KAPATMA DAVASI EKONOMİYE EN BÜYÜK İHANET OLUR!

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 18-03-2010

0

 

Yeni bir kapatma davasının söylentisi bile piyasaları altüst etmeye yetti. FED’in faizleri sabit tutma kararı ile gerileyen dolar ve dün sabah itibariyle yükselme eğilimde olan borsa öğleden sonra kapatma davası söylentisiyle yönünü aşağıya çevirdi. Ve yaklaşık yüzde 2’lik aşağı bandına oturdu. Eğer kapatma davası söylentisi yarın daha da ciddi bir hal alırsa yavaş yavaş kıpırdayan faizlerinde hızla yukarıya tırmanacağını göreceğiz. Piyasaların kapatma davası endişesi haklı. Çünkü aşağıdaki veriler bize ekonominin yavaş ama kararlı bir düzelme temposu içine girmekte olduğunu gösteriyor. Kapatma davası bu tempoyu bıçak gibi ortadan ikiye bölecektir. Düzelmekte olan bütçe dengelerini bozacaktır. Çünkü bu durumda iktidar, hiçbir dengeyi gözetmeden erken seçime gazına basacaktır. Sonuçta işsizlik artacak, düzelmekte olan ve yerini oturmakta olan dengeler hızla bozulacaktır.

 Bu açıdan tabii ki kapatma davası ekonomiyi bu sefer, geçen seferkinden çok daha derin etkileyecek.

Öte yandan FED’in faiz artırmayacağını belli idi. Çünkü ABD yüksek faiz, güçlü dolarla ayakta kalamayacağını biliyor. Ancak aynı adımı Çin’den bekliyor.  Bununla ilgili değerlendirmemiz aşağıda. Ancak ABD ve Çin kapışmasından Türkiye kazançlı çıkabilirdi. Ama kapatma davası ve darbe tehditleri bugün Türkiye ekonomisinin en büyük düşmanıdır. Kapatma davası açılırsa AKP çok hızlı olarak erken seçime gidecektir. Bu gelişme Türkiye’nin tam iki yıl kaybetmesi anlamına gelir. Bu iki yıl Türkiye’ye sermaye girişleri duracaktır. Bunun olası sonuçları üzerinde şimdiden yorum yapmak erken ancak çok olumsuz gelişmeler olacağını ve büyümedeki çıkış ivmesinin duracağını, düzelmekte olan, işsizlik oranlarının yeniden yüzde 14 ve üzerine çıkacağını söyleyebiliriz. Şu an açılacak bir kapatma davası Türkiye Cumhuriyet tarihinin, ekonomik olarak, en büyük ihanetlerinden birisi olacaktır. 

 

SANAYİ ÜRETİMİ, KRİZ ÖNLEMLERİ, DOLAR VE BÜTÇE…

Posted by ertemcemil132 | Posted in Türkiye Yazıları | Posted on 13-03-2009

1

SON EKONOMİK GELİŞMELERLE İLGİLİ NOTLARIMIZ

Sanayi üretimindeki düşüşte üzerinde durmamız gereken en önemli husus sermaye malları imalatındaki daralma olmalıdır. Sermaye malları imalatının yüzde 44’e ulaşan daralması, yatırımların son çeyrekte durmakta olduğunu bize gösteriyor. Şubat ayında imalat sanayi kapasite kullanım oranı geçen yılın aynı ayına göre 15,5 puanlık düşüşle %63,8’e geriledi. Kamuya ait işletmelerde kapasite kullanımı 2,1 puanlık artışla %86,2’ye yükselirken, özel imalat sanayinde kapasite kullanımı 15,1 puanlık düşüşle %63,6’ya geriledi. Kapasite kullanım oranı Ocak ayına göre değişmese de, TÜİK tarafında hesaplamada kullanılan kapsam ve ağırlıkların her yıl Şubat ayında değiştirilmesi nedeniyle Ocak ayı ile bir kıyaslamada bulunmak sağlıklı bir sonuç vermeyecektir. Ocak ayında en sert düşüşünü yaşayan sanayi üretimi verisinden sonra kapasite kullanım oranının da tarihi dip seviyelerinde bulunmasının, Para Politikası Kurulu’nun önümüzdeki hafta gerçekleştireceği toplantıda faizleri indirmek için teşvik edeceğini düşünüyoruz.

Bu konuda aşağıda özetini verdiğimiz çalışma rehber niteliğinde buradaki önerileri yineliyoruz.  

SON SANAYİ ÜRETİMİ DÜŞÜŞÜ ÜZERİNE

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Türkiye Yazıları | Posted on 13-02-2009

0

 

 

sa ve Orta Dönemde Yapılması Gerekenler

Sanayi üretimindeki düşüş önümüzdeki aylarda sürecek mi?  Bu sorunun yanıtı bize Türkiye’nin krizden ne ölçüde etkileneceği de verecek. Ancak şu gerçek ki Türkiye’nin potansiyel büyüme hızıyla gerçek büyüme hızı arasındaki fark giderek açılıyor. 

Türkiye’de emek verimliği sürekli arttığı halde içerilmiş teknolojiye dayalı ve istihdam yaratıcı büyüme gerçekleşmemektedir. Nitekim son 6 yıldaki büyüme emek verimliğine ve küresel sermaye girişlerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Burada sermaye verimliliği -ama giderek azalan oranda- gerçekleşmiştir. Sermaye yatırımlarının marjinal verimliği, teknoloji verimliliği ile desteklenmediği için, giderek düşmektedir. Ancak burada vurgulanması gereken bir diğer önemli noktada sermaye mallarında ithalata dayalı çizginin hala kırılamamış olmasıdır. Burada iki önemli değişkene dikkat çekmek isteriz: Birincisi tasarruf oranıdır. Bu yüzde 16 civarındadır. Oysa gelişmekte olan Asya da bu oran yüzde 30–40 arasında değişirken, OECD ortalaması da yüzde 23’tür. İkinci önemli değişken sermaye/hâsıla rasyosudur. Bu oran, sermaye stokunda oluşan değişimin toplam üründe ortaya çıkardığı artışı bize verir. Türkiye’de bu oran yüzde 2,5 civarındadır. Şimdi Türkiye’nin istihdam yaratıcı sürdürülebilir bir büyüme yaratması için sermaye/hâsıla katsayısını yükseltmesi (en az yüzde 5 civarı) ve tasarruf oranının artması gerekir. Şimdi bunu küreselleşme döneminde ve açık bir ekonomide nasıl sağlarız? Bunun için Türkiye’nin kriz sürecinde en çok etkilenecek sektörleri ayakta tutmaya çalışarak sermaye verimliliği yüksek üst teknoloji sektörleri desteklemesi gerekecektir. Yaptığımız çalışmada imalat sanayi ve alt sektörlerde krizden en çok etkilenecek sektörleri saptadık. Buna göre: