Ekonomi ve politika üzerine 10 tez

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları, Türkiye Yazıları | Posted on 17-04-2009

2

Şimdi yaşadığımız bu günler 21. yüzyılı, belki daha sonrasını da belirleyecek nitelikte. Ancak, temel dinamikler ve çelişkiler üzerinden bir analiz yaptığınızda hem bu günleri anlatan hem de geleceği anlatan 5-10 başlık belirleyebiliyorsunuz. Bu konularda bütün bu süreçte yazmaya çalıştım. Bazı önemli konularda tekrara düşmeyi göze alarak iki-üç defa yazdım. Ama sanıyorum şimdi bütün bunları alt alta yazıp “işin hülasasını” çıkarma zamanı da geldi. On temel tez belirledim geleceğe yönelik. Bunlar hemen hemen her gün konuştuğumuz “şeyler.” Bütün bu önemli başlıkları “şeyleştiren” yazılı ve görsel basının kendisi. Yoksa akademik düzeyde hem bizde hem de dünyada daha önce de yazıldı, söylendi. Neyse başlayalım.

Savaş bölgeleri dinamiği (Devlet mi; piyasa mı?)

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 06-02-2009

1

Savaş sonsuz kötülüklerin sonucu ve anası ama savaşın yadsınamaz bir özelliği daha var; o da savaşların toplumların o anki siyasi ve ekonomik durumunu olanca çıplaklığıyla gözler önüne sermesi. Yine öyle oluyor. İsrail saldırısının acısı ve etkisi zamanla geçecek gibi değil. İsrail’in bu son operasyonun bölge ve insanlık üzerindeki etkilerini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Öte yandan Filistin halkı, yeniden ne denli yalnız olduğunu, yıllarca nasıl korkunç bir yoksulluğa mahkûm edildiğini görüyor.

Bugün dünyanın en yoksul bölgeleri aynı zamanda, yıllardır süren bitmez tükenmez bir savaşında pençesi altında. Bu bölgelerle dünyanın geri kalanı arasındaki gelir ve refah farkı da giderek açılıyor. Şöyle bir şey iddia ediyorum: Savaş bölgeleri aynı zamanda dünyada geler dağılımının en bozuk olduğu ya da bozulmakta olduğu bölgelerdir. Ve buralarda kapitalizm özellikle çarpık geliştirilmiştir. Toplumun kendi “iç” dinamikleriyle gelişimine izin verilmemiştir. İşte bu müdahale, bu bölgelerin kapitalizm öncesi, aile, aşiret daha sonra da çarpık devletçi kapitalizmin ürünü olan ulus-devletlerin elinde giderek yoksullaşmasına yol açmıştır. Buralarda-yarım yamalakta olsa- kapitalizmin piyasası hiç bir zaman olmamıştır ve zaten olmaması içinde çomak sokulmuştur. Devlet her zaman belirleyici olmuş ve otarşi hakların kaderi sayılmıştır. Bu bölgeler baskıcı bir devlet geleneğinin yoksulluğunda kavrulurken, dişarısı yani hakim kapitalizm bu bölgelerden başlayan savaşlarla hem geçerli sermaye birikim rejimine uygun düzenlemelerini yapmış hem de buna uygun yeniden paylaşımı gerçekleştirmiştir. Dikkat edilirse bu bölgeler hammadde, enerji, doğal kaynaklar ve dış ticaret açısından dünyanın en zengin bölgeleridir. Ama kapitalizmi taçlandıran “piyasa” buralara hiç uğramamıştır. Bu bölgelerin savaş ve baskıcı devletin baskısının göreli de olsa sona erdiği, kesintiye uğradığı dönemlerde nasıl hızla kalkındıklarını biliyoruz.