. Bunun yerine Attali, demokratik yerel yönetimler öneriyor.
Rapora göre, bölgesel yerel yönetimler öne çıkacak ve büyük şehir belediyeleri yönetimde etkin olacak.
TÜSİAD, Türkiye’nin artık 19. ve 20. yüzyıldan kalma anlayışlarla kalkınamayacağını, tam aksine etrafı dikenli tellerle çevrili bir kışlaya döneceğini görüyor.
Ama sonuçta, TÜSİAD işin sermaye yanını temsil ediyor. Toplumun geri kalanı da kendi çıkarları konusunda TÜSİAD kadar etkin olmalı.

