Savaş senaryosunun Avrupa ve Ortadoğu’daki aktörleri

Posted by ertemcemil132 | Posted in Star Gazete Yazıları | Posted on 03-11-2011

0

Bir İngiliz gazetesinde çıkan Avrupa’nın krizi savaşla çözeceği senaryosu ilk bakışta pek ciddiye alınmayacak, ikinci sınıf bir Hollywood felaket filmi gibi geliyor. Ancak yine de, G-20 zirvesi yaklaşırken olan bitene baktığınızda durum, yaklaşan bir savaşı işaret etmese de, hiç de parlak değil.

Sorun yaklaşmakta olan durgunluğa karşı ne yapılacağı ve para birliğinden başlamak üzere AB’nin yeni temellerinin atılması. Ama bunu yapacak, daha doğrusu bu yalın gerçeği görecek, bir siyasi irade AB’de şu an yok. Böyle

2010 notları-3 “Muasır Medeniyet” ve madde 22

Posted by ertemcemil132 | Posted in Finans Politik, Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 31-12-2009

0

2010 birçok açıdan ilginç bir yıl olacak. Çünkü 2010’un ertesinde Türkiye önemli bir seçim sürecine girecek. Bir sonraki yılda da, yani 2012 sonunda, ABD seçimleri var. Türkiye seçimleri ABD seçimleri için, daha doğrusu Obama iktidarı için, çok önemli. Türkiye’nin “komşularla sıfır problem” hedefi, Doğu Avrupa’dan Kafkaslara kadar bütün bölgenin yeniden yapılanması hedefidir aynı zamanda. Bu çok geniş coğrafyada ABD’nin “gerekli” adımları atması yalnız ABD için değil İngiltere ve AB için de artık zorunluluktur. Ama “komşularla sıfır problem” tezi ancak ve ancak içte Kürt sorununun hal yoluna konmasıyla pratik bir yarar sağlayabilir. Kürt sorunu, AB içinde artık yalnız insan hakları sorunu değildir; bir pazar ve enerji kaynaklarına ulaşma sorunudur. Ama enerjiden daha önemli ve uzun vadeli olan pazarların açılması, Ortadoğu ve ön Asya’daki insan kaynağının hem işgücü hem de tüketici olarak devreye girmesidir. Bugün Ortadoğu’da Türkiye’nin Kürt sorunuyla yaşamasını isteyen bir tek İsrail kaldı. Daha doğrusu İsrail, tıpkı bizdeki, seçkinci statükocular gibi bir önceki “durumun” devam etmesini istiyor. Peki, bu, “bir önceki” durum tam anlamıyla ne? Aslında bunu anlatmak için çok önceye gitmemiz gerekiyor.

Mayın Tarlası

Posted by ertemcemil132 | Posted in Taraf Gazetesi Yazıları | Posted on 18-05-2008

0

Cemil Ertem 2008-03-04 tarihli Taraf Gazetesi Yazısı

Yeni dönemin ipuçları ortaya çıkmaya başladı. Mesela Stiglitz çoktan beri Bush ve ekibinin yanlışları üzerine konuşuyor. Hatta geçenlerde daha da ileri giderek Amerikan ekonomisinin geldiği noktada Greenspan’nin de payı olduğunu söyledi. Aslında doğru da söylüyor. Çünkü Greenspan başından beri yüksek faiz ve karşılıksız dolarla beslenen bir “Daimi Savaş Ekonomisinin” gitmeyeceğini biliyordu. Ama buna uzunca bir süre göz yumdu. Daimi Savaş Ekonomisi kavramı ilk kez 1994 yılında Walter Oakes tarafından kullanıldı. Bu kavram, Askeri Endüstriyel Kompleksi (AEK) öne çıkararak, ikinci savaş sonrası geliştirilen “ ileri savunma doktrini”nin yeni döneme uyarlanmasını anlatıyordu.

Bunun kısa ifadesi, deniz aşırı Amerikan müdahaleciliğin “Washington Konsensüs”’ünü gerçekleştirmek üzere yeniden ayaklanmasıydı.

Aslında bu durum “sürdürülebilir” ve rasyonel bir yapıyı bizim önümüze koymuyor. AEK ekonomisi yalnız savaş dönemlerini değil, barışçı dönemleri de kapsıyor ve kaynakların rasyonel dağılımını önlüyor. Bu ekonominin çıkmaz bir sokak olduğunu dünya şimdilerde anladı. Stiglitz, “Irak üç trilyon dolara mal oluyor; biz bu parayla hem Irak’ı savaşsız yeniden yapılandırırdık hem de sorunlarımızı hallederdik” diyor.

Amerika, bugün “gelişmekte olan ülkelere”yapılan silah satışının yüzde 40’ını sağlıyor. Yine Amerika kendisinden sonra gelen 27 ülkenin toplam askeri giderlerine eş miktarda askeri harcama yapıyor.

Rakamlar dudak uçuklatıcı: Askeri harcamaların ABD bütçesindeki çıplak büyüklüğü 400 milyar dolar seviyesinde. Buna askeri Ar-Ge, faiz, sosyal güvenlik gibi ekler binince rakam ikiye katlanıyor. İşin ilginç yanı ABD’nin askeri harcamaları soğuk savaş dönemini bile aratacak düzeye doğru tırmanıyor. O zaman Sovyetlerin ortadan kalkması bize, birçoklarının iddia ettiği gibi, yeni bir dönemi anlatmıyor.

Peki, dünya ekonomisi böyle akıl dışı bir durumu niye 60 yıldır sırtında taşıyor?

Bunun birçok yanıtı var: Ancak, bugünlerde önümüze çıkan en önemli ipucunun, 1971’de çöken para sisteminin yerine, karşılığı olan ve yapılan üretimi yansıtacak bir para sisteminin değil de, Amerika’nın militarist gücüne bağlı doların geçmesi olduğunu söyleyebiliriz. Buna bağlı olarak, geçtiğimiz 60 yılın ilk 30 yılı, artan yoksulluğa rağmen artan silahlanmayla geçti.

Bu, silah satanlarının devletlerini zenginleştirdi ama silah alanları yoksullaştırıp onlara baskıcı rejimleri getirdi. Son 30 yıldaki AEK ekonomisi ise hem yoksulluğu getirdi hem de üretimsizliği. Gelişmiş ülkeler-ki başta ABD- giderek dinamizmini kaybetti. Kendini yenilemeyen birçok sektörde kar oranları düştü.

Dünyanın üretim ekseninin “azgelişmişlere” kaydırılması da sorunu çözmedi.

Bugün 284 milyon Amerikalının, 33 milyonu yoksulluk sınırının altında, ABD’de enflasyon gelişmekte olan ülkeler seviyesine çıktı.

Bernanke, çok yerinde bir tanımlamayla içinde bulundukları durumu mayın tarlasına benzetti.

Şimdi bu mayın tarlasında ne kadar yürüyeceğimiz konuşuluyor; Marketwatch’da yer alan bir makalede bunun bir kriz olduğu ve 2011 yılına kadar sürebileceği belirtildi.

Krizin bitmesi, süreye değil de, mayınların temizlenmesine bağlı. AEK ekonomisi, karşılıksız doları, gerçek olmayan (üretime dayanmayan) bir finans sistemini ve çarpık fiyatları getirdi.

ABD mayın tarlasında daha fazla kalmayacak. Peki, onun 60 yıldır silahlandırdığı Türkiye gibiler nerede duracak? Bu sorunun yanıtını Cuma günü arayalım.